Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '12

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
286
 

Bir yazıyı nasıl okutursunuz?

Bir yazıyı nasıl okutursunuz?
 

Bir yazıyı nasıl okutursunuz?


 Tabii zorla okutamazsınız ? Ben, uğraşıyorum güzel güzel şiirler yazıyorum… Okuyanlar üç kişi dört kişi. Demek ki, “Şiir” şimdi  “OUT”… Niye ? Belki  millet  şiirin ne olduğunu bilmiyor. Yada kendisine “Şiir” diye yutturulan kötü örneklerden öylesine gına gelmiş ki, kendisine yeni bir “Şiir” sunulduğunda, “Aman yine mi şiir…” deyip, sayfayı çeviriyor… Belki onlar da haklıdırlar. Ama , millet okumayı da bazı amaçlar için yapıyor…

Sahi biz niye okuruz ? Aklıma şöyle nedenler gelebiliyor:

1. Bir şeyler öğrenebilmek; bilgi dağarcığımıza genişletip, kendimizi aşmak için. Ne demiş Peygamber efendimiz :  “Hiç okuyanla okumayan bir olur mu?”  Doğrudur… Ama, emin olun tek kitabı tekrar tekrar okuyanla, çok kitap okuyan arasında da fark vardır.

2. Ayıp olur , diye. Bilgili bir toplumun içine düşmüşsünüz (nerde o toplum?) herkes okuyor ; bilgisini satıyor. Ve onun ötesi bilgisiyle geçiniyor… Siz de ister istemez okuyacaksanız. Bir ev düşünün ki , anne okuyor; baba okuyor ; herkes okuyor… Bir de ev, kütüphane kitapla dolu … gel de okuma. Diğer yanda, anne okumaz, baba okumaz ; evde kitap bulunmaz; gazete girmez… O evin çocuğu  niye okusun ki… Bu iki ailenin çocuklarının sonunda ne olacağı aşağı yukarı belli değil midir? Belli olmaz diyorsanız; siz “Olasılıklar hesabını” bilmiyorsunuz, demektir.

3. Bazen bütünü kavramak için okuruz. O yazıyı didik didik ederek, her türlü ayrıntısını öğrenmek için okuruz. Gerçeği görmek için.

4. Tek bir fikir hakkında bir şey öğrenmek; bir tarihi almak, ünlü bir sözünü yerini belirlemek… yani ayrıntı için de okunabilir.

5.Eğlenmek için okunabilir. Bir mizah yazısı; anekdotlar filan…

Aranırsa bulunur… okumak için çok çeşitli nedenler, güdülemeler bulunabilir…

Kısaca bir yazı bize kendisini nasıl okutturabilir?

1.O yazı son derece güncel bir sorunun üzerine gitmektedir ve bu konuda yeni bir şeyler söylemektedir. İnsan merakını tatmin etmek için o yazıyı okur.
2. Yazı, o insanın, merak alanına giren bir yazıdır. İlginçtir, yenidir, farklıdır… İnsan okur. Bunlar normal
3.İnsan belli bir yazara alışmıştır. Onun romanlarını; şiirlerini okumadan edemez. Her gün arar. … Amma…

Ha bir de insan niye okur bilir misiniz ? “TEMEL İÇGÜDÜLER” e hitap ettiği için.

Bilin bakalım yurttaşlarım, insanın karnı doyunca ne düşünür… Eh şimdi bir şeyler uyanmaya başladı değil mi?

Temel ihtiyaçlar nelerdir  peki? Saymaya çalışalım… Maslow’u biraz hatırlayalım.

1.Yemek içmek, su, hava …
2. Korunma güdüsü…
3.Cinsiyet
4.Kültürel amaçlar… (Tümünü saymak gerekmez..)

Maslow bir yerde der ki, insan birincil amaçları doyurmadan, sonraki amaçlara geçmez; geçemez…

Sözgelimi, elinizde 1 TL.sı var  ve karnınız çok aç, gazete mi alırsınız, ekmek mi? Elbette ekmek alırsınız. Bu kesin…

Öyleyse, insan ilk önce kendi (mübrem) ihtiyaçlarına hitap eden girdilere  gider. Sonra diğerlerine .

Yani demem o ki, şiir hakkında yazıyorum boşuna… Şiir yazıyorum 3-5 kişi okuyor. Deneme amaçlı , şu arabalar üzerine yazayım dedim, hemen 1000 kişi okudu. Hiç bilmediğim “Doların Yükselişi” üzerine yazayım dedim… Yine binlerce kişi okudu…Bir de  “Or.sp…r” diye bir yazı yazsaydım herhalde  6000 kişi okurdu… İddiaya var mısınız?

Bu durum aslında Milletin neye aç olduğunu gösteriyor. Derler ki , “Ekmeği ne kadar sıkı koltuğunun altına saklamak istersen, onu görmek isteyen o kadar çok olur.”  Sıkı aktöre döneminden geçiyoruz ya… O yasak, bu yasak, TRT’de sigara göstermek yasak; orta yerde içki içmek yasak ; bayanların başını açması yasak… Kimse alenen yasaklamıyor da… İşte “Ahlak ahlaktır..” diye Harzemli Osman! buyurmuş ya… Herkes Ahlak’ın bekçisi, ama herkes de bu konuda bir yerlerden yırtmak istiyor.  Çünkü gizli olan merak çeker. Ama bu işler, arkadaş, gizli yapılmalıdır… raconu icabı!

Okutmak mı istiyorsunuz… Temel içgüdülere hitap edin.
Yok ben aklı başında yazarım; okuyan okur… Okumayanın da yolu rastgele diyorsanız, o da sizin bileceğiniz iş. Mal sizin, mal müdürü ne yapsın… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bak şimdiii...şiir yazmalıı...en iyisii...eyvallah...

nedim üstün 
 09.01.2012 23:00
Cevap :
Yani imkansızı "Olabilir" yapmak mı? Onu ancak sen yapabilirsin iyi insan...Afiyetle.  10.01.2012 5:45
 

Hocam, geçtiğimiz günlerde hayli bir araştırma yaptım, okudum, inceledim ve bir dolu done topladım. Şiddetin bilimselliğini açıkladım neden kaynaklanır, nasıl uygulanır, neler sebep olur ve ne şekilde önlenebilir. Baktım okunma sayısı yerlerde geziyor geri çektim.Televizyon programlarında zaman zaman millete sorular yöneltiliyor! örneğin ''Kürek kemiği nerede?'' diye. Kalçasını gösteriyor cevap veren kişi.Son derece basit ve de cevapları bilindik soruları bile cevaplarken takılıyor insanlar. Hele ki ünv. öğrencileri!Ortadoğu ülkelerini soruyor muhabir! Macaristan diyorlar!! İlkokulda temel eğitimde gördüğümüz konuları bile cevaplamaktan aciz kalmışız.Başka söze gerek yok sanırım. Sevgi ve saygılarımla.

Ay Şen 
 07.01.2012 2:35
Cevap :
Gerçekten. O milletin hali ne? Çoktan seçme..Çoktan seçme ...derken, cahil bir millet yetiştiriyoruz. Eğitim dediğin, gibi sıfır... Ağlanacak haldeyiz. Şimdi de bakalım 12 yıla çıkarsınlar , "Şahdık, şahbas olduk" diyelim... Bence eğitim , sahibini bulamıyor. Aslında hepimizin konusu ama, sahip çıkan kim... Sevgi saygı bizden.  07.01.2012 15:31
 

ceyhan hocam, bu aralar nasira basar oldun! Cogu kez buralardan ornekler veririm yani saz maz caz meselesi. Elin oglu uyduruktan yemek kitabi yazar hayatinin sonuna kadar telif parasi ile gecinir. Derken bir daha bir daha sonunda bir yemek kitabi yazar ki kendisi de sasar. Sen hic biz de siirden hayatini idame ettiren sair gordunmu? Yada yazar! Bahis 70 milyonluk ulke , egitim yasida 6.2! Farkli olsa sasarim. Tabiki once vatandasin karnini doyuracak, insanca gereksimlerini karsilayacaksin.Minik bir ani alakasiz ama!Bulgaristana rejimin yikilmasi sonrasi ugradim. Cok zor durumdaydilar, meshur kaskavali bile bulmak zor idi. Ama bana tahsis edilen sofor elinde Tolstoy klasigi ile bos zamanlarini degerlendiriyordu! Dedimki; siz bu isi kisa zaman da asarsiniz, hatta ki ab uyeligi cantada keklik ,biz mi? Biz ise ayi avlamakla basladigimiz icin keklige sira gelmedi!!! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 07.01.2012 0:36
Cevap :
Çok doğru ve yerinde yorumlar getirmişsin New-Yorklu... Bizde oldum olası ne kitabı yazanın önemi oldu, ne de onu okuyanın... Bilakis; okuyan da yazan da tehlikeli görüldüler... Çünkü toplumda zaten bir kitap vardı, yazılmıştı; herkes onu okusun du... Gerisine ne luzum var... Okuyan beş yüz kere, bin kere onu okuyor... Ondan sonra da, "Gavurlar bu kitabı iyi okuyorlar, onu için iyi icatlar yapıyorlar.." diyorlar. Güler misin, ağlar mısın?  07.01.2012 15:38
 

Bu konuyu içeren bir Yazı kaleme almıştım, adıda. (Şiir ve düz yazılarımdaki okuma katsayıları.) Ne tesadüf.

Şahin ÖZŞAHİN 
 06.01.2012 23:58
Cevap :
Çok ilginç . Ben görmedim. Okuma isterim.   07.01.2012 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster