Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
546
 

Bir Tutam Tebessüm Yaşamda

Bir Tutam Tebessüm Yaşamda
 

En sevdiğim alışveriş mutfak alışverişidir. Babam dedemden öyle görmüş, ben de babamdan; Alp bana çekmemiş! Fasulyenin şekerini-horozunu, bulgurun Başbaşı’sını, mercimeğin Kızıltepelisini, pirincin Tosyalısını bulmak için dolaşır dururum. 1 kilo pirinç iki ayda biter, o ayrı. Ben tüketim kısmını değil de alım kısmını sevenlerdenim.

Bugün yine grosmarketlerden birinde kendimden geçmişçesine bakliyat şöleni yaşarken arkamdan gelen farklı bir sesle irkildim;

“Amca bana iyi bir pirinç seçsene?”

Sese doğru dönerken geçen saniyeler içinde düşündüm: Kavun, karpuz seçilerek alınır ve bir bilenden yardım da istenebilirdi de pirinç seçimi için de destek aranır mıydı!

Otuzlu yaşlarında, oldukça kilolu otistik bir bayandı. Çekik gözlerindeki pırıltı kaplı minnet ve cevap bekleyen -yana yatık- duruşu boğazıma irice bir düğüm attı. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Yutkundum gizlice.

“Kötü pirinç yoktur da cinsleri vardır: Baldo, Osmancık, Jasmine, Calrose; hangisinden istersin?”

“Pirinci annem bana ayıklatıyor amca.”

“Aferin sana; ama pirinçler artık tertemiz, ayıklamak gerekmiyor; yıkaman yeterli.”

Tutunma ihtiyacı hissetti, arabaya tutundu.

O an geri plandaki anne babasını fark ettim. Herhalde yetmişlerini sürüyorlardı. Göz göze geldik. Kaç çeşit duygu vardı o gözlerde! Çokça hüzünlüydüler. Çağlamış da kuruyup kalmıştı sanki yaşlar. Anladık birbirimizi.

“İyisi mi sana uzun taneli baldo alalım. Ama sen yine de ayıkla, çer çöp olmasın. Belki pilavı da sana yaptırır annen!”

Konuştuklarımızı duyuyordu yaşlılar. Annenin yüzündeki gülümseme daha da belirginleşti.

İki eliyle tuttuğu pirinç paketiyle -yalpalayarak- anne babasının yanına gitti.

“Anne, en iyisi buymuş; ama ayıklıycakmışım, pilavı da ben yapcakmışım.”

Dönüp bana baktı. Sevinci ömre bedeldi.

“İyi günler.” dilerken ben, “Sağ olasın.” dedi yaşlı baba, dokundu omzuma usulca.

Burnumu çektim yaz günü.

Hiç bilmez miyim ne zordur otistik bir evlat büyütmek! Cennetten fazlasını hak eder o anne baba.

Yuvadan uçmaz, mürüvveti görülmez; ama her daim yanlarındadır ve dahi bayramda.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kapkara duygulara kapılırım.Boğazım düğümlenir,yutkunamam hüznümü.Acıyla gülümserim ben de.Nice ömrü bahtsızlaştıran manzaraların üzüntüsü nöbet tutar uzun süre içimde...O bayanın suçu neydi ki?Kaderi yüzünden miydi o şansızlığı?Kim yazmıştı anlına o yaşam şeklini.Sevinçler var diye acılar da mı olmalıydı mutlaka?Üzülmemek elde değil.Elinize sağlık Ata Kemal Şahin bey dostum.Oldukça anlamlıydı.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 13.07.2016 15:47
Cevap :
Yaşam tiyatrosunda sahnelenen nice melodramın içinde buluruz kendimizi ansızın! Her şartta aslolan; şükretmek, düşkünlerin elinden tutmaktır. Yaşam o da mutluysa değerlidir. Teşekkürler dostum, sevgiler.   15.07.2016 11:28
 

...ve işte hayat prizmasının tahmin edilemez sayıdaki minik yüzeylerinden biri...ve hayat işte...

nedim üstün 
 10.07.2016 17:49
Cevap :
Öyle, ne zaman neye çarpacağımız belli olmuyor! Her çarpışma da yüreğe bir çizik atıyor:(  15.07.2016 11:18
 

Kıymetli Ata Kemal Şahin: Mutlaka vardır merhametli ve insaflı insanlarımız. Zaten onların da yokluğunda yer ile gök arası kapanır.Şimdililerde nerede pirinci ayıklama zahmetine katılan var mı?İşte o insaflı olanlarda size denk gelmiş.Babam Çeltik müteahhitliği yapardı. Fabrikadan çıkınca pirinç olur ancak üçe ayrılır tam pirinç, yarı kırık pirinç, üçlü kırık pirinç.Zekat dağıtımından hem tam pirinçten, hemde diğer kırıklardan ayırırdı. Helalden kazanma zamanı geçti. Artık kısa yoldan, köşe dönme bizim ülkede tek çıkar yol oldu.Bol keseden nutuk atılır,bizim yoksullar yetmiyormuş gibi misafir dedikleri insanları vatandaş kabul edilecek ki daha güçlü olsunlar.Yine önemli bir konuyu dile getirmişsiniz.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 08.07.2016 15:29
Cevap :
Beni en çok üzen, ülkede tarımın bitmesi. Biz kendi kendine yeten bir ülkeydik, hangi ara bu hale geldik:( Marketlerdeki bakliyat paketlerinin arkasındaki “menşei” bilgisine bakın: İtalya’dan pirinç, Kanada’dan mercimek, Çin’den fasulye ithal ediyoruz. Gel de kahrolma! Biz geldik gidiyoruz, çocuklarımıza çok üzülüyorum:( Teşekkürler, sevgiler.  08.07.2016 17:15
 

Neye kizginim bilirmisin Ata? Cok daha pratik zekaya sahip cok daha disiplinli bir millet olan bizler burada millet olma ozellikleri bile olmiyan toplumun olanaklarina sahip degil.Bahsettigin tahil ve baklagiller per capitasi 60 bin olan bir ulkede bile daha ucuz.Eti 10 TL yer en alasinida 30-40 .Dun markette sut gal/1.75 $ idi. 48 yumurta 1.25. Adaletsiz olan bu. Ama bak ozurlurleri toplumda kabul edip ve abzorbe edisleride bizi sinifta birakiyor. Senin bahis eger bu ulkede yasasaydi eminim ki kendi basina (yetenegiyle alakali) yetecek bir isi olurdu. Devlet ona bir ev bulur birey gibi yasamasini saglar hatta ki evnenip yuva kurabilirdi, (iki ornek yakin cevremde yasiyor). Oysaki ulkede kendi basina sokaga ciksin bakalim neler oluyor? Iste isin bu tarafimda da ulkeme kizginim. PS: Nufus kagidimi yolluyorum, evlat edinme islemlerine basla bir taneye baslamisken ben garibide aradan cikariver.

Newyorker 
 04.07.2016 18:02
Cevap :
İşte o pratik zeka cİngÖzlüğe yarıyor! Emek vererek, yüksek eğitim alarak para kazanma eğiliminde olan yok, herkes kolay yoldan köşeyi dönme derdinde. Aslında çok da kızamıyorum, çünkü bu ülkede aldığı eğitimle orantılı iş sahibi olan yok! En cİngÖz patronlar master yapmış bir gence asgari ücret teklif ediyor! Ama öte yanda eğitimsiz bir topçu milyon avrolara “Attiii” yapıyor, hatununa hediye Ferrari alıyor! Şu verdiğin fiyatlara bak! Bunları biz bildiğimiz için çırpınıyoruz, makarnacılar tabii ki yurt dışına çıkıp da uyanmasın! Modern Batı’da "gelir yüksek-giderler düşük," güçlü Türkiye’de "gelir düşük-giderler yüksek!" Biri bana şu denklemi açıklasa da nasıl “güçlü” ülke olduğumuzu bir anlasam! Ben cebime giren parayla çıkan paraya bakarım, köprüler-yollar karnımı doyurmuyor! Şu MB’de dahi birkaç sene önce aymazın biri çıktı, “Engelliler evinde otursun, onlara iş verilmesin.” dedi. Sen Amerikalısın, keyfin tıkır; ben Suriyeli din kardeşlerimizi evlat edineceğim, vatandaş olsunlar!  05.07.2016 19:43
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8314
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1120
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster