Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
133
 

Bir trafik kazasının anatomisi

Bir trafik kazasının anatomisi
 

Çıplak gözle  yaşadığınız  bir trafik kazasına  nasıl bir başlık kyabilirsiniz?.  Ben bilemedim. Mucize yazsam, neyin mucizesi?. O bakımdan  yazının başlığını  ‘’bir kazanın anatomisi’’  olarak koymayı düşündüm. Anatomi kelimesinin anlamını  araştırdım
 
Yunanca'da "çıkarmak" anlamına gelen "ana" ve "kesmek" anlamına gelen "tome"den türetilmiş bir kelimedir. Canlıların yapısı ve düzeni ile ilgilenen bilim dalı olduğu yazılı  Sonuçta trafik kazasını sebebi de, sonucu da insan ve o anda yaşadıkları olduğuna göre   bu başlığı koymayı uygun gördüm.
 
Yer  Küçükyalı   nikah dairesinin tam karşısı, Sahil yolu.  Saat 13.00 civarı.
 
Günlük yürüyüşün ardından   yeni mendirek yanındaki Küçükyalı su ürünleri tesisisin önündeki spor  araçlarında  pedal çevirdikten sonra biraz da  diğer  araçlar için  kalkıp yönümü  yol tarafıma döner dönmez   bir beyaz  otomobilin  havalarda oradan, oraya uçtuğunu gördüm!.
 
Belli ki  sürücüsü virajlı olan o yoa biraz hızlı girmiş veya  bir anlık dalgınlığına gelmiş ki.  Sol ön tekerlekten yol kenarındaki  kaldırım kenarına çaptıktan sonra  havalanıp kontrolü kaybediyor ve sürücü bundan sonrasını sanıyorum Allah’a ve onun meleklerine bırakıyor.
 
Havalanan araba  ana yolun yan tarafındaki çep şeklinde ayrılmış tek arabalık  kısa yolun  üstüne düştükten sonra  orada da kaldırım kenarına çarpıp tekrar uçuyor, havada  yan dönüşler yapıyor ve  burnu deniz tarafına, arkası ana yol tarafına  olmak üzere anayol ile yan yol arasındaki 1 metrelik kaldırıma konuyor. Tabi tabanından kopan  parçalar etrafa yayılmış vaziyette.
 
Böyle sahneler   binbir hileyle filmlerde olur sanıyordum.
 
Birkaç saniyelik  bu dehşeti baştan sona izlemenin  şaşkınlığı ardından  hemen 50 metrelik uzaklığımdan  hızla aracın yanına koşuyorum.  Benim gibi oralarda olan birkaç kişi daha hemen orada bitiyor.  Sürücü  30 yaşlarında bir kızımız. Kapıyı açıyor ve acele ile dışarı çıkıyor.  Derin bir şok yaşıyor.  Belini tutuyor sadece. Başka bir yerinde  bir yara veya kan izi yok.  
 
‘’Geçmiş olsun kızım’’ diyebiliyorum.   Onun o şoktaki hali beni fena şekilde etkiliyor.  Beline dokunuyorum. Bir şeyin var mı diye soruyorum?. Cevap veremiyor.  O kendisi için  bin yıl süren kısa saniyeleri hala yaşıyor sanki. 
 
Sonra telefonu ile ablasını arıyor. Kaza yaptım  gel diyebiliyor.  Etraf kalabalıklaşıyor. Arabaya bakıyorum.  O arabanın o  ara refüjün  üstüne  nasıl çıktığını bir anlatsa anlamam ama gözlerimle şahit oldum. Arabanın alt tarafı komle gitmiş. Yakıt deposundaki bütün yakıt akmış.  Vtandaşın biri sakın  sigara içmeyin diye ikaz ediyor, arabanın içinden de duman çıkıyor. Ön lastikler patlamış, jantlar darmadağın ama kaporta  yine de sağlam gözüküyür çizik bile yok sanki.  Arabanın oradan oraya uçtuğu yollarda derin  siyah lastik izleri var.  Ayrıca çarptığı kaldırım kenarları  kırılmış!.
 
Ben bunlara bakarken   şoktaki sürücü kızımız direnme gücünü kaybediyor, halsizleşiyor ve yarı baygın yere düşüyor. Çimenlerin üstüne yatırılıyor ve hemen  112 ambülansa haber veriliyor.  Biraz sonra ablası ve yakınları geliyor. 112  DE ANINDA YETİŞİYOR. Yerde ilk müdahale yapılıyor.  İlk müdahalede kırık olup olmadığı kontrol ediliyor. Sonra sedye geliyor.  Bizden yardım isteniyor . Sedyeyi ambulansa taşırken  sedyedeki kızımızın
 
‘’Çok korkuyorum , çok korkuyorum, bir daha araba kullanmayacağım’’ şeklinde bilinçsizce mırıldandığını duyuyorum. Korkma diyorum. Korkma. Hiçbir şeyin yok.  Hiç kimsenin bir zararı , oldu ve geçti.  Birazdan hastaneden de çıkacaksın diye moral veriyorum ve ambulans gidiyor. .
 
Olayın en kısa anlatımı bu.  Beni elbetteki  araba ilgilendirmiyor.  Sürücünün yaşadıklarını an be an yaşamak  onun anatomisini  tahlil ediyor.
 
Şunu baştan söylemek  gerekirse ‘’emniyet kemeri bir hayat daha kurtarıyor’’  bu birincisi.
 
İkincisi ise mucizelere gerçekten inanmak gerektiğini düşünüyorum.  Bunu  yıllar önce ölümcül bir kazadan  yine mucizeyle ufak yara ile  kurtulmuş biri olarak söylüyorum.  Ya da  ister işans deyin, ister kader.
 
Bu sürücü kızımızın geçirdiği kazayı görmeyen birisi  , bu kazanın sebebi  olan kızımızın, sonucunun da sadece kendisini   üzdüğünü  tahmin edemez.  Arabanın havada uçtuğunu görünce’’eyvah takl atacak’’ diye korkarken, o araba  hiç kimseye çarpmadan, kimseyi ezmeden , yanmadan  o refüje oturtulması mucize ve hemen oturduğu yerin yarım metre yanındaki beton direğe çarpmaması  mucize ötesi bir mucize idi.
 
Kazanın anatomi sonucu  raporumda söyle yazıldı
 
1-      Tedbir (emniyet kemeri) inin  ne kadar gerekli olduğu
 
2-      Bir anlık dikkatsizliğin  en tehlikesiz yolda bile çok büyük kazalara sebep olabileceği
 
3-      Mucize.. Sonuçta yine alın yazısı. Yiyecek ekmeğiniz kalmışsa, yaşamaya devam ediyorsunuz.
 
  Sanırım  o şoku atlatmıştır. Belindeki ağrı da geçecektir ama  böyle bir kazada herkes  onun kadar şanslı olamayacaktır.
 
O yüzden siz siz olun. Arabayla yola çıkarken  emniyet kemerini sakın ihmal etmeyin.  Gereksiz sürat yapmayın ve  lütfen  dikkatinizi  gideceğiniz yere kadar yoldan ayırmayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 441
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster