Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
226
 

Bir ülkenin halkına yapılan kötülükler ve yalanlar zinciri

Bir ülkenin halkına yapılan kötülükler ve yalanlar zinciri
 

Türkiye'de tarımı, Ege'de tütünü, pamuğu bitiren politikalar uygulanmaya konulurken, yasalar görüşülürken, 2000'lerin başında, Ziraat Mühendisleri Odası'nın o zamanki İzmir Şube Başkanı Alaettin Hacımüezzin ile ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ndeki hocalarla defalarca görüşüp, birçok haber yapmıştım. O zaman çalıştığım gazete, sanırım zülfiyare dokunmamak için ya da bu tür haberler tiraj, reyting sağlamadığımdan, bu haberlerin çoğunu yayımlamadı. Sonra, Ege'de Manisa'da tarımdan geçimini sağlayamayacak duruma gelen, işsiz kalan emekçiler, kendi topraklarında, özel ya da yabancı şirketlerce işletilen madenlerde geri kalmış ülke koşullarında çalışmak zorunda bırakıldılar.

Soma Maden ve Soma Holding'in sahibi Alp Gürkan, 2012 yılında Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda, TKİ'nin 130-140 Dolar'a mal ettiği kömürün tonunu 23.8 Dolar maliyetle çıkardıklarını, özel sektörün çalışma tarzıyla maliyeti düşürüp, kârı artırdıklarını söylemiş. Bedeli yüzlerce insanın yaşamı olacakmış demek... Gürkan'ın yine bir yıl önce Dünya Gazetesi'ne verdiği demeçte sözünü ettiği "Yaşam odaları"nın da YALAN olduğu ortaya çıktı.

Dün Soma'ya giden siyasilerin çoğunun yası ve ilgisi de YALAN! AKP iktidarının gözünde, yaşamını yitiren işçilerinin önemi ve değeri, miting alanlarını baretleriyle kaçının doldurduğuyla ilintili ancak! Aksi doğru olsaydı, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in 20 gün önceki soru önergesi mecliste AKP oylarıyla reddedilmezdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu soru önergesi hakkında "Sırf gündemi değiştirmeyi amaçlayan, içinde Soma sözcüğü bile geçmeyen" nitelemesini yapmazdı. Özgür Özel, dünkü haber bültenlerinde,"Ben Başbakan'a okuması için başka bir soru önergesi verildiğini sanıyorum" deme nezaketini gösterirken, ben o kadar kibar ve anlayışlı olamayacağım. Başbakan, öyle bir günde, kamuoyunun gündemini işgal eden böylesine önemli bir konuda yine YALAN söylemiştir. Zira o soru önergesini okumaması, dinlememesi ya da yanlış bir metin okuması asla kabul edilebilir ve affedilebilir bahane olamaz!

Biber gazı yerine karbonmonoksit

Faciadan sağ kurtulabilmişken, sedyeyi kirletmeme duyarlılığını taşıyan işçileri, sahte bir ilgi ve şefkatle ziyaret eden bazı siyasilerin, aynı işçiler baretleriyle direniş ve protesto eylemlerine çıkmış olsalardı, onların biber gazı, gaz fişeği, ilaçlı tazyikli su, sopa ve satırlarla yaşamını yitirmesine, yaralanmasına üzülmeyeceklerini de tahmin edebiliyorum. Nitekim, Başbakan Müşaviri Yusuf Yerkel'in protestocuya, (şık takım elbisesi ve ayakkabıları içerisinde artistik biçimde) savurduğu tekme bunun kanıtı. Ama, Yerkel yaptığını YALANLAMAMIŞ. Niye yalanlasın ki; başbakanın ve iktidardakilerin onaylayacağı, beğeneceği, takdir edeceği bir şey yapmış.

Yalancıların, yalanlarıyla YALAN olan dünyanın GERÇEKLERini göz ardı etmeyen milyonlar da var. Onlar da benim gibi bu ve benzeri faciaların sorumlularına, suçlularına beddua ediyor, lanet okuyor. Ama, ben "Hoca Efendi" tarzı beddua etmiyorum. Allah'a bırakıyorum; O'nun adaleti, uygun gördüğü ceza, takdiri yanında, en büyük beddua hiç kalır.

Öte yandan, yaşanan facia sonrası BDP ve HDP yönetiminin "YAS" kararı, ötekileştirme meraklılarına, önyargı besleyenlere verilen güzel bir yanıt oldu. Çünkü, "'Bu ülkede hep Kürtler eziliyor, haksızlığa uğruyor, işkence, görüyor... Kürtlere şu verilsin, bu verilsin' diye bas bağıranların şimdi niye sesi çıkmıyor? O koşullarda çalışıp, ölen yüzlerce maden işçisi Kürt değil diye mi?" şeklinde düşüncelerini dile getirenler de vardı. Daha çocukken öğrendiğim "Ulus (Millet)" tanımındaki gibi; "(Ortak bir geçmişi, tarihi, kültürü paylaşan,) kederde, tasada, kıvançta BİR" olamayanlar, kendilerini ne 'Ulus' ne de 'Ulusun öğesi' olarak nitelendiremezler. Daha da önemlisi, sosyalist, komünist, hümanist, halkçı falan da sayılamazlar.

Meselemiz, hakça, insanca bir düzen ise, bu salt bir kesim, toplum, halk, ulus, ırk için değil; önce tüm ülke halkı ve sonra tüm insanlık için istenmeli. Örneğin; ülkemizdeki maden işletmeciliği ve işçilerin koşulları için savaşım verirken, dua ederken, dünyanın başka yerlerindeki (Uzakdoğu, Latin Amerika, Afrika gibi) işçiler için de aynı şeyleri dilemek, düşünmektir gerçek insanseverlik, sosyalistlik...

Soma Maden faciasının Türkiye ve Dünya tarihinde unutulmayacak bir dönüm noktası olmasını, bir daha asla bu tür olayların yaşanmaması açısından diliyorum.

Gülçin ERŞEN – 15 Mayıs 2014 / Güllük

NOT: Bu yazıyı kaleme aldıktan sonraki günler, yazdıklarımın ne kadar doğru olduğunu gösterdi... Notuma ayrıca şunu da eklemek isterim: Arap ülkelerindeki din kardeşlerimiz için ağladığına sıkça tanık olduğumuz AKP Başkan Yardımcısı Bülent Arınç'ı niye Soma faciasından sonra memleketi Manisa'da ya da televizyonlarda ağlarken niye göremedik? Niye?... Geçdiğimiz dönemlerde gerek genel gerek yerel seçimlerde Manisa'dan yeterli oy alamadığı için mi? Ben bir tek profesyonel oyuncular ve yüreği kararmış, kaskatı kesilmiş kişiler, işlerine geldiği zaman ağlar, işlerine gelmediği zaman ağlamaz sanırdım...(19 Mayıs 2014)

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster