Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '11

     
    Kategori
    Deneme
    Okunma Sayısı
    316
     

    Bir sonbahar monoloğu

    Bir sonbahar monoloğu
     

    Bugün yine bir sonbahar günü.. Her sonbahar gününden farklı bir gün bugün.. Kurumuş sarı sonbahar yapraklarının üzerine basarken çıkardığı çıtırtıyı duymadığımız, ağaçlardan tek tek savrularak dökülen yaprakları görmediğimiz, doğanın yeşil elbisesini çıkartıp, sarı elbisesini giydiğini fark etmediğimiz, huzurun ve aydınlığın yer almadığı bir gün bugün. Güneşin cılız ve solgun ışıklarını yeryüzüne göndererek, bizi terk edip hayatımızdan çekip gittiği, bir daha gönlümüze ne zaman doğacağını bilemediğimiz, kasvetli bir sonbahar günü bugün.
     
    Gün ortasında havanın karanlığı, çalıştığımız binanın içine çökmüştü.. Pencereye koşarak kafamı kaldırıp önce gökyüzüne sonra dışarıya baktım. Akşam olmadan sanki karanlık bastırmıştı. Kara kara bulutlar, etrafı saran grilikler, bir kıyamet gününün habercisi gibiydi. İçimde bir korku, bir ürperti belirdi. Sanki hiç aklıma gelmesini istemediğim, ruhumu acıtacak bütün olumsuz düşünceler, beni bekliyor gibiydi. Geçmişimde yaşadığım kara günler aklıma geldi. Üzerimde kabir azabı kadar acısını hissettiğim o kara günlerimi hatırladıkça içimdeki korku ve ürperti gitgide daha da belirgin oluyordu. İnsanın yaşadığı bedenen ve ruhen çektiği acılarla, bu karanlık sonbahar günü tıpatıp birbirine benziyordu.
     
    Bu havanın verdiği korku ve ürperti, sanki yapayalnızlığımı tescilliyordu. Etrafta insanlar vardı ama; sanki hepsi yapayalnızdı. Kimse kimseyi ne duyuyor ne görüyordu. Ya da kimse kimseyi ne görmek istiyor ne de duymak istiyor gibiydi.. Yalnız ve yapayalnız iken bile, kendimle yalnız kalmak istiyorum. Sadece kendi düşüncelerimle yapayalnız kalarak efkârlanmak istiyorum. Hafızamın en ücra köşelerinde kalan her anıyı, her üzüntüyü, her acıyı tek tek adeta cımbızla çekmek istiyorum. Her cımbız çekişimle, en büyüğünden en küçüğüne kadar anılarımla, canımı acıtsın istiyorum.. Canımı acıtsın ki, kendime geleyim istiyorum. Bundan sonra da; bütün acılarımı ve üzüntülerimi bir kez daha yaşamak istemiyorum. Hayattan ders aldığımı önce kendime ve sonra sevdiklerime göstermek istiyorum.
     
    Hayatımızın iyi ve kötü sürprizlerle kurgulanmış olduğunu anlamış gibiyim. Bir sonbahar günü hüznü yaşatırken, bir ilkbahar günüde mutluluğu yaşatabiliyordu.. Günler, mevsimler farklı duyguları yaşatsa bile, daimi olan bizim umudumuzun hiç bitmemesidir. Her şeyde bir hayır olduğunu, hatta her şerrin özünde bile hayra dair değerler olduğunu biliyorum. Geçmişteki yaşanan acılar, ıstıraplar, zulümler bir nevi insanı pişirdiğini de düşünüyorum. Geçmişle hesaplaşmanın yolu, öncelikli olarak hakkaniyetli bir ömür sürmenin olduğunun bilincindeyim.  Her gecenin bir gündüzü, her zulmün bir adaleti, her hastalığın bir sağlığı gibi birbirini tamamlayan değerler varsa eğer, kara bir günün mutlaka aydınlık bir sabahı, bunalımlı bir sonbaharın da mutlaka cıvıl cıvıl bir ilkbaharı da olacaktır.
     
    Asahhara

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 316
    Kayıt tarihi
    : 31.10.11
     
     

    1976 Ankara doğumluyum. Kırıkkale üniversitesi işletme bölümü mezunuyum. Bir tekstil firmasında i..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster