Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bir ülke düşlüyorum...

Bir ülke düşlüyorum...
 

Çocuklar çocukluklarını yaşayabilsin...


Bir ülke düşlüyorum kızlarım için...

Cinsiyet ayrımcılığının gerçekten yapılmadığı... Çocuklarını sırf “kız” oldukları için okula göndermeyen ebeveynlerin olmadığı...

Kız çocuklarının para karşılığı dedesi yaşında bir adamla “evlendirilmediği”... Bu rezaleti “başlık parası”, çocukları ise daha çocukluklarını bile yaşayamadan birine “kadın” yapılması ucuzluğunun “çocuk gelin” ifadesiyle örtbas edilmeye çalışılmadığı...

Tacizlerin, tecavüzlerin en ağır şekilde cezalandırıldığı...

Tecavüze uğramış bir kız çocuğunun üzerindeki kıyafetlerin “hafifletici sebep” olarak kullanılamadığı... Tecavüze uğrayanın bir de kendini savunmak zorunda bırakılmadığı...

Öz babası tarafından tecavüze uğrayan kız çocuğunun “Kızımı karım sandım,” şeklinde bir savunmayla ifade veren babasının, 12 yıl sonra cezaevinden çıkacağı korkusuyla yaşamadığı...

“Namusunu temizlemek” adı altında asıl namussuzluğu yaparak karısını dövmenin, öldürmenin “başını eğerek gezmeye” bin kez tercih edilmediği...

Bunu yapan “katil”in aile arasında “kahraman”a dönüştürülmediği...

İstediği gençle birlikte olmak isteyen kız çocuklarının kapalı kapılar arkasında aile arasında infazına karar verilmediği...

Yine aynı “namus bekçileri”nin kızlarını aile içindeki başka bir büyüğe başgöz etmediği...

En çok da kız çocuklarını ve kadınları hedef alan aile içi şiddetin son bulduğu... Yan dairede birisi boğazlanırken kimsenin “Aile kavgasıdır, karışılmaz” saçmalığına sığınmayıp suça ortak olup sesini çıkarmamazlık etmediği...

Kadın sığınma evlerinin güzelleştirilerek çoğaltıldığı...

Çocuk Esirgeme Kurumlarında çalışanların o çocuklar için asıl tehlike teşkil etmediği...

Bu kurumlarda, bulunulan ilçenin “devlet büyükleri” de dahil birçok kişi tarafından tecavüze uğrayan 14 yaşındaki kız çocuklarının “kendi rızası ile” cinsel birliktelik kurduğu savunmalarının mahkemelerce kabul edilmediği...

Hep bu “yetiştiriliş tarzından kaynaklanan”, evlerinin yegâne asssslan oğullarının kendilerini sevmeyen kızları nerde olursa olsun şöyle ya da böyle öldürmeyi kendine hak görmediği...

Genç kızların neredeyse yarısının bir erkeğin, eşini dövme hakkı olduğunu düşünmediği...

Polis koruması isteyen hatun kişilere “sorgusuz sualsiz” evet evet, gerekiyorsa “sorgusuz sualsiz” koruma verildiği...! Bu yolla en azından “Herhangi bir saldırıda bulunulmadan koruma veremeyiz,” saçmalığı yüzünden  kadınlarımızın resmen gözgöre göre ölüme terkedilmediği...

Gittiğimiz semte göre kıyafet seçmediğimiz, “usturuplu” oturup kalksın, orası burası gözükmesin, eteğini kaldırmasın, tişörtünü sıyırmasın diye minicik çocuklarımıza ahlâk dersi vermek zorunda kalmadığımız...

Okula giden çocukların üstüne lavabo düştüğü için ölmediği...

Ve tabii tüm bunların kanunlar çerçevesinde çok ağır cezalarının olduğu...

Bir ülke!...

 

Çok şey mi istiyorum? Bence hayır!

Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!

http://umutsuziskadini.com/

http://instagram.com/umutsuziskadini

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1415
Kayıt tarihi
: 03.10.11
 
 

Uzun yıllar plazalarda dirsek çürütmüş, son yıllarda refahı evden çalışmakta bulmuş ikiz kız anne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster