Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
51
 

BİR TİYATRO ÖYKÜSÜ

 Gereksiz insanların marifetiyle oluşan gerginliklerin damga vurduğu mesainin ardından aynı zamanda ev arkadaşım olan ablamın organize ettiği tiyatro oyunu izleme etkinliğine doğru yol almaya başladım. Ablam işyerindeki kifayetsiz muhterislerin muhteşem muhterem olma çabasına bileneceğimi bildiğinden sağ olsun bana da bilet almıştı.

Vasıta olarak kullandığım belediye otobüsü vasıtasıyla şahit olduğum trafiğin yoğunluğuna kafamdaki düşünce yoğunluğu da eklenince derse yoğunlaşamayan talebelere gibiydim. Talebe göre değişen müzikleri kulaklığıyla dinleyen yol arkadaşımın yanındaki koltukta yerimi aldım. Hoparlör gibi çalışan kulaklıktan yayılan müziğin tesiriyle uzun süreli baş ağrısına sebebiyet vereceğini düşündüğüm kısa süreli yolculuk sona erdikten sonra tiyatro binasına doğru yöneldim.

Tiyatro binasının girişinde bekleme eylemi gerçekleştiren ablamın yüksek tahsil gören arkadaşlarıyla arkadaşça gerçekleşen tanışmanın ardından fuayeden geçip seyirciye göre birkaç metre yüksekte bulunan sahnenin olduğu tiyatro salonuna yöneldik.

Oyunu izlerken dizi izler gibi dizilmiş burjuva kesimde yer aldığını kestirdiğim abartılı makyajlı burun deliği sızlatıcı parfüm sürünmüş entel olmak için çaba içinde olan teyzelerin, melodik kahkahalar atan amcaların, çubuk kraker yerken çıkardığı seslerle dikkat dağıtarak dikkatleri üzerine çekenlerin izleyici profilinin önemli bir kısmını oluşturduğunu gözlemledim. Tek perdelik oyun süresince yüksek perdeden konuşarak yorum yapanlardan duyduğum rahatsızlığa rağmen iyi bir piyes izlemenin tadına varmıştım.

Oyun çıkışı ablam ve mesai arkadaşlarıyla beraber tiyatro binasının yanındaki kafede oturup sohbet etme kararı aldık. Sohbet esnasında ön plan çıkmaktan çekinmeyerek oyunun komik olup olmadığı, oyuncuların o kadar ezberi nasıl yaptığı, oyuncuların kaç para aldığı gibi hayati derecede önemli konulara değinen ve sohbet süresinin tamamına yakınını kendine ayıran bir insanla tanışmanın şansını yaşıyordum. Oyun hakkındaki fikir beyanatı sonrası sürekli kendinden bahseden ve iki saniye sürecek bir olayı mübalağa sanatının sınırlarını zorlayarak en ince ayrıntılarına dek dakikalarca anlatan şahıs şahsımın tahammül limitimi aşarak zor bir akşam yaşamam konusunda gayet özverili davranıyordu.

Masada bulunan diğer beş kişiye söz söyleme fırsatı tanımayan ve tanıdığıma pişman olduğum efendiliğinden şüphe duyduğum sözde beyefendiyi duymamaya çalışıyordum. Kimseyi dinlemeden ve aynı zamanda hiç dinlenmeden süren tek taraflı konuşmanın dinmeyen beyin zonklamalarına sebep olması olasıydı. Nasıl olduysa konuşma sevdalısı beyefendi yüksek müsaadeleriyle masadaki varlığımızın farkına varmış olacak ki diğer kişilere de fırsat verdi.

Lütufkâr tavrıyla incelikli davranış gösteren beyefendini bir süreliğine susmasının ardından yine söz almasıyla süren muhabbete dolaylı olarak dahil olma bahtsızlığını yaşadım. Konuşkan beyefendi sosyal medyada ortak bir arkadaşımızın bulunduğundan bahsetti. Söz konusu kişiyle geçmişte tiyatro topluluğunda amatör olarak sahne aldığımı öğrenince şaşırdığını belirtti. Sessiz ve az konuşan bir insan olmamdan mütevellit tiyatroyla ilgilenemeyeceğimi düşünmüş olmalı ki küçümseyici tavrıyla şaşkınlığını tekrar belirtmek ihtiyacını hissetti.

İkinci şaşkınlık ifadesinin ardından ‘O kadar da boş değilmiş dediniz herhalde?’ tarzında bir cümle duyunca sus pus olan beyefendinin yüzündeki renk değişiminin ardından masadakilerin yüksek desibelli kahkahasıyla ortamın havasında önem arz eden bir değişiklik oldu. Mesai arkadaşlarının gülmesine içerleyerek içten içe sinirlenen adam her nedense aktif başladığı sohbeti pasifleşerek sürdürerek dingin bir kapanışla akşamı tamamladı.

Yarın başlayacak erken mesainin ve akşamın ilerleyen saatlerinde vasıta bulmanın verdiği mecburiyetle birbirimize iyi akşamlar diledikten sonra ablamla beraber eve doğru yola çıktık.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 68
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster