Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2996
 

Bir tek yaşayarak öğrenilirmiş hayat

ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım. 

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım... 

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil...
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım. 

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım... 

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım... 

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım... 

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım... 

Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım... 

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım.. 

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım... 

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım.. 

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım... 

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım...
.
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım... 

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım... 

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş... 

CAN YUCEL 

Aşığım şu " Can Yücel"e ne kadar da güzel anlatıyor değil mi duygu ve düşüncelerini, aşkı, sevgiyi, öfkeyi? 

Hepimiz hemen hemen her yaşta kendimizi olgun görürüz. Oysa her yaş bir olgunluk katar; geçen yıllarımızda olgun olmadığımızı anlarız. Hiç kimse hayatta her şeyi görmeden (Varlığı, yokluğu, açlığı, tokluğu ve bir takım bağdireler yaşamadan ve hatta hayatın tokatını yemeden) olgunlaşamaz. Tabiri caiz ise buna halk dilinde "feleğin çemberi"nden geçmek denir. 

Okumak; insanı ilim irfan sahibi yapar, ticari anlamda bir çok yönden bir adım önde olursunuz. Fiziki anlamda güzel olursanız; yine avantajlarınız çoktur, her zaman itibar görürsünüz çünkü; İnsanlar ilk görüntüsüyle sizi seçer. Fakat ne okuyarak insanlık görevlerinizi yerine getirebilirsiniz, ne de güzel olarak. 

Öyle insanlar vardır ki kaç üniversite bitirmiştir fakat hala cahildir kişisel olarak. Ya da çok güzel insanlar vardır; konuştukça tanıdıkça tanıdığınıza pişman olursunuz, bir müddet sonra yanında durmak istemezsiniz, iki muhabbet etmek bile yorar susmaya başlarsınız yanından biran önce uzaklaşmak istersiniz. 

" İnsan dış görünüşüyle karşılanır, düşünceleriyle uğurlanır." diye boşuna dememişler. Öyle insnalar vardır ki; iki lafı bir araya getiremez, boş konuşur, palavra atar sürekli, bilmediği konular hakkında fikir üretir, söylediği size hitab etmez ve sürekli kendini övme çabasına girerler. Güzelliğide bir müddet sonra gözünüzde çirkinleşiyor. 

Kültür denilen şey; insanın karakteri ile kişinin kendini yetiştirmesi ve özündeki maneviyatı ile bağlantılıdır bana göre. Eğer insanları sınıflandırıyorsanız, kat, makam, mevkiye göre ayırıyorsanız, bir insanı tanımaya çalışmayıp, sadece çıkar ilişkisi olarak ele alıyorsanız, ya da dünyada daima yerinizde sayıyor ve bundan rahatsızlık duymuyorsanız, , birine kötü bir şey olduğunda vicdanınız sızlamayıp ona yardım etme ihtiyacı duymuyorsanız, empati kurup kendinizi karşınızdaki insanın yerine koymayı bilmiyorsanız, başkalarının hakkına gasp ediyor ya da, hakkını yiyorsanız siz, geceleri yastığa başını rahat koyduğunuzda şöyle küçük bir muhasebe yapmıyorsanız geçmişe dönük, öyle ise siz yeteri kadar kültürlü ve olgun değilsinizdir demektir. 

İnsan "büyüdükce küçülmeli" kat, makam, mevki, güzellik ne olursa olsun insan her zaman insandır. Unutmamalıyız ki; bir zamanlar çok çalışıp onca şeyi elde eden bizler yıllar önce bu konumda değildik. Ya da güzellik denilen şey; bir gün yıllar geçtikce kaybolup gidecek ve o itibar da elimiz den gidecek. Ya da empati kuralım karşımızdaki mutsuz, yoksul, kötü durumda olan insanların yerinde bir gün biz de olabiliriz. "veren de allah, alan da". Hayat şüphesiz ki hep aynı standartta gitmiyor. Doğuştan zengin veya şanslı olan çok az insan vardır. Çoğu kişi dişini tırnağına takıp gece gündüz yıllarından günlerinden ödün vererek o yerlere gelmiştir ve bunları hiç bir zaman unutmamalıdır. 

Bir laf vardır; bu devran hep böyle sürüp gitmez. Ya da; lale devri bitti yükselme devri başladı. 

Hayat kısa ve hoşgörülü olmak, zeki ve ehli bir kişi olmak, bir yerde ilk etapta fiziki anlamda dikkat çekseniz de daha sonrasın da zekanızla bir adım öne çıkmak, konuşurken etrafınızdakilerin içinden; sabaha kadar konuşsa dinlerim ağzından bal damlıyor, her sözü bir atasözü denmesi en büyük kültür ve gurur bence. 

En güzel insan; özü sözü bir olan sohbetine doyum olmayandır. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısınız.Bizlere ders veren bir yazı.Alacağımız çok dersler var.Böyle güzel bir insanlık yazısı için kendi adıma size çok teşekkür ederim.İnsanoğlu insanlaştıkça yaşadığı ortamın saygı kurallarına göre davranıyor.Alçak gönüllü oluyor.İnsanlıktan uzaklaştıkça da alçakgönüllük kalkıyor,çukurlaşıyor.İyi ve saygın olmak içinde eğitimin aileden ve maneviyattan gelmesi gerekiyor. Saygılarımla.

ismail köksal 
 01.05.2011 19:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1665
Kayıt tarihi
: 12.10.10
 
 

İzmir'in Buca ilçesinde doğdum. Onbir yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Yıllardır edebiyata olan mera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster