Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '18

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
2701
 

Bir Türkünün Hikâyesi: Ankara’da Yedim Taze Meyveyi

Bir Türkünün Hikâyesi: Ankara’da Yedim Taze Meyveyi
 

Gazanfer ERYÜKSEL

Keskin denince sizi bilmem ama benim aklıma Keskinli Hacı Taşan gelir… Keskin Orta Anadolu’nun türküleriyle ünlü bir ilçesidir. Keskinli Hacı Taşan, İç Anadolu ve Keskin yörelerinin halk müziği musikisinde önemli bir yere sahiptir. Keskin türküleri, Keskinli Hacı Taşan adıyla bütünleşmiştir.

1930 senesinde Keskin'de dünyaya gözlerini açan Abdal müziğinin en önemli isimlerinden Hacı Taşan, 9 Mart 1983 tarihinde, elli üç yaşındayken, kalp krizi sonucu Kırıkkale’de hayata gözlerini kapatmıştır.

Hacı Taşan'ın köyü, Hacıali Obası'dır. Hacelobası olarak bilinen türkünün derlendiği köydür. 1930 senesinde bu köyde doğan Hacı Taşan, aslen Kırşehir, Çiçekdağı, Kırtıllar köyündendir. Bozlakların sesi, Neşet Ertaş da bu köyde hayata gözlerini açmıştır. Bu köy aynı zamanda Abdal / Aşiret müziğinin kaynağıdır. Neşet Ertaş, Hacı Taşan'ın eşiyle teyze çocuklarıdır.

Keskin yöresinin meşhur davulcularından Abdullah Çavuş'un oğludur, Hacı Taşan. Üç kardeşi vardır. On üç yaşlarında saz çalmaya merak salar. Babası tarafından o yıllarda Muharrem Ertaş'ın yanına çırak olarak verilir. Muharrem Ertaş'la düğünlere katılır. Düğün çalgıcılığı yapar. Sanatını geliştirir.

TRT arşivlerine kazandırdığı pek çok eseri bulunmaktadır. Kırıkkale, Kırşehir, Kaman, Yozgat ve Kırıkkale yörelerini gezmiş, bu bölgelerin bozlak havalarını ve türkülerini şahsına münhasır çalıp, icra etmiştir.

Keskinli Hacı Taşan, sanatını icra ettiği süre zarfında hiçbir zaman taklide düşmemiş, kendi üslubu ve hitabetini kısa sürede kazanmıştır. Sanatçının bağlama çalma ve türkü seslendirme konusunda etkili bir davul zurna tınısı -babadan geliyor olsa gerek- mevcuttur.

Biz gelelim Ankara’da yedim taze meyveyi adlı türkünün hikâyesine…

Keskin’in Cinaliobası köyünde Selim Ağa’nın çok sevdiği oğlu Sefer yeni evli olup mutlu bir yaşam sürmektedir. Ancak, bu mutluluğu çabucak bozulacaktır. Çünkü boynunda bir çıban çıkar. Buna köylüler kösnü der geçer, önemsemezler.

Çıban iyileşmeyince birçok yere başvursalar da çare bulamazlar. Son çare Ankara’dır. Sefer’i Numune Hastanesi’ne götürürler. Burada bir süre yatar. Sefer’in boynundaki çıban Yavuz Selim’i de öldüren aslanpençesi anlamına gelen şir-i pençedir. Ancak doktorlar bundan bir şey olmaz diyerek Sefer’i köye geri gönderirler. Ha bugün, ha yarın iyileşecek derken Sefer iyileşemez.  1942 yılında baharın yaza geçmeye döndüğü günlerin birinde Sefer 22 yaşında ölür.

Bu zamansız ölüm çevrede büyük bir üzüntü yaratır. Halası Sefer’in ardından bir ağıt yakar. Ağıt önce köydeki kadınların, sonra da başkalarının diline düşer. İşte o günlerde genç bir türkücü olan Hacı Taşan bu sözlere kendince bir müzik yapar ve plağa okur. Böylece türkü, her yere ulaşarak dilden dile gezecektir.

Bu türkü artık sadece Sefer’in değildir, umutsuz insanların göğsünü serinleten, yüreklerini ferahlatan, onlara bire nefesçik de olsa genişlik veren bir yakarıdır. O günlerden beri de okunur durur…

Ankara’da yedin taze meyveyi
Boşa çiğnemişim yalan dünyayı
Keskin’den de aldırmayın künyeyi
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın

Ankara’yla şu Keskin’in arası
Arasında boz dumanlar durası
Çok doktorlar gezdim yoktur çaresi
Söyleyin anama anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin

Trene bindim de tren sallandı
Zalım doktor ciğerimi elledi
İyi olursun diye köye yolladı
Söyleyin anama anam ağlasın
Kim alırsa alsın nazlı gelini

Trene bindim de tren vızılar
Alnıma yazılmış kara yazılar
Yaram ciğerimde içim sızılar
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın

Trene binmiş de Sefer geliyor
Nefile’nin ciğerini deliyor
Gelin Hatçe’mi eller alıyor
Söyleyin anama çalsın nennimi
Kim alırsa alsın nazlı gelini

Ankara’dan çıktım da başım selamet
Keskin’e gelince koptu kıyamet
Gelim Hatçe’m de kime emanet
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın

Kaynak: Türküler Öyküler Yorumlar, Saffet Uysal, Anabis Yayınları, İstanbul, 2005.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 304
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster