Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2633
 

Bir yazarın gecikmiş pişmanlığı

Bir yazarın gecikmiş pişmanlığı
 

Yarın Çok Geç. Başınızı Bugünden Avuçlayın...


2010’lu yılların sonuna doğru, bir köşe yazarı aşağıdaki yazıyı kaleme alır: 

Önce bikinili afişleri yasakladılar. Sesimi çıkarmadım. Niye ses edecektim ki? Ben o biçimlerden miyim? O yaştan sonra bikini giyecek değildim herhalde. Hem ne o öyle, her tarafları meydanda! 

Sonra Anayasa Mahkemesi kararına rağmen oldubittiye getirerek okullarda türbanı serbest bıraktılar. Hani fena da olmadı. On sekizini doldurmuş kızlar nasıl giyineceklerine kendileri karar vermeliydi, giyimde yasaklama çağdışıydı. Birkaç kendini bilmez solcunun, “Bunların niyeti özgürlük filan değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin başına türban geçirmek istiyorlar.” uyarılarına aldırmadım. Zaten bir sürü köşe yazarının, koca koca öğretim üyesinin ve daha da ötesinde Atatürk’ün partisinin yöneticilerinin de desteğini aldılar; ben niye karşı çıkacaktım ki!... 

En büyük medya guruplarından birini vergi denetimine tabi tuttular ve katrilyonluk ceza kestiler. Tek satır yazı yazmadım, sesimi çıkarmadım. Bana ne! Babamın gazetesi mi! Benim çalıştığım gazeteye baskın yapmamışlardı ki. Onlar da işinin ehli muhasebeciler tutsaydı… 

Gün geldi alkolle mücadele adı altında içkili restoranları bastılar, önemli bir kısmını kapattılar, alkollü içki firmalarının spora sponsor olmasını engellediler, yirmi dörtten küçük gençlere alkol satışını yasakladılar. Sesimi çıkarmadım, tek satır aykırı yazı kaleme almadım. Niye karşı çıkacaktım ki. Alkolle aram hoş değildi ve alkolün tüm kötülüklerin anası olduğunu biliyordum. 

Gerçi bu yirmi dört yaş şartı kafamı kurcalamadı diyemem. Türbana özgürlük isterken 18 yaşını doldurmuş insanlar reşittir, nasıl giyineceklerine kendileri karar verir diyorsun, sıra alkole gelince illa 24 yaş koşulu getiriyorsun. Bu nasıl iştir, diye yazasım geldi, ama çok da mühim bir konu değildi, sesimi çıkarmadım. 

Tepkimizi sessizce gösterdik. Benim gibi demokrat köşe yazarlarıyla bir araya geldiğimizde işi gırgıra vurduk: Keşke içki satışını 24’ün altına sınırlamakla kalmasalar, 25 yaşından büyüklere de velilerinden izin alma koşulu getirseler. Aradakilere serbest olsun! İçebildikleri kadar içsinler! 

Bir gün hafta sonu tatilini cumartesi-pazar yerine perşembe-cuma günlerine aldılar. Hiçbir şey yazmadım. Ne fark eder! Sonuçta tatil iki gün değil mi. İster pazar olsun, isterse cuma. Hem hiç de fena fikir değildi. Cumaya gidenler mesaiye geç kalınca devlet dairelerinde hizmet aksıyordu. Kaytaranlar bile namazı bahane ediyordu. Bakalım şimdi geç kalınca ne bahane bulacaklar! 

Sonra, kısaca TKSSKK dedikleri bir kanun çıkardılar. Türk Kadınını Sıcaktan ve Soğuktan Koruma Kanunu. Müthiş yaratıcı bir fikirdi. Kadınları yazın sıcaktan ve güneşten, kışın ise soğuktan korumayı amaçlıyorlardı. Tabii ki bu koruma ancak başlarını örterek gerçekleştirebilirdi. Böylece türban zorunlu oldu. Bu işte bir bit yeniği olabilir mi diye şeytan dürtmedi değil, ama şeytanın aklına uyacak değildim, ses etmedim, hatta gizliden destekledim… 

Arada, bunların acaba gizli bir gündemi mi var diye düşündürten başka kanunlar da çıkardılar. Halkın desteği de artarak sürüyordu. Ekonomi iyi gidiyor, borsa yükseliyordu, gerisi hiç de mühim değildi. Ne yaptılarsa, aleyhlerinde tek satır yazmadım… 

Bir gün ilginç bir kanun çıkardılar ve gün dolmadan cumhurbaşkanına onaylatarak yürürlüğe koydular. Kısaca SALAKLAR dedikleri kanun için niye böyle manidar bir kısaltma kullandıklarını önce anlayamadım. Meğerse öyle denk düşmüş, “Siyaset-i Alfabeyi Akil-ül Kanuni Lisanı-i Arabiyye-i Riyaset” kelimelerinden oluşmuş. Cuk oturmuş yani. Arap Alfabesine Geçiş Kanunu demekmiş. Kanun Latin alfabesini yasaklıyor ve resmi, gayri-resmi, özel ve tüzel tüm yazışmalar ile müfredat programında Arap alfabesi kullanımını zorunlu kılıyormuş. 

Ses çıkarmadım… Nasıl ses çıkaracaktım. Artık istesem de tek satır yazamazdım. Ben bu alfabeyi hiç bilmem ki… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Totaliter bir zihniyet adım adım yerleşiyor. İmkan bulurlarsa daha da yerleşeceğine hiç kuşku yoktur. Bunlar muhafazakar demokratız diyorlar ya, aslında müslüman demokratlar, toplumu ve devleti müslümanlaştırmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Oysa laiklik tam da yüzlerce yıllık deneyiminden sonra Batı'da geliştirilmiş bir kurum, bize o aşılmaya çalışılıyor. Laikliği savunanlara laikçi diyerek karşı cephe açıyorlar ve onların şeriatizm iddialarını yaygara olarak lanse ederek, kendi tarzlarındaki şeriatı sizin de sıradökümünü yaptığınız gibi adım adım gerçekleştiriyorlar, Türkiye kendi koşullarına göre toplumu dincileştiriyor, yeni şeriatı getiriyor. ALES sınavına girerken türbanlı foto çektirilmesi ve türbanla sınava girilebilmesi yasallaştırılmak isteniyor, bu açık bir şeriat denemesidir. İpuçlar çok görebilene.

Erdal Aydın 
 19.02.2011 12:41
Cevap :
Emeğinize sağlık, çok güzel özetlediniz.  21.02.2011 19:17
 

benim aklım almıyor Hilmi Abi artık bu işleri ... onlarmı doğru yapıyor biz mi anlayamıyoruz ... geçen hafta üniversiteler arası geometri olimpiyat sorusunu çözdüm ödül aldım ama ben hala bu işi çözemedim ... hata bende mi ben mi anlayamıyorum kanundaki gibi ben de mi SALAKLAR grubuna giriyorum yoksa Aziz Nesin mi haklı hani demiştiye milletimiz aptal diye ...

Mustafa Tunç 
 15.01.2011 15:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 173
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2150
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958 Trabzon doğumlu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi mezunu. Yazdığı kitapla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster