Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
491
 

Bir yazar

Bir yazar
 

Bir yazar, bir yazarın hayranı olur mu derseniz, olur.

Kaçımız Ömer Seyfettin, Reşat Nuri okuyarak baş koymadık ki bu işe, hangimiz onların cümleler içine gizlediği esaretin esiri olmadık ki. Romanlarında müebbetleri yaşadık, öykülerinde darağaçlarına çıkmadık ki.

Can Dündar yazar olmaktan çıkmış artık, yani hergün beğenerek okuduğumuz gazetelerin herhangi bir köşe yazarı değil, yazdıkları farklı, söylemi farklı.

Bu ülkede Can Dündar olmakta, onun hayranı olmak ta kolay değil artık.

Adam öyle bir yazıyor ki, aşağıdan gelen de, yukarıdan gelen de, vuruyor, vuruluyor.

Attığı her okun birden fazla ucu var, biri değmese de bir diğeri muhakkak birilerine değiyor.

Biraz yakışıklı, biraz romantik biraz da sesi güzelseniz, az buçuk da natüralistlik varsa, çıkıp her reklamda oynarsınız.

Hangimiz oynamayız ki, hangimiz istemeyiz ki.

Yazarken amacımız okunmak değil mi? Varsın herkes okusun.

Başı açık-kapalı, mini etekli-sıkmabaş ne farkeder?

Bir yazarın ancak bu kadar kapsama alanı geniş olur. Her yerde “Full” çeker.

Farkında olmadan eleştiri ölçüsünü kaçırıyoruz sanıyorum ona karşı. Okun bir ucu bize değdiği için olsa gerek.

Onun gibi bir yazarı sizinkiler-bizimkiler paradoksuna sokmak, bence ona karşı yapılabilecek en büyük haksızlık.

İki çocuklu bir kadınla, üç çocuklu bir erkek izdivaç yapmışlar, bir çocukları daha olmuş. Ortak yapım.

Hır gür giderken, kadın kocasına seslenmiş, “ seninkilerle benimkiler bir olmuş, bizimkini dövüyorlar”

Şimdi sizinkilerle-bizimkiler bir olmuş, Can Dündar’ı dövüyorlar.

Biraz öyle değil mi?

Anadolu’da Vakit gazetesinin bir köşe yazarı var, diğerlerinden oldukça farklı. Ben hep sevmişimdir.Sibel Eraslan.

Geçenlerde bir yazısını okudum, hem çokca, hem insafsızca eleştirmiş bizim ortak yapımımızı.

Can Dündar’ın oynadığı bir reklam filminde söylediklerini, kendince eleştirmiş, bence haksızlık etmiş.

Can Dündar hayranlarına bir baksaydı, onun imza günlerinde sıraya giren başörtülü kızlarımızı görseydi, kitaplarını okuyan hayran kitlesinin dökümünü yapsaydı, yaptığı büyük yanlışlığın, farkına varırdı sanıyorum.

Ama öyle demek zorunda olduğunu sanıyorum. Çünkü çalıştığı gazetenin “benimkiler” olduğunu biliyordu.

Şimdi diyebilir, “ o gazete de seninkiler”.

Hiç bizimkiler diyen yok ki!..

Psikolog yada toplum bilimcisi değilim ama iyi bir Can Dündar analisti olduğuma inanırım hep.

Onun yazılarında kahraman hep insandır, kah kendini kor yazılarına, kah bir çocuğu, yeri gelir insanoğlunun eline düşmüş bir hayvandır onun kahramanı, yeri gelir bir siyasi.

Ama hep insan yüzünü alır, yazdıklarına konu olan bir hayvan olsa da.

Savaşa, teröre, sivil ve savunmasız insanların katline icazet vermez.

O yüzden, seninkiler-benimkiler ve bizimkiler üçlemesi ona haksızlıktır.

Özel hayatın kutsallığını savunan bir yazara, “bizimkileri” niye yazmıyorsun demek ne kadar doğrudur ki.

Nuray Canan isminde ki kızımın yaşadığı tamamen münferittir, tıpkı plaj meselesinde olduğu gibi, tıpkı okul önünde kendini bilmez bir polis memurunun darbına maruz kalan kızımız gibi.

Bunu rejim sorunu gibi yazmak “seninkilerin” işi olabilir, ama Sibel Eraslan’ın kalemi olamaz.

Can Dündar’ın o yazısını tekrar okursa, ne demek istediğimi anlar.

Sağlıcakla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Yerel bir gazetede yaklaşık 6 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum. Gündelik yaşamın gölgesinde kalan kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster