Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
153
 

Bir yaşam hikayesi 2

Bir yaşam hikayesi 2
 

ÖZGÜR OLABİLMEK...


Bir balık sezonu daha başladığında , Elif Semih’in yolunu beklemiyordu artık camın önünde. Çünkü beklememesi gerektiğini biliyordu. Semih  de para yollama konusunda çok emin değildi artık.  Elif’in kendi başına neler yaptığını görmüştü.

Elif ‘in temposu düşmeden devam etti, koşturmaya. Sabah namazı ile başlıyordu Elif için hayat. Değirmene bile gider olmuştu. Hayatında bir boşluk vardı ve bunun adı kesinlikle SEMİH değildi. Ama kocaman bir boşluktu bu. Çok çalışıyor olmasının altında yatan gerçek, Semih’ in yokluğunu doldurma ihtiyacı değildi, bu boşlukla yüzleşmeme çabasıydı. Sorunun ne olduğunu bilip, unutmak için bulduğu yoldu.

Elif uyanmıştı, sadece uyandığının farkında değildi. Yapayalnız bir boşluğu yaşıyordu. Semih ise hala uyuyordu , büyük aşk ve gizli aşk arasında gidip geliyordu.

Semih bu sefer balığa çıkıp ilk limana girdiklerinde kadını buldu. Kadın  bıraktığı yerde bıraktığı gibiydi.  Hiç hareket etmemişti sanki.Buluşmaları öyle yeri göğü titretecek kadar büyük çoşkulu olmamıştı ama,mutlu etmişti Semih ve Kadını da. İlk söylediği geçen sene için özür dilemek olmuştu. Bir daha arayamamış olmanın verdiği eziklikle.

        Eve hiç para göndermedi. Elif de sormadı. Para niye göndermiyorsun diye. Ama harcadığını da düşünmedi. Semih bir sefer buluşmak ile yetinmedi, bu kere. Başka bir lezzet vardı bu ilişkide. Adını koymuyordu ilişkinin,  bir beklenti yoktu, kadın dı onun için. Kadın dı , ama sanki bütün dünyayı temsil ediyordu bu kadın. Onun için para da harcadı üstelik. Elif için bankaya biraz daha fazla yatırırım diye düşündüğü bütün paraları önceleri azar, azar sonra artık aybaşlarında gelecek olan paranın hesabını da  yapacak şekilde harcadı kadın için.

Elif de, daha sıkı asıldı hayata. Bir şeyler olacaktı , hissediyordu sadece adını koyamıyordu.

Semih  Elif’ in niye hamile kalamadığını, Kadının da niye hamile kaldığını bir türlü anlamadı. Elif’in hamile kalamaması bile kafasında kadınla olan ilişkisini daha bir meşrulaştırdı. Ortada mı bıraksaydı kadını, tamam Elif güzeldi, hem de çok. Masmavi ve sıcacık gözleri vardı. Ama Elif bile doğru davranmasını savunurdu. Savunur muydu gerçekte onu bilmiyordu. Ama en azından çocuğu ortada bırakma derdi Elif. Bunu biliyordu.

Bu duygularla suyun altına çıplak daldığı bir gün, yenilmemesi gereken bir derinlikte vurgun yedi. Arkadaşları fark edip sudan çıkarana kadar, suyun altında bayağı kalmıştı ve vücudunun çok hayati organlarına felç gelmişti. Sinirleri ölmüştü. Yürüyemiyordu, şimdi değil ama belki ileriki yıllarda sadece yatağa bağlı kalacaktı. Bu gerçek Elif ile Semih in inanılmaz gibi gelen olağanüstü aşklarına vurulmuş bir vurgun gibiydi. Aşklarının daha önce yediği vurgunları hiç görmemişlerdi. Ya da görmek istememişlerdi. Ama bu öylesine bir şey değildi. Hayatlarını etkileyecek bir olaydı, nikah masasındaki iyi ve kötü gün yemininde ki, kötü gündü bu . Bir imza veya söze gerek yoktu onlar için  çünkü o imzalar çok önceden atılmıştı evlenirken.

Elif’ in kendilerini bekleyecek olan gelecekle yüzleşmesi daha hastane odasında onun başında beklerken olmuştu. Semih’in bu gerçekle yüzleşmesi ve hastalığını kabul etmesi , Perşembe’ ye dönmesi ile başladı. Elif’ i seviyordu, ama sadece seviyordu. Elif de Semih’i seviyordu ama sadece seviyordu.

Elif bütün seven kadınlar gibi, rolünü iyi oynadı. Semih i çok iyi baktı. Dışarıya gezmeye götürdü, Denizi tekrar sevmesini öğretti ona. Kayalıklara çıkartamasa bile, yaşama sebebini ona vermeye çalıştı. İkisinin kurduğu gelecek için sakat kaldığı gerçeğini hiç unutmadı. Kendisini çok borçlu hissediyordu ve bütün hareketlerine yansıyordu bu. Bankada ki para çoğalmaya başlamıştı. Tazminat, Semih e bağlanan maaş, ailelerin maddi olarak destek çıkmaları paranın birikmesini sağlamıştı. Elif günlük rutinine dönmeyi becermişti ama bu sefer daha zordu. Çünkü eve döndüğünde bir başka rutin içine düşmüştü. Semih Elif in gözlerindeki sıcaklığın söndüğünü görmüştü. Kendisinin de sönmüştü çünkü. Kadını ve doğacak olan çocuğunu merak ediyordu. Kadına vurgun yemeden önce söz vermişti, onlara sahip çıkacağına dair. Kadının onun başına gelenleri öğrendiğini ve bu yüzden onu aramaktan vazgeçtiğini düşünüyordu. Ve kendini daha çaresiz ve daha kızgın hissediyordu.

Herkes keşke bir tane çocuğunuz olsaydı şimdi dediklerinde Elif içten içe seviniyordu olmadığı için. Çünkü bebeğe ve onu bekleyen hayata kendini hazır hissetmiyordu. Bu gerçek öylesine havada asılı gibiydi sanki. Akşam eve girerken, sabah evden çıkarken. Semih in gözlerinin içine bakarken. Hep oradaydı o gerçek.

Elif bir akşam, arkadaşının düğününde birisinin gözleri ile onu takip ettiğini farketti, o gözlere bakma cesaretini bulduğunda ise  kendini çok rahatsız ve sıcak hissetti. Adını ve ismini bilmediği, bilmeye de cesaret edemediği,edemeyeceği biriydi. Düğün çok geç saatte bitince, düğün evini toplamak, düğünden dönenlere yemek hazırlamak için köy evinde kalmaya karar verdiklerinde adamın da orada olacağını düşünemedi. Sadece yemek  yemek ile bitmedi, düğün,gelin ve damat olmadan devam etti köy evinde. Ve sonra karpuz, peynir, rakı başladı. Fasıl grubu geldi. Adam ısrarla gözlerine bakıyordu Elif’in. Elif in aklı o gözlerde kaldı.  

Adamın ona bakması öylesine inanılmazdı ki.Her baktığında o gözlere  emin olamadı ona bakıp bakmadığı konusunda.Şarkılar başlayınca adam gözlerine bakarak önce Elif’i sonra da arkadaşlarını kendi masasına davet etti. Kadife gibiydi sesi. Sahip olmak istiyordu insan sebepsiz yere. Ait olmak.Elif birden kadın olduğunu hatırladı. Sevgi ve Aşkı öğrendi o anda. Semih ve ismini bile bilmediği kişi arasında ki duygularını karşılaştırdı. Beraber şarkı söylediler. Bir daha karşılaşma riski olmadığı için keyifli vakit geçirmeye çalıştı. Çok güldü. Adam her seferinde ona güvenebileceğini gösterdi.Sabahladılar. Hatta Elif sabahlamaktan daha iyisini yaptı. Alkolun ve duygularını bastırmamanın vermiş olduğu rahatlıkla, bedenine de izin verdi.  Semih ten başkasının kendisine dokunması canını çok acıtsa da zevk almıştı.

Ertesi gün, Semih in yüzüne bakarken müthiş bir suçluluk duydu. Adamı da merak etti üstelik. Kim olduğunu bilmek istemedi. Ama adam onu buldu.Sadece bulmak ile kalmadı,istediğini,hayatında kimse olmadığını,onu sevebileceğini,saygı duyduğunu,Elif i yaşamak ve bilmek istediğini açıkça söyledi. Elif gurur yaptı. Konuşmadı bile. Çünkü aşk neydi bilmiyordu. Ama Semih in yanında kalmasına neden  olan duygu olmadığını biliyordu artık.  

Semih in hayata tutunmasına yardımcı olacak her şeyi deniyordu, Elif . Semih bütün bir kışı böyle geçirdi neredeyse. Ara sıra deniz kenarına gitmeye başladı kendi başına,

Elif , Semih ‘i böyle denize bakarken her gördüğünde çok ciddi olarak suçluluk duydu. Semih in denizi ve balığı özlediğini düşündü. Semih ise uzaklarda kendisine ait olmayan o kadını ve yüzünü hiç göremeyeceği ve başkasına baba diyecek olan o çocuğu düşündü.

Denize kızgın değildi. Belki  birazda teşekkür ediyordu Semih. Kendisine ait bir başka yaşam bulabileceği gerçeği ile yüzleştirdiği için denizi. Elif de teşekkür ediyordu denize. Onun sayesinde var olmayı öğrenmişti.

Bir gün, Elif eve dönerken. Yolda puset içinde ağlayan bir bebek gördü.Çok kötü görünüyordu. Annesi olduğunu düşündüğü kadın çok güzeldi.Hüzünlü bir güzelliği vardı.Yorgun ve perişan duruyorlardı. Yardımcı olabileceğini düşündüğü için selam verdi.Önce bebeğin karnını doyurabileceği bir parka götürdü. Kadının kim olduğunu bilmeden ve soru sormadan, bebeğini beslemesini seyretti. Kendisinin bir bebeği olmamasına üzülmedi onları seyrederken. Bebek aşk ve sevgi işiydi. Sonra altını temizlediler. Elif kadının ona açılıp açılmayacağını merak ediyordu. Kadına gerçekten yardımcı olmak istiyordu. Üzülerek ve biraz da kaderine teşekkür ederek dinledi hikayesini.

Semih de kapıyı açmaya giderken Elif için, ne görmeyi umuyordu bilmiyordu, ama bunları değildi.Elif, Semih’in gözlerini gördüğün de  her şeyin ikisi içinde çok kolay olacağını anladı.

Semih ise kadını gördüğünde ağlama isteği doldurdu içini. Elif e baktı teşekkür eder gibi.

Elif adamla beraber olduğu için hiç vicdan azabı duymadı birden. Semih hiç öğrenemedi, Elif’in birisi ile birlikte olduğunu. Umurunda değildi bilse bile. Çünkü kendi gerçeği şu anda Semih in evinde  ona bakıyordu.Ufacık bir el, ellerini tutuyordu. Kendi sakatlığını ve bedenini unuttu. Sevgiyle kadının elini tuttu.
Elif in de elini tuttu. Böylesi bir kadın olduğu için. Elif de neredeyse ağlayacaktı. Elif o akşam onların hikayesini dinledi, verilmemiş hesapları verdi Semih Elif’e. Elif ise henüz kendi hesaplarını vermeye hazır değildi. Biraz kızgınlık, kırgınlık ,daha çok da rahatlık. Özgürlüğü ve kendi için duyduğu rahatlama.

Elif ağladı. Bir çözüm yolu bulmuş olmanın verdiği ağlamaydı bu. Semih bu ağlamayı, kıskançlık olarak yorumladı, Elif de böyle düşünmesine izin verdi.

Sonrası çok hızlı ve kolay olmadı. Önce boşanma davaları açtılar birbirlerine karşı. Boşanmaları bayağı bir zaman aldı. Ufak bir yerde kimseye duyulmadan boşanmak kolay değildi. Bu süre zarfında kadının yanlarında kalması için bir yalana ihtiyaçları vardı. Kadına Semih in bakımı için para verecek olmaları yalandı. Doğru olan Kadının aşk için Semih e bakmasıydı.

       Akşamları kadın Semih ile birlikte kalıyordu. Elif kanepede yatmaktan mutluydu. Televizyon seyrediyordu. Adamı düşünüyordu. Nasıl dokunduğunu, nasıl hissettiğini. En gizli yerleri acıyordu. Büyük bir savaş halindeydi. Perşembe,adam ve daha çok kendi ile.

Boşanmaları çok sancılı olmadı ama çok uzun sürdü. Semih ile göz göze geldiğinde doğru olanı yaptığını düşünüyordu. Kadın ile Sarıyer e gidecekti Semih. Plan buydu. Evi vardı ve bir kayığı vardı. Yine yaşamları deniz olacaktı. Semih oğluna denizi sevmesini öğretecekti.

Elif de Perşembe’yi yeniden sevmesini öğrenmişti. Her şeyini seviyordu. Kanlı canlı dokunabileceği bir yerdi burası. Adam buraya aitti. Kim olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordu önemli de değildi.

Semih kadın ile birlikte Perşembe den ayrılıp Sarıyer’e  yerleştiğinde, herkes Elif i suçladı. Bir erkeğe sahip çıkamamıştı. Onlara göre Semih, bu nereden geldiği belli olmayan kadın ve çocuk için buraları terk etmişti.Elif kimseye söyleyemedi, Semih in aslında zihni ile o kadını buralara çağırdığını. Elif i yeterince kadın olamamak ile suçladılar. Elif kimseye söyleyemedi boşandığını da.

Kimseyi suçlamadan, nasıl anlatılırdı böyle şeyler bilmiyordu, doğru olanı yapmışlardı Semih ile birlikte. Herkes için, kadın için, bebek için, Semih için ve Kendi için en doğru olan buydu.

Kendi en büyük aşkı deniz ve ismini bile bilmediği adam ile baş başa pembe panjurlu ve bahçeli evdeydi. Sabahları kalkar,  kayalıklara oturur ve düşünürdü. Yine böyle bir sabah denize bakarken buldu adam onu.

Güldü, yanına oturdu izin istemeden. Sanki her şeyi biliyor gibiydi Elif ile ilgili.

Elini tuttu, kimse görmeden. Taşların arasına saklayarak.

Elif çekmedi elini. Baktı sadece.

Adam ona.

“BİR YOKMUŞ OLALIM “ dedi.

Ve bir yok oldular onlarda.

İşte benim masalım da bu. Hala bir yok oluyoruz birbirimiz için. Her şeyi reddederek aslında olabilecek olan bütün kuralları kabul etmenin bir başka yolu bu, birinin hayatını yaşamadan,var olmak kendin için.

Sevgilerimle YASEMİN YENİL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 331
Kayıt tarihi
: 05.09.07
 
 

Size hikayeler anlatmamı beklemeyin, halen büyümek istemeyen birisiyim. Daha çocuk, daha yaramaz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster