Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
354
 

Bir terbiyesizlik örneği

Bir terbiyesizlik örneği
 

Dünkü yazımda 1991 seçimlerinden 11 gün önceki siyasetin nabzının Milliyet gazetesinin manşetinde “Politika Ağzını Bozdu” şeklinde verildiğini söylemiştim. Ertesi günkü gazetede ise daha beteri var:

İşte seçime 10 gün kala bir Demirel terbiyesizliği: “BEN ÇANKAY’YA ÇIKMAM; ÇANKAYA AŞAĞI İNER… ÖZAL’DAN GÖREV ALMAM!”

“Benim müsteşarım” diye küçümsemeye çalıştığı Özal’a karşı bu yaptığı seviyesiz davranışı, 6 kere gidip 7 kere gelme başarısı(!) göstermesi ve son olarak da CHP’ye destek vermesiyle yan yana koyarsak, Demirel’in gerçek kimliği konusunda ipuçlarını tamamlamış oluruz.

“Menderes’in avukatıyım” diye gerim gerinen, bu sayede politik kariyer yapan, Demirel’in meclis başkanlığı görevinde bulunan, siyasi yasaklı olduğu dönemlerde emanetçi başkanlığını yapan Cindoruk’la, o dönemde iktidar olan ANAP’ın genel başkanı ve başbakan olduğu halde, Demirel’in hedefinde olmayan Mesut Yılmaz’ın da bugün Demirel’le birlikte hareket edip Menderes’i idam edenlerle kolkola olması size bir şeyler anlatmıyor mu?

Sayın Demirel bu lafın arkasında sonuna kadar dursaydı, onu anlamak, kendi mantığı içinde belki yine de ona hak vermek mümkün olurdu ama, seçimden sonra başbakanlığı tıpış tıpış gidip Özal’ın elinden alan da yine bu Demirel işte…

*****

Hemen sayfanın altında da Özal’ın tepkisi var: “Seçimi kazanan lider görev almak için bana gelmezse MECLİSİ FESHEDERİM, seçimleri yenilerim.”

Ne kadar gerilimli bir ortam değil mi? Bizim seçimlerimiz hep böyle… O yüzden bir arpa boyu yol alamıyoruz ya…

*****

Adım adım seçim bölgeleri sayfasından bir haber daha… Malum bugünkü gazetelerimizde Ak Parti’nin Diyarbakır mitingi tartışılıyor, CHP ile ve hatta 2007 öncesindeki Ak Parti’nin kendi mitingleriyle mukayesesi yapılıyor ve bağımsızların kaç milletvekili çıkaracağı hesaplanıyor ya…

91 seçimlerinde bildiğiniz gibi SHP HEP’le ittifak yaparak giriyor seçimlere.. “HEP rüzgarı SHP’yi uçuruyor” başlığını kullanmış gazete… Fehmi Işıklar’ınn tahmini ise Diyarbakır'ı 7-1 alacakları şeklindeymiş…

Bir de diyorlar ki BDP ile CHP niye yakınlaşıyor?

Sırası gelmişken BDP-MHP, CHP-MHP ve BDP-CHP yakınlığına değinmek istiyorum.

12 Eylül referandumundan önce de benzer bir dayanışma yaşanmıştı. Üstelik o zaman her partiyi farklı açılardan ilgilendiren bir Anayasa söz konusuydu. Buna rağmen hepsi Ergenekonu da arkalarına alarak Ak Parti’ye karşı bir blok oluşturmuşlardı.

Anketlerde Evet’le Hayır başa başmış gibi gösteriliyor, hatta referandumu Ak Parti’den kurtulmak için bir fırsat olarak değerlendirenler, “Hayır”lı bir sonuç çıkacağına bile bayağı inanıyorlardı. Sonuçta 52’ye 48 kaybettiler.

Şimdi muhalefetteki küçük büyük her partinin tek rakibi Ak Parti… Yaptıkları yanlış ama, başka da çareleri yok. Öte yanda da her seçimde en doğru kararı veren bir millet var. Sonucun en hayırlı karar olacağına ben inanıyorum.

*****

Bugünkü gazetelerimizde Hopa’da Erdoğan’ın otobüsüne yapılan taşlı saldırının etkileri var.

Taşla bir siyasi liderin arabasına saldırmak!... Hangi aklın, mantığın, felsefenin, inanışın sonucudur?

O siyasi liderin iktidar veya muhalefet olması da önemli değil bence. Taşlamakla kimin eline ne geçer ki…

Eskiden köylere tek tük gelen araçlar çocuklar tarafından taşlanırdı. Aynı şekilde tacize uğrayan trenleri de duymuşsunuzdur. Şimdi o köylerde araçları taşlayan çocukların kendi otomobilleri var. Onların çocukları ise bu otomobillerle büyüyorlar.

Şimdi onlara zamanında babalarının köye gelen arabaları taşladıklarını söyleseniz inandıramazsınız.

Sanırım Güneydoğu’da da hâlâ belki az araba gören köylerin çocuklarında, kendi kendine hareket eden bu araçlara karşı taş atma merakı vardır. İşte o köylerden hasbelkader şehirlere inmiş görgüsüzler de şimdi otobüs taşlıyorlar, ya da zorla indirilerek taşlatılıyorlar.

Bir de “meyve veren ağacı taşlarlar” diye bir atasözümüz var.

Bilemiyorum artık bu taşlı sopalı olayların, aklı azıcık çalışan, düşünen insanlar tarafından tasvip edilmesi mümkün mü?

Polis olayla ilgili aramalar yapmış, bir yerlere baskınlar düzenlemiş. Yapılan bu çirkin olayı görmezden gelenler, polise “terör estiriyor” diye kızıyorlar. Hayret ki hayret…

******

Ve Diyarbakır’da başbakan yeni projeler sıralamış… Sanki millet ilgileniyor gibi… Başbakan diyor ki, ülkeye şunu kazandıracağız, şehrinize şu yatırımları yapacağız… Sağdan soldan tek tük alkışlar… “Kemal Kılıçdaroğlu şöyle böyle” deyince yer yerinden oynuyor.

Aynı şey Kılıçdaroğlu için de geçerli.. O da kendine göre yeni CHP’yi halka anlatmaya çalışıyor. Ama kimsenin öyle CHP’nin yenisi ve eskisiyle ilgilendiği yok. Ama “Recep beyin kimyasını bozacağım” dediği zaman meydan yıkılıyor.

Bence bu miting numaralarına aldanıp insanların birbirine düşman olması gereksiz. Sonuçta 12 Haziran’dan sonra bunlar unutulup gidecek. Geçmiş seçimlerde de hep böyle olmadı mı? İşte size 91 seçimlerinden bir kesit sundum. Çankaya’ya çıkmam diye efelenen Demirel’in günü geldiğinden nasıl Çankaya’ya çıktığını da zamanı gelince o günün gazetelerinden göstereceğim.

*****

Bugünlük de bu kadar. Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür diyenler ne kadar haklıymış! Ben ki ülke siyasetiyle çok ilgili bilirdim kendimi, bu yazınızdaki olayların çoğunu unutmuşum. Hatırlatmanız İyi oldu. Kaleminize sağlık. Saygılar, selamlar.

hazandagüzeldir 
 08.06.2011 1:48
Cevap :
Unutmasak yaşayamayız. İyi şeyleri de kötü şeyleri de unutuyoruz maalesef... Kötülüğü devamlı akılda tutmak, kin beslemek güzel bir şey değil elbet. Ama şahsi olayların dışında ülkemizi ve geleceğimizi yakından ilgilendiren konularda, acı gerçekleri en azından zaman zaman hatırlasak ve benzeri tuzaklara tekrar düşmesek iyi olur tabii. Katkılarınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  08.06.2011 21:56
 

Her ne kadar siyasi bloglara yorum yazmasam da, bu siyasetle ilgilenmediğimiz anlamına gelmez. Yukarıda okuduğumuz, ulusca yaşadığımız o siyasi gerilimler halâ hafızalarımızda. Ve haksız yere halka yaşatılan "mutsuz" dönem, dış dünyaya karşı itibar yitimi. 70 cente muhtaç bir Türkiye. Döviz transferi yapılamadığı için aylığını alamayıp, sefil olan İspanya büyükelçimize ve elçilik personeline komşuların çorbalarla destek verdiklerini. 10 günde 3 defa akaryakıt zammını.Ecevit'le Demirel'in TV lerde gelin-kaynana kavgalarını andıran bitmez kavga ve sataşmalarını.Bu kavgalardan başlarını kaldıramadıkları içindir ki, herhangi bir icraat yapılmadığını.Yağmurda-güneşte, upuzun kuyruklarda saatlerce beklediğimiz günleri.Yüzde 3000 lere varan gecelik faizlerle elimizdeki mevcut paramızın, değerlerimizin nasıl değersizleştiğini."Benzin va da biz mi içtik" diyen Demirel'i...Unutmadık ama hiç unutmadık...Aklı başında kişi, yapılanlara bakar, yapılmışlar yapılacakların garantisi diye. Saygılarla

Yurdagül Alkan 
 03.06.2011 12:37
Cevap :
Yaşadıklarını sizin gibi unutmayanlar olduğu gibi, maalesef unutanlar da var. Bu arada o günleri hiç bilmeyenlerin sayısı da az değil. Nüfusumuz hızla gençleşiyor. Şu anda ilk kez oy kullanacak gençleri bir düşünürseniz, onlar sadece bu hükümeti biliyorlar. Çünkü 2002'de küçük bir çocuktular. nasıl bir muhakeme ve mukayese yapsınlar ki... Bunlar genç, delikanlı, asi ruhlu da üstelik... Evet ne zor günler yaşadık. 70 sente muhtaç Türki'ye de yurt dışından zaruri iaçlar bile getirelemiyordu. yurt dışına dövizsizliktwn çıkılamıyordu. Şimdi her gencin evinde bilgisayar, elinde telefon, kulağında ipod... değirmenin suyu nerden geliyor, nasıl geliyor, bir gün kesilir mi, zamanında kesilmiş mi, o zaman aileleri ne yapmış, ne zorluklar yaşamış, kimsenin umurunda değil... Allah hepimize akıl fikir ve şuur versin. Katkılarınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  04.06.2011 0:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster