Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
51
 

Bir Soyadı Değişikliği

Vakti zamanında devlet dairelerine biraz da eş dost yardımıyla yerleştirilmiş bulunan ve nüfus gibi önemli, iş yoğunluğu fazla yerlerde çalıştırılan kimi eğitimsiz kişiler yeni doğar çocukların isimlerini kaydederken sayısız yanlışlar yapmışlardı. Mehmet’i Muhmet, Gülistan’ı, Külistan etmiş, Mirza yerine Mırze demiş ve akla hayale gelmeyecek başka yanlışlara imza atmışlardı. 

Elbette bütün kabahat onlarda değildi. Anadolu insanı da çeşitli isimleri telaffuz ederken yanlışlar yapıyordu ve o yanlışlarıyla bir anlamda karşılarındaki memuru hatalı kayıt yapmaya zorluyordu.

Öte yandan soyadı kanunu zamanında kimi üç beş kelime bildikleri için kendilerini bir halt sayan kimselerin sonuçlarını düşünmeden eğitim düzeyi düşük vatandaşlara bazen basit bir şaka bazen de gerçekten hakaret amaçlı verdikleri abuk sabuk soyadlarının da değiştirilmesi gerekiyordu.

Onlarla ilgili davalar mahkemeleri ciddi anlamda meşgul ediyordu.

Hükümet yerinde bir karar alarak isimlerdeki yanlışları düzeltme işini bir süreliğine mahkemelerden alıp nüfus idarelerine vererek kolaylaştırmıştı. Adlarında ve soyadlarında yazım hatası olan, bilinçli ya da bilinçsiz yanlış ifadeler kullanılmış bulunan yurttaşlar bu amaçla akın akın nüfus dairelerine başvurarak gereken düzeltmeleri yapıyorlardı.

Öyle günlerden biriydi.

Memur sırada bekleyen vatandaşa hızlı bir bakış attıktan sonra;

“Buyurun beyefendi, soyadınızı değiştirmek istiyormuşsunuz...”

“Evet,” dedi kararlılıkla.

“Savunma olan soyadınızı Müftüoğlu olarak...”

“Doğrudur.”

“Tamam, yalnız göründüğü kadarıyla savunma da öyle sorunlu bir sözcük değil. Yanılıyor muyum?”

“Bilmem, benim için sorunlu.”

“Ne bakımdan?”

“İnsanlar neyi savunuyorsun diye soruyorlar?”

Memur güldü.

“Gerçekten bu soruyu soranlar oluyor mu? Peki siz ne cevap veriyorsunuz?”

Adam da gülümsüyor.

“Siz olsanız ne cevap verirsiniz?”

Memur başını iki yana sallayarak,

“Yani, her insanın mutlaka savunduğu bir şeyler vardır. Bu konunun ne olduğuna bağlı.”

“Evet, ben de karşımdaki insanın çapına, duruşuna, kimliğine bakıyorum ve uygun bir cevap vermeye çalışıyorum. O anda ruh halim nasılsa, aklıma ne geliyorsa öyle bir cevap.”

“İşe yarıyor mu bari?”

Adam gülümsüyor...

“Bazen yarıyor, bazen yaramıyor. Bazen karşımdakini kızdırıyorum, bazen eğlendiriyorum. Duruma göre değişiyor.”

Memur, başını aşağı yukarı sallarken bir süre susuyor, konuşmuyor.  Sonra da yavaşça yerinden kalkarken “affedersiniz, sizi biraz bekleteceğim,” diyor.

Adam merakla, “Hayrola?” diye sorunca da, “bu konuyu şefimle bir görüşmem gerekiyor. Bazen bizi gereksiz isim değiştiriyorsunuz diye eleştiriyor, hatta fırçalıyor. Onayını almalıyım.”

Fazla uzun sürmedi, memur geri döndü.

“İyi ki gitmişim, yoksa yine fırça yiyecektim. Şefim odasında sizi bekliyor. Koridorun solunda ikinci oda.”

“Yaa, dostum benim işim var. Dışarıda arkadaşım bekliyor.”

Memur ellerini iki yana açtı.

“Uzun sürer mi peki?”

“Sanmam...”

Vatandaş çaresiz bankodan içeri açılan paravan kapısından geçip memurun gösterdiği odaya yöneldi.

Biraz da gergin bir halde kapıyı çalıp içeri girdi. Karşısında gayet alımlı bir hanımefendi duruyordu.  Şaşırmıştı.

Kadın gülümseyerek...

“Müftüoğlu mu?” dedi.

Şaşkınlıkla ancak başını aşağı yukarı sallayarak cevap verdi ve zor işitilen bir sesle “evet” dedi.

“Hoş geldiniz, buyurun, oturun.”

“Kusura bakmayın ama sormak zorundayım, babanız müftü mü?”

“Hayır, babam taksi şoförü.”

“O zaman, dedeniz mi?”

“Hayır efendim, babam da, dedem de, dedemin babası da müftü değil. Onların büyükleri müftü müydü inanın ben de bilmiyorum ama ben Siirtliyim, +bizim oralarda şeyh ailesi olarak tanınırız. Şeyhoğlu desem biraz kibir gibi görebilirler, hem şeyhliğin resmi bir yanı yok, onun yerine müftüoğlunu tercih ettim. Kulağa daha hoş geliyor. Daha saygın bir ifade. Sizce de öyle değil mi?”

Bayan şef gülümseyerek yanıtladı.

“Kesinlikle çok daha ağır ve çok daha saygın bir soyadı bu. O açıdan bakılınca doğru bir seçim. Ne var ki, bize verilen talimat da gerçekten gerekli olmadıkça değişiklik yapmamamız yönünde. Biliyorsunuz, bir ad ya da soyad değişikliği pek çok şeye yansıyor. Bürokratik işler çıkartıyor. Memuru meşgul ediyor, bazen bazı işleri zorlaştırıyor.”

Dudağını büzerek başını salladı adam.

“Yine de sizin yeni seçimizin çok şık, beğendim. Size saygınlık sağlayacak, şeyh ailesinden geldiğinizi bilmeyenler de saygı gösterecekler. Size yardımcı olacağım.”

O sırada kurumun çaycısı içeri girince. Şef,

“Hakkı Efendi bir çay da Müftüoğlu Bey için bırakın size zahmet.”

Sonra da bilgisayarına dönüp gerekli işlemleri yaptı, karşısında duran ve onay bekleyen belgeyi imzaladı.

“İşlem tamam sayın Müftüoğlu, size ve sizden sonraki kuşaklara hayırlı, uğurlu olsun.”

Çay faslından sonra adam ayağa kalktı. Şefe elini uzattı. Gülümseyerek el sıkıştılar.

Servisten çıkarken oradaki memur da gülümseyerek “hayırlı olsun,” dedi.

*

Adam nüfus binasından çıktıktan sonra doğruca karşıdaki parkta kendisini beklemekte olan öteki adamın yanına geldi. Neşeli bir sesle;

“İşlem tamam!”

Adam da gülümsedi, neşelendi. Kalkıp ona sarıldı.

“Mükemmel oldu. Şimdi artık rahatlıkla milletvekilliği adaylık başvurunu yapabilirsin. Buradan sana en az bin tane oy gelir ki, işimizi görür. Vatandaş senin rengine, duruşuna baktığı kadar soyadının ne kadar saygın olduğuna da bakar. Gerçekte müftünün oğlu olup olmamanın bir önemi yok, seni müftü sülalesinden biri olarak düşünür. Şimdi ve bu toplumda senden saygını yok. Artık sana bu fikri verene bir öğlen yemeği ısmarlamayı ihmal etmezsin sanırım.”

Beriki gülümsedi. “Eder miyim? Buyur, gidelim.”

 

Yorum Dükkanı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir yazı.Hem okudum,hem de güldüm :) Benim ismim de aslında füsun yazılacakken,nüfus memurunun ısrarıyla fisun yazılmış.Yıllarca bu sorunu yaşadım durdum.Halâ o adama sinirlenir dururum.Elinize sağlık Şahbettin bey.Saygı ve selamlar efendim...

fisun gökduman kökcü 
 06.11.2019 16:02
Cevap :
Fisun Hanım, Benim adımın bir harfini de nüfus memuru yemiş. Şahabettin olacakken Şahbettin olmuş. Sorun etmiyorum ama tapuda, diplomada dikkatsiz elemanlar yanlış yazıp duruyorlar. İnadına düzeltmedim. Biraz da özel, özgün durduğu için değiştirmeye çalışmadım. Katkınız için çok teşekkür ederim.  06.11.2019 21:05
 

Keyifli bir yazı, hani nüfus memuru adam sormuş ya adın ne diye o da yanıt vermiş, mu mu mu mus mustafa kızgınlıkla bu ne biçim ad demiş memur, adam da babam kekeme idi nüfus memuru da o.ç.du hikayesi aklıma geldi, selamlar.

Nizamettin BİBER 
 28.10.2019 8:41
Cevap :
Tam da öyle Nizamettin Bey. Yaşanmış bir olay da ben ekleyeyim. Kars'ın köylerinden birine giden tarım memuru vatandaştan adını sormuş. Adam "Mehmet Mal" demiş. Memur inanamayıp iki kere daha tekrarlatınca da adamcağız kızmış. "Mehmet Mal diyorum, Mal, Mal, Allah dedelerimizi affetsin. Onlar da bize bu soyadını layık görmüşler," demiş. Değerli katkınız için teşekkür ederim.  29.10.2019 7:54
 

Selamlar Şahbettin bey, La Fontaine'den masallar tadında devam ne de olsa güleriz ağlanacak halimize :)) Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 27.10.2019 18:05
Cevap :
Kıymetli Dostum, Anadolu inanılmaz zenginliklerle dolu. La Fountain'in her karekterinin çok sayıda karşılığı var. Okumuşundan, okumamışından inanılmaz kişilikler var. Evet, dosta selam, yola devam.   29.10.2019 8:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster