Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1221
 

Bir siyasi cinayet nasıl işlenir?

Bir siyasi cinayet nasıl işlenir?
 

Hrant Dink, bugün öğlenden sonra saat üç sularında mı öldürüldü sanıyorsunuz? Öyle sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz! Hiçbir siyasi cinayet “işlendiği anda” işlenmez. Herşeyden önce o uğursuz, lanet eylemin hayata geçebilmesi için bir ortam gerekir, bu da bazı kesimlerce adım adım yaratılır.

Bazı çıkar grupları, bazı saplantılı ve hayatlarında düşmanlıktan başka hiçbir insani duyguya sahip olmayan kişiler hedef seçtikleri çoğu zaman muhalif, azınlıktan ya da farklı düşünceleri dile getiren insanları önce çeşitli biçim ve bahanelerle suçlayarak, teşhir ederek, günah keçisi ilan ederek müstakbel fiili katillere yol gösterirler. Bazı basiretsiz devlet adamları, bazı kamu görevlileri duyarsızlık ve ihmalleriyle o cinayetin işlenmesine belki de bilmeden zemin hazırlarlar. Son olarak, olan bitene hep seyirci kalan biz sıradan ve tarafsız insanlar ise bu siyasi cinayetlere ebedi ve sonsuz sessizliğimizle omuz veririz farkında bile olmadan.

Hedef seçilen kişi ya da kişilerle ilgili yalan, çarpıtılmış bilgi ve iftiralarla bezeli asılsız suçlamalar her bahaneyle sürekli gündemde tutulur. Bu uğursuz suçlama ve iftira kampanyası gayet yasal biçimde, legal olarak yayımlanan gazete ve dergilerde, internet sitelerinde, yürüyüşlerde, mahkeme kapılarındaki protesto eylemlerinde dile getirilir. Bunları gerçekleştiren kişiler aslında hiç de gizli saklı değildir. Az çok gazete okuyan herkes bunları tanır ve bilir. Bu kampanyalar eline silah verilecek ya da o silahı kendiliğinden alacak olan fiili katiller için bir antrenman ve motivasyon süreci işlevi görür. Devletin bazı kesimlerinin bu kampanya yürütücülerinin eylemlerini hoşgörmesi, görmezden gelmesi ya da gizlice destek vermesi ise bunların daha da şımarmalarına ve daha pervasız hale gelmelerine yol açar.

Sonra öyle bir aşama gelir ki artık sözlü kampanyalar, yıldırma çabaları, yazılı tehditler yetmez. Hedefteki kişi ya da kişiler öylesine şeytanlaştırılmış ve toplumun genelinden o derecede izole edilmiştir ki artık geriye bir tek onu fiziksel anlamda ortadan kaldırmak kalmıştır. Bir kere bu ortam yaratıldıktan sonra artık tek ve basit iş bu lanetli “Nirvana”yı gerçekleştirecek bir piyon bulmaya kalmıştır. O piyon bizim gibi ülkelerde çok kolay bulunur. Bir büroya ofisboy bulmak kadar zahmetsizdir. İddia ediyorum, bugün sokaklarımızda bir yemek parasına gözünü kırpmadan adam öldürecek binlerce genç serseri mayın gibi dolaşmaktadır. Üstelik bunun yanında hedefteki kişinin ortadan kaldırılmasıyla vatana hizmet edileceği gibi bir motivasyon da varsa iş tereyağından kıl çekmek kadar kolaylaşır. İşte bir siyasi cinayet asıl olarak böyle işlenir.

Tetiği çeken kim olursa olsun, ister ahmak bir milliyetçi, ister Türkiye’yi karıştırmak isteyen bir provakatör, isterse de bir meczup olsun, asıl azmettirici adım adım yaratılan bu düşmanlık atmosferidir. Ha, isterse bu cinayet gerçekte Türkiye’ye karşı düzenlenmiş bir komplonun parçası olsun yine durum değişmez. Sonuçta bu ortamı hazırlayan sensin, yani o kampanyaların sorumluları. Bu ülkenin asıl düşmanları onlardır.

Bunları bugün ben söylemiyorum; aklı başında herkes, namuslu, vatanını seven herkes, en başta Murat Belge aylardır, yıllardır söylüyor. Bütün mesele sadece bizim değil asıl olarak sorumluluk sahiplerinin görevlerini yerine getirmesidir.

Hrant Dink, bu ülkenin gün geçtikçe solan, tek renkli hale gelen bahçesinin güzel bir çiçeğiydi. Kendisini hiç tanımasam da adım gibi eminim ki, o kampanyaların yürütücülerinden milyonlarca defa daha daha yurtsever bir insandı. Fransa’da soykırımı inkarı suç haline getiren yasa tasarısının karşısına dikilen, Avrupa Birliği’nde Türkiye’yi savunan, vatanından üç gün ayrı kalsa koşarak gelen bir Türkiye aşığıydı.

Bu toprağın bir bitkisiydi. Kökü, onu hedef gösteren, hedef seçen ve vuranlardan çok daha buralıydı. Şimdi onun bedenini ortadan kaldırarak bir rengimizi daha soldurdular. Şimdi bu cinayeti işleyen ve ona zemin hazırlayanlar yalnız adi birer katil olmakla kalmadılar bu ülkeyi biraz daha yoksullaştırdılar, dünyada biraz daha sevilmeyen, yalnız, sevimsiz, hoşgörüsüz, karanlık bir ülke haline getirdiler. Onlara milyon kere lanet olsun; umarım bu dünyada olmasa bile öteki ve ebedi alemde bu günahlarının bedelini öderler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında her gün cinayet işleniyor. Beyinler piyon olarak eğitilirken,para için her şeyi yapmayı göze alan o gençlerin taze beyinleri daha somut olarak ölmeden öldürülüyor. Kendi başına düşünemeyen, birilerinin etkisine açık bu insanlar çeşitli vaadlerle öldürülüyor ve öldürüyorlar...saptırılmış, yönlendirilmiş robotlara dönüşüp,canavarlaşıp,duygusuzlaşıp işte bugünün cinayetini işliyor. sözde fikir sahibi ve grup önderleri de yarının cinayetini planlıyor masa başında. bizim gibi düşünmeyen kaç kişi var?o zaman herkes birbirini öldürsün...yazık çok yazık. yazınızın vermiş olduğu mesajla bende buradan binlerce kez kınadığımı haykırıyorum...

guguk kuşu 
 22.01.2007 15:31
Cevap :
Katkın için çok teşekkür ederim sevgili Hatice, maalesef dediğin gibi herşey. Sevgiler, selamlar..  23.01.2007 0:10
 

Son yazısında böyle söylüyor Hrant Dink.. Diğer bir röportajında " eğer 1 gün dahi ceza alırsam açılan davalardan dolayı kalmam.. giderim" diyor.. Böylesine Türkiyeyi ve Türkü seven bir aydın.. Lanet olsun böylesi bir aydına silah doğrultan güçlere.. Lanet olsun 17 yaşındaki genç bir beyni zehirleyip kullananlara... Bu ülkede güvercinlere dokunmazlar aslında eğer dış güçlerin hakimiyetine izin verilmezse..

Hoşsada 
 21.01.2007 22:54
Cevap :
Sevili Seda, "bu ülkede güvercinlere dokunmazlar" demişti rahmetli Dink. Bu hain cinayetin en gücüme giden yanlarından biri de bu kadarlık iyimser beklentinin bile boşa çıkarılmasıdır. Keşke "dış güçler" olsaydı ama maalesef sorun içimizde. Sevgiler..  22.01.2007 9:58
 

Yazdıklarınıza son noktasına kadar katılıyorum. Özgür düşünen kafalara kurşun sıkanlara, aydınlık olmasını umduğumuz geleceğimizi karartanlara lanetler olsun!

Aynur Aksel 
 19.01.2007 23:17
Cevap :
Teşekkür ederim Aynur Hanım, ben de sizin dileklerinize katılıyorum. Selamlar.  20.01.2007 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3691
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster