Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bir vatandaş olarak…

Bir vatandaş olarak şaibeler içerisinde boğulmak zor; zaten hayat pek zorken, faturalar beli büker ve bilmem ne vergisinin bilmem ne gideri içerisine yedirilmesini takip dahi etmekte zorlanır, hakkımızı aramak konusunda ise kolumuz ve kanadımız kırıkken…

Üniversite mezunu kız ve oğullarımız üç kuruşa iş bulmaya çalışır ve dahi başarılı olamazken…

Sanki, doktorlarımız memnun, öğretmenlerimiz, mühendislerimiz; tüm açıklarımız kapanmış da bir tek İlahiyat Fakültesi öğrencileri konusunda açığı varmış gibi ülkemizin Yalova’da bilmem ne fakültesinde “İlahiyat” okuyacak öğrencilere “harç” muafiyeti vaat edilmiş!

“Harç” konusunda sıkıntı yaşayan gençler seslerini duyurmak istiyorlar ya zaten, devlet onları birer militan olarak görüp de, coplatıyor, biber gazı sıktırıyor ve içeri tıkıyor ya…

Hah, aynı konu için reklam yapılıyor!

Lakin bir şart var: İlahiyat Fakültesi’nde okunacak!

Hayır, yani, duyan da bu ülkede ilahiyatçı yok sanacak!..

Kalacak yer vereceklermiş şekerim, harçlardan muaf, yetmedi mi, para da veriyorlarmış, en az iki yüz elli lira…

İlk bilmem kaça girenlerin değeri daha fazla…

Bin liradan başlıyor…

Başarı oranına göre bir de üstüne üstlük Mekke, Medine’de dil öğrenmeye gönderiliyorlar!

Gel, gel!... İlahiyat Fakültesine gel!...

“Eğitim eşitliği” diye bir şey de var, ama, “Dindar gençlik” yetiştirmek isteyenlerin ağızlarındadır bu ancak!

******

Nereden biliyoruz: Harç paraları yüzünden yürüyüş yapan gençlerin hırpalanmalı, gözaltına alınıp da, sorgulanmalı, yetmedi bir de ceza almaları söz konusuyken, “Harç parası” nın muaf tutulabilecek olmasını, resmen, beyan eden bir durum!

Bu durumdan dolayı, ki madem ki olabiliyor, bunca zarar gören gençlerin durumu ne olacak?

En kolay çözüm: İlahiyat Bölümü”ne geçsinler gibi gözüküyor!

Vallaha da, billaha da, bu gidişle ilahiyatçı olacak herkes!

******

İsteye isteye ya da…

Dindar gençlik yetiştirmeye ant edilmiş bir kere!

İster seve seve, ister…

Hayır yani, vatandaşın parası-pulu olsa, “haydi len!” deyip geçer; para da yok pul da, çocuğunu okutmak isteyen gönderecek “Yallah” İlahiyat’a!

******

Bazı toplumlar kendi vatandaşlarını sakınırlar, yani bir anlamda korurlar; bazı toplumlar ise kum gibi harcarlar.

Vatandaşlarını sakınan toplumlar bilim ve ilimde ilerlemişlerdir; vatandaşlarının kaybı ilim ve bilim kaybıdır, yani, sayısal çoğunluk değil de, kaliteli bir toplum hedefindelerdir.

Bazı ülkeler ise insan sayısı ile uğraşıp durmaktalardır: Nüfusumuz kaç kişi oldu? Kaçı bizden yana oldu? On yıl sonra üçer çocuktan kaç kişi ederiz, yirmi yıl sonra: Amanın! Kim tutar bizi!

******

Bazı ülkeler vatandaşlarını korurlar; bilirler ki onlar iyi oldukça kendileri de var olacaklar!

Bazı ülkeler ise yalnızca yandaşlarını korurlar, onların “Vatandaşı” yandaşlarıdır; geriye kalanlar düşmandır!

******

Bazı ülkeler savaşa girmek istemezler, vatandaşını da harcamak istemezler, hem de dünya gözünde kötü olmak istemezler; ısrarla sahnenin önüne çıkayım diyen liderler vardır, ellerini ateşe uzatmak istemeyen bazı liderler işte bu “İlle de öne çıkayım, adımı dağlara ve taşlara yazdırayım” hevesinde olan bazı ülke liderlerini pıt diye gözlerinden anlarlar, pat diye gazı verirler, şıp diye sonucu görürler!

O kafeslenen liderlerin genellikle ülkelerinde pek fazla sayıda insan vardır; lakin lider gözünde olsa olsa en fazla yüzde elli oranında yandaş vardır; geri kalan nüfus sayımına göre insandır ki; çoğu zaten hapistedir!

Ciddiye almak gerekmez!

******

Nüfusunun yüzde ellisi korumada olan bir ülkenin lideri, diğer yüzde elliyi zaten yok etmek istiyorken, savaşa da seve seve girer!

Sür yandaş olmayanları cepheye, hey mübarek; sen sağ ben selamet!

******

Yine de savaş falan olmayacak, bakmayın mizansenlere, “Başkanlık” öncesinde ortalığın karışması gerekiyordu!

Korkmaları gerekiyordu vatandaşların, üç kuruş zamların da “Savaş” korkusu ile önemini yitirmesi, ve dahi bilmem ne kadar gündem malzemesinin bir tarafa atılması gerekiyordu; maşallah oldu!

******

Bir vatandaş olarak; en çok koyan ne, biliyor musunuz, neyin gerçek, neyin doğru; neyin yalan, neyin mizansen olduğunu bilmiyoruz!

Dış basın biz vatandaşlardan daha fazla  bilgiye sahip; yine de her okuduğumuza, duyduğumuza ve hatta gördüğümüze güvenemiyoruz!

Bir şaibe içindeyiz ki; Kim ne derse inanacak, kim ne derse inanmayacak durumdayız!

Körü körüne inananlardan olmadığımız sürece şaibeler içinde yuvarlanmaktayız!

Ki; zaten zar-zor yaşamaktayız!

Bir inancımız olsun, en azından!

Yok!

Yokluğa da alışır insan, eni-konu, hiç sayılmaya da göz yumar eşi, aşı olmadıkça; zorla “Hiç” sizliğe itelendiğini fark ettiğinde kaybedecek bir şeyi, zaten, kalmamışsa eğer, ne inanç tutar artık onu, ne devlet, ne vatan!

******

“Hiç” yerine konulan insanlar haklarını aramaya kalkarlarsa “Her şey” olduğunu zannedenler kaçacak delik ararlar!

Bir devir daim yasasıdır; hiçbir şey mutlak değildir ve her şeyin bir bedeli elbet vardır!

Gün gelir bir işçi patron olur, gün gelir bir patron işçi!

******

Başlığa dönersek; vatandaş hakkı diye bir şey vardır!

Pek fazla hakkımız kalmamakla beraber, farkına varmamız gerekir ki: Bizler birer vatandaşız!

Hak ve hukukumuz vardır; her ne kadar hukuk artık bizden yana olmasa da!

Olan hak ve hukukumuzla savaşa da hayır diyebiliriz!

Yeter ki “Vatandaş” olduğumuzu unutmayalım!

Her vatandaşın “Yandaş” olmayacağını, buna rağmen devletin yandaş olmayan vatandaşlar için de sorumluluklarının olduğunu unutmayalım; en önemlisi unutturmayalım!    

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Ünal Şeref bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Perfect.

Ünal Şeref 
 27.06.2012 20:25
 

Alkışlar. Güzel yazılarınızı izlemeye devam...

Erdal Ceyhan 
 27.06.2012 20:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1284
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster