Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
604
 

Bir Tatil, Birçok Hayat

Bir Tatil, Birçok Hayat
 

A.Nilgün Aktaş objektifinden Manavgat / Titreyengöl - Clup Pacific


Bolca tembellik, kitap okumak, düşünmek – arınmak, bolca yemek – içmek ve tabi ki birkaç fazla kilo ile dokuz günlük bayram tatilini geride bırakarak şehrime döndüm.

En önemlisi yeni insanlarla tanıştım. Birçok hayatın içine girdim, çıktım.

Bazen hüzünlendim, bazen güldüm, bazen gözlerim doldu…

Her zaman böyle oldu, tanıştıktan kısa bir süre sonra tüm hayat hikâyelerini ve sırlarını paylaştı insanlar benimle. Bundan hiç rahatsız olmadım, tam tersi çok memnunum. Hafızamda kayıtlı bir sürü insan ve hayat hikâyesi var.

Beni en çok etkileyenlerden bir tanesini şimdi sizle paylaşmak istiyorum.

<><><>

Onu snack barda ilk gördüğümde Alman olduğunu sandım. Servis yapan çocukla konuşuyor, bir yandan da devamlı saçlarını düzeltiyordu. Altmışlı yaşlarının sonlarını sürdüğünü tahmin ettiğim bu bayan, oldukça zayıf, kumral ve yeşil gözlüydü. Teni olması gerekenden daha kırışık görünüyordu. Türk olduğunu öğrenince şaşırdım.

Soda istedim ve konuşulanlara kulak kabarttım. Kısa bir süre sonra sohbetin içinde buldum kendimi.

Acıklı bir hayat hikâyesi vardı.

Yaklaşık 45 yıldır Almanya’da yaşadığını öğrendim. Manyas yakınlarındaki bir köyde, çok yoksul bir ailede dünyaya gelmiş.

Babasını hiç tanımamış, henüz o küçük bir bebekken veremden ölmüş. Hiç görmediği babasına duyduğu özlem ve sevginin onu hiç terk etmediğini söylerken gözleri doluyordu.

Ben de babamı kaybettiğimi söylediğimde, “Ama baban sana dokundu, seni sevdi, sırtını sıvazladı, sen babanı tanıdın dimi ?” diye sorunca, içim parçalandı.

İnsanlar kaç yaşlarında olurlarsa olsunlar, anne - baba sevgisinin eksikliğini ve onların yokluklarının yüreklerinde açtıkları yarayı hissediyordu. Annemi ve babamı tanıyıp, onların sevgisini yürekten hissettiğim için bir kez daha Allah’a şükrettim…

Babasının ölümünden sonra, eve üvey baba gelmiş ve asıl trajedi o zaman başlamış. Üvey babası, annesiyle birlik olup devamlı dövmüş onu ve henüz 6 yaşında iken tarlaya çalışmaya göndermişler. Evde yemekleri bile yapıyormuş o yaşlarda.

Çok fakirlermiş, her sabah - akşam kuru ekmek yerlermiş. Sonra verem olmuş, aylarca hastanede yatmış, neyse ki birkaç sene sonra sağlığına kavuşmuş.

15 yaşında kendisinden oldukça yaşlı bir adamla evlendirmişler. Çocuğu olmayınca adam buna eziyet etmiş ve evden kovmuş. Çaresiz üvey baba evine geri dönmüş.

Sonra bir kısmeti daha çıkmış. Söylediğine göre bu adam genç ve yakışıklıymış ve onu sevip, değer vermiş. O da sevmiş bu adamı, hem de çok. Nişanlanmışlar, ancak bir süre sonra bu adamcağız verem olup hastaneye yatmış. Doktor evlenmesini yasaklamış. Sonra da ayrılmışlar. Çok üzülmüş, kahrolmuş.

Ne yapacağını bilememiş. Çünkü tek ümidi o sevdiği adamla evlenip, mutlu – mesut yaşamakmış.

Günlerden bir gün, Almanya’nın Türk işçisi aldığını duymuş. Hemen şehre gidip başvurmuş. Kendi deyimiyle mucize bir şekilde kabul edilmiş.

Almanya’ya trenle gitmişler. Orada bir fabrikada işe başlamış. Alman hükümeti onlara lojman tahsis etmiş. Çalıştığı fabrikada bir Alman’la tanışmış ve adam evlenme teklif edince hemen kabul etmiş.

Ne yazık ki adamın sonradan alkolik olduğu ortaya çıkmış. Sabahtan içmeye başlıyor, gece yatana kadar devam ediyormuş.

Zor bir hayat geçirmiş bu adamla. Yirmi sene evli kalmışlar, iki tane çocuğu olmuş, bir kız, bir oğlan. Kocasından 1993 yılında boşanmış, boşandıktan kısa bir süre sonra da adam ölmüş.

“Öleceğini bilseydim boşanmazdım, emekli maaşını alırdım” deyince beni güldürdü.

36 yaşındaki oğlu evden ayrılmış, kendi evinde yaşıyormuş. 33 yaşındaki kızı ise kendisiyle kalıyormuş, ancak psikolojik problemleri varmış. Uzun yıllar tedavi görmüş, hastanede yatmış. Kızı için çok üzülüyor. Onu da getirmek istedim Türkiye’ye ama gelmedi. Toplum içine çıkamıyor, dedi.

Gördüğüm en saf, en temiz, en iyi kalpli insanlardan biri. Telefonlarımızı verdik birbirimize. “Ben seni her bayramda, her kandilde ararım, seni çok sevdim” dedi. Ben de onu çok sevdim.

Hayatın kendisine üst üste vurduğu darbelere, tüm iyi niyeti ve saflığı ile direnen bu kadının Allah yolunu açık etsin.

<><><>

Tatil fotoğralarını ekteki galeriden görebilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Nilgün'cüğüm, Daha önce bana yaptığın yorum da,cevaben yazdığım gibi. Benim için her insan, sayfası açılmamış bir kitap gibidir. Onlar konuştukça, ben sanki kitabın sayfalarını çevirir gibi yeni bir şeyler öğreniyorum. Hayata dair. İşte bu hanımda bunlardan yalnızca bir tanesi, geçirdiği günler zor olmakla okuyup da hayatının sıkıcılığından bahsedip, aslında keyif içinde yaşayanlara örnek olsun. Bu da yaşam öyküsü, bazen her şey üst üste gelir. Şansızlığı olmuş, dilerim bu dünya da çektikleri o tarafının kefareti olur...Bu arada fotoğrafların çok güzel, sen zaten gönlü çok güzel bir insansın...Tatilinin güzel geçtiğine sevindim... Sevgiler gönderiyoruz Zonguldak'tan...

sündüs 
 09.09.2011 23:13
Cevap :
Günaydın Sündüs Ablacığım, aynen anlattığınız ve tarif ettiğiniz gibi. Her insan sayfası açılmamış bir kitap gibi gerçekten. Tatil güzeldi (tatilin kötüsü olur mu?) :) Teşekkür ederim yorumunuz için, kocaman öpüyorum. Herkese çok selamlarımı iletin lütfen, sevgiler.  10.09.2011 9:06
 

Sevgili Nilgün, hepimizin, herkesin hayatı bir roman değil mi zaten? İçim burkuldu okurken ve şunu düşünmeden edemedim; neden bunca tatsızlık hep yoksulların başına gelir, diye...Hele bugün öyle bir haber duydum ki, yoksulluğun insanı ölüme bile nasıl kolayca taşıdığını anladım bir kez daha. Güzelliklerle dolu bloglarda buluşmak dileğiyle...

Tülin Aksoy 
 08.09.2011 17:02
Cevap :
Merhaba Tülin Abla, evet hepimizin hayatı bir roman aslında. Ama türü değişik. Bazı insanların hayatı acıklı bir roman, bazı insanların trajedi, bazılarınınki ise komedi gibi... Çok haklısınız yoksul insanlar daha çok acı çekiyorlar dünyada ve daha fazla şanssızlık yaşıyorlar. Allah kimseyi yoksul ve çaresiz bırakmasın. Teşekkür ederim yorumunuz için Tülin Abla. İçten sevgi, selamlarımı gönderiyorum, sağolun.  08.09.2011 17:13
 

Nil'den gelen gül yüzlü Gül'üm benim. Hep iç acıtan öykülerle sarılı etrafımız. Yalın ve içten anlatımınla; sanki ben de o hanımla tanışmış gibi oldum inan. Dilerim ki bundan sonraki yaşamında mutlu olsun.(zor görünüyor amma)Titreyen gölü çok beğenmiştim, fotoğraflarını görünce anılarım canlandı. Taaaa o günlere bir koşu gidip döndüm. Sevgilerim sana ve canım yavrularıma.

Ay Şen 
 07.09.2011 22:32
Cevap :
Günaydın Ayşen'im... Amin canım inşallah hepimiz mutlu oluruz, öncelikle mutluluğa bizden daha çok ihtiyacı olanlar için temennim. Titreyengöl harika bir yer senin de gördüğün gibi, her sene bir kaç kez uğramazsam içim rahat etmez :) Canım benim, kalbi güzel, kendi güzel kadın... seni seviyorum. Sana pırıl pırıl aydınlık, berrak, mutluluk ve huzurla dolu bir gün dilerim, öpüyorum.  08.09.2011 8:43
 

Bu nefis e-güncenizi okurken epeyce burkuldum, için acıdı, hatta burnumun direği sızladı böylesi yaşamlara ben de geçmişte tanık olduğum ve burukluğunu, acı süreçlerini bildiğimden ötürü... Çok da yalın ve etkili anlatmışsınız. Tebrik ederim. Aşağıdaki o nefis güzelliklere bakınca da daha iyi hissettim ve içim açıldı, yazının üstüme örttüğü kara bulutlar dağıldı. Eşsiz bir tezat yaratmış öykünüzle... Tatil size yaramış, "Afiyet olsun". Selamla, sevgiyle, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 07.09.2011 14:39
Cevap :
Hoşbuldum Mehmet Bey'ciğim... İyi ki geldim, sizleri gördüm neşem yerine geldi :) Yorumunuzun benim için ne kadar değerli olduğunu biliyorsunuz. Sonsuz teşekkürler. Hanımefendinin hayatı gerçekten iç acıtıcı... 70 yaşında olmasına rağmen, çocukca ve gençlerin giyindiği şeyler giyiniyordu. Bana diyordu ki, "Nilgün garipseme giyimimi, beni kınama.. ben hiç çocuk olmadım, hiç genç olmadım ki!" :-( Üzücü Mehmet Bey... Onu tanıdığım için kendimi şanslı hissediyorum. Bana değerini bilmediğim o kadar çok şey fark ettirdiği için... Tekrar sonsuz teşekkürler, saygılarımı sevgilerimi gönderiyorum ılık bir Ankara gününden.  07.09.2011 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8177
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster