Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2783
 

Bir tren yolculuğu (yaşanmış bir hikâye)

Bir tren yolculuğu (yaşanmış bir hikâye)
 

Trenlerin götürdükleri, getirdikleri kadar onlarda yaşananlar da anlamlı olabilir.


Kimi sözlerin, kavramların insana özellikle düşündürdüğü, hatırlattığı şeyler vardır. Sözgelimi yolculuk deyince benim aklıma yaptığım yüzlerce yolculuktan biri gelir öncelikle. Gösterişsiz, sıradan ve uzun olmayan bir yolculuktur bu. Kırk yıla yakın bir süre önce, onyedi yaşındayken, İskenderun’dan Adana’ya yaptığım bir tren yolculğu.

Ailemden uzun süreli ilk ayrılışımdı. Üniversite okumak için Adana’da bulunuyordum. İskenderun’a teyzemleri ziyarete gitmiş, iki gün kalmış geri dönüyordum. Akşam vaktiydi. Kompartmanda iki kişiydik. Ben ve orta yaşı geçmiş bir adam. Tren eskiydi ve çok rahat değildi. İçeride ışıklandırma yetersizdi. Bir köşeye çekilip oturdum.

 

Bir süre tren raylarından çıkan takırtıları dinledim. İskenderun’da geçirdiğim günleri düşündüm. Teyzem kocasının kocaman kedileri vardı. Onları ciğerle besliyordu. Teyzem de bu hayvanları sevmiyordu. Evlerindeki ilginç bir başka şey de adamın gazete biriktirme merakıydı. Bir gazeteye aboneydi ve yıllardır aldığı gazeteleri biriktiriyordu.

Bir ara geniş kompartmanın ortasında oturan adam yerinden kalkıp yanıma yaklaştı. Memleketten gelirken beni yabancılarla çok samimi olmamam için uyarmışlardı. Huzursuz oldum.

‘Delikanlı, yolculuk nereye’ diye sordu. Adana’ya gittiğimi söyledim. Sonra da öğrenci olduğumu, bir ziyaret için İskenderun’a geldiğimi öğrendi. Memleketimi sordu. Ben de onun memleketini sordum. Tarsus’lu olduğunu söyledi.

‘Çalışın genç arkadaşım’ dedi sonra. ‘Çalışmak insanın başını dik kılar, diğer insanlara muhtaç olmasını engeller.’ ‘İşleyen demir ışıldar, çalışmayan insan çabuk yaşlanır, çöker’ dedi. Çalışmanın önemli bir erdem olduğunu anlattı uzun uzun.

Sonra kısa bir süre sustu. Ben soru sorulmadıkça konuşmuyordum. Biraz da bunun etkisiyle bir süre sessizlik yaşandı aramızda. Kötü bir insana benzemiyordu. Bendeki ilk endişe yerini güvene bırakmıştı. Şimdi daha rahattım.

Bir ara başını kaldırdi ve sigara içip içmediğimi sordu. Sigara tiryakisi değildim ancak yurtta birlikte kaldığım arkadaşlarımın da etkisiyle bir paket alıp cebime koymuştum. O zamanlar orta halli yurttaşların kullandığı bir sigaraydı cebimdeki. Kem küm ettim.

Gözlerini iri iri açarak ‘sakın ha, sakın sigara içme’ dedi. ‘Sigara çok zararlı bir şeydir, bildiğin gibi değil’ dedi. ‘Söyler misin’ diye ekledi, ‘ben kaç yaşında görünüyorum’. Elli civarı bir yaşı olduğunu düşündüm ama kibarlık olsun diye ‘kırk’ dedim. Gülümsedi. ‘Hadi bırak şimdi çık çık…’ dedi. ‘Elli’ dedim.

Şu an anımsamıyorum ama bana altmışın üzerinde bir yaştan söz etti. Belki de yetmiş, tam anımsamıyorum.

Bunu neye borçluyum, biliyor musun’ diye gürledi yüksek sesle. ‘Sigara içmemeye.’ Kısa kollu, göğsü açık gömleği ile başkalarının üşüdüğü zamanlarda üşümediğini söyledi ve elini yumruk yaparak göğsüne vurdu.

Ben susuyordum, devam etti. ‘Sigara çok zararlı bir şeydir. Benim yaşımda olup sigara içenlerin çoğu öte aleme gitti bile. Kalanlar da türlü hastalıklarla boğuşup duruyorlar. Sakın sigara içme.’

Susmuştum. O da susmamdan sigara içmekle içmemek arasında bir yerde durduğumu anlamış gibi devam etti.

‘Arada sırada içki içersen iç, o seni öldürmez ama sigaraya bir yakayı kaptırırsan bir daha geri alamazsın, her gün içersin ve seni öldürür.’

Bu sözler üzerimde inanılmaz bir etki yapmıştı. Cebimde sigara taşıdığım için kendimden utandım. Bir ara, bir bahane ile trenin koridoruna çıktım. İçinden birkaç tanesini içmiş olduğum sigara paketini yurttaki oda arkadaşıma vermeyi düşündüm bir an. Sonra da, onun zehirlenmesine neden olmamak adına vermemeyi kararlaştırdım. O kendisini zehirleyecekse kendi parasıyla yapsın diye düşündüm. Cebimden çıkardığım sigara paketini iki ucundan tutup ne kadar olduysa buruşturdum ve trenin pencerisinden aşağı attım.

Yolculuğumuzun sonraki kısmında ben sordum, o söyledi. Tarsus’ta çeşitli işlerde çalışmıştı. Bir ara çiftçilik yapan yakınlarının ürünü ayıklamada güçlük çektiklerini görerek mekanik bir elekle bu sorunu çözebileceğini düşünmüş ve kendi tasarladığı bir aleti bir torna atölyesinde yaptırmıştı. Elek işe yarayınca yeni talepler gelmiş onları da yaptırmış ve her defasında daha çok taleple yüz yüze gelir olmuştu. ‘Uzun sözün kısası’ dedi, ‘sonunda taleplerin giderek artması ve benim de kazancımın iyileşmesi üzerine önce bir iki makine ile başlayarak kendi atölyemi kurdum. Şimdi kendi atölyemde üretim yapıyorum. Şükür, durumum da iyi.’

Ardından bana yine çalışmanın, üretmenin, vakti boşa harcamamanın önemine ve doğruluğuna ilişkin pek çok şey söyledi.

Ayrıldığımızda çok fazla etkilendiğim bu adama kendisine ulaşmam gerekirse ne yapmam gerektiğini sordum. Cebinden çıkarıp bana gösterişsiz bir kartvizit verdi. Üzerinde ‘Elekçi Ali Dündar’ yazıyordu. O yolculuk benim yaşamımda gerçek bir dönüm noktasıydı.

*

Uzun yıllar sonra, Van’da, evden çarşıya yaya çıkarken bir hastane bahçesinde oturmuş sigara izmaritlerini ciğerlerine çeken yoksul, boyacı çocuklar gördüm. Yanlarına çömeldim. Yaptıklarının yanlış olduğunu, sigarananın çok zararlı bir şey olduğunu, alışkanlık etmeleri halinde her gün ona gereksinim duyacaklarını, maddi manevi zarar edeceklerini onları zamanla çürüteceğini söyledim. Konuşmam bitince çocuklardan biri elindeki izmariti yere fırlattı ve ‘amca’ dedi, ‘söz veriyor ve yemin ediyorum ki artık sigara içmeyeceğim’. Çocuğu kutladım. Kalkıp yürüyüşüme devam ettim. Dilimden ‘Ey Elekçi Ali Dündar! Yaşıyorsan Allah sana uzun ömür versin, ölmüşsen Allah rahmet eylesin.’ cümleleri döküldü. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 223
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 196
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster