Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
513
 

Bir sonraki büyük kriz; işsizlik

Bir sonraki büyük kriz; işsizlik
 

İhtiyaçlarımızın çok ötesinde ürettiğimiz için, önümüzdeki yıllarda işsizliğin giderek artması kaçınılmazdır. Bir toplum için, her sabah milyonlarca eğitimli insanın uyanıp yapacak hiç bir şeyleri olmaması kadar zararlı bir şey yoktur.

Uluslararası İşçi Organizasyonu (International Labour Organization), yüksek işsizlik oranıyla karşı karşıya olan genç “yaralı” bir neslin gelişmiş ülkelerde işsizlik, tutarsız iş ortamı ve artan ekonomik hareketsizliğin tehlikesiyle yüzleştiğini ve gelişmekte olan ülkelerde de fakirliğin giderek arttığı uyarısında bulundu.

“2011 Yılı Güncel Verili Gençler için Küresel İstihdam Trendleri” şöyle yazmakta: “Büyük depresyonda iş gücüne girmek isteyen bu neslin kötü şansı sadece işsizlikten, kapasite altında çalıştırılma ve işsizlikle ilişkili sosyal rahatsızlıklar değil, ama ayrıca uzun vadede daha düşük maaşlar ve ekonomik ve politik sisteme güvensizlik de söz konusu olacak.”

Tüm dünyada aynı trendi gözlemliyoruz; artan işsizlik, artan borçlanma, açlık, fakirlik, suç, gençlerde huzursuzluk ve hiperaktivite, protestolar, az gelişmiş ülkelerde şiddetli protestolar, polis şiddeti, rejimlere karşı ayaklanma ve liderlere karşı acımasızca mafya usulü kan dökme…

Sanayi ve hizmetler ihtiyaçları karşılama seviyesine indirilince, milyonlarca insan gereksiz mal ve hizmet üretilmeyeceği için bu gereksiz işlerde çalışmayacak. Şu aşamada pek gerçekçi gözükmese de üretim sadece normal bir hayat için gerekli şeylerden ibaret olacak ve iş yükünü dolayısıyla daha fazla insana paylaştırarak insanların iş çalışma mesaisi 8-12 saat yerine günde 2-3 saate indirilebilir. 

Çözüm: İnsanlara Yeni İntegral Dünyayı Öğretecek Eğitim Programı


İş sonrası geriye kalan boş vaktimiz küresel dünyada yeni ve integral bir toplum olmaya çalışarak sosyal değişim oluşturmak ve tüm insanoğluna olumlu bir gelişim getirmek için harcanmalı. Bu eğitim bireylere ve topluma gerçek potansiyellerini uygulama ve kişisel yetenek ve becerileriyle topluma kendilerine özgü şekilde katkı sağlayabilecekler.

Şu an itibariyle, boş vaktimizin büyük bölümü eğitime adanmalıdır ve hep beraber integral dünyada hepimizin yararına işleyecek bir sistemden hepimiz faydalanalım. Devlet sponsorluğundaki eğitim iş olarak nitelendirilecek çünkü bu eğitim vasıtasıyla ilk etapta toplumda bir istikrarlı devamlılık sağlanacak gelişimimizin bir sonraki safhası da olumlu bir adımla bizlere açılmış olacak.

Bu eğitim kurslarına katılım istisnasız herkesin sosyal güvenlik alabilmesi için bir gereklilik olacaktır. Toplumda bazı kesimler, örneğin işsizlik sigortası ve emeklilik ve hapishanede olan kişiler bu eğitim programına hemen alınmalıdır. İlk hedef kurumlar arasında devlet kuruluşları ve devletten maaş veya gelir elde eden herkes: öğretmenler, polis, ordu, tüm devlet memurları ve belediye çalışanları vs gibi.

Bu eğitime giren kişiler işsizlik sigortası haklarından maaş alacaklar ve bu şekilde uzun vadede en düşük maliyetli seçenek olacaktır. Yaşadığımız küresel sistemi, dünyanın geleceğe yönelik değişimi ve hayatın bizlere ne tür şeyler getirdiğini öğrenmeliyiz. Bu eğitim bir kişinin hevesi veya bir kurumun ya da devlet liderinin menfaatine değil. Doğa ve hayat bize meydan okuyor ve bize sunduğu davetiye ise değişim. Kendimiz dışında hiç bir şeyi değiştirmemiz gerekmiyor.

Büyük medya kuruluşları bu süreçte; eğitim programları ve kursları televizyon, internet ve radyo yayınlarıyla sunarak herkesi içerik ve konular açısından güncel tutmalılar. İnsanlar sınavlara girmek durumundalar tıpkı bir ehliyet sınavına girer gibi. İşin açıkçası tüm dünya bu eğitimde yer almalıdır. Dünyanın içinde bulunduğu bu yeni koşulu insanoğluna anlatabilmek için her çeşit iletişim aracını kullanmalıyız. Toplum bu değişiklikleri ne kadar çabuk anlayıp uygulamaya başlarsa o kadar çabuk kendimizi daha güvenli, rahat ve bereketli bir dünyada yaşarken bulabiliriz.

Yeni eğitim metodu insanlar arasında ortak sorumluluğu oturtmalıdır. Halk, insanlar arasında yeni bir yaklaşımın geliştirilmesinin bir ihtiyaç olduğu bu dönemde okullar, medya kanalları, internet ve reklamlarla eğitilecektir. Nüfusun ana kesimine, her ülkedeki insanların arasındaki ilişkinin ve ülkeler arasındaki ilişkilerin bir birine bağımlı olduğu öğretilmelidir.

Aramızdaki bağ aslında o kadar sıkı ki; her birimiz diğer insanların ihtiyaçlarının karşılanması için endişe duymalıdır. Aslında hepimiz birbirimize artık geri dönüşü olmayan bir şekilde bağımlıyız, ve bu yüzden hayatımızın her katmanını bu koşula göre ayarlamalıyız. Eğer her menfaati olan grup sadece kendi ihtiyacını düşünürse, tüm sistem büyük bir çöküş içine girer.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 27.09.11
 
 

Hepimizin hayatında birden “aa” dediği anlar vardır. Yani geçmişte duyduğumuz ama takmadığımız bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster