Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3371
 

Bir Yedek Subayın Anıları-4.Bölüm

Bir Yedek Subayın Anıları-4.Bölüm
 

Kısa bir bir izin döneminden sonra Şarkışla' nın yolunu tuttum. İçimden kurada takım komutanı gibi bir ibare geçmiyor, herhalde radar mevzii olduğuna ve bu sistem de bir tür elektronik aksama(lara) sahip olduğuna göre mevziide mesleki çalışmalar yapabileceğim fikrini geçiriyordum. Açıkcası araştırma görevlisi olarak çalıştığım 3 yıl boyunca insanlarla uğraşmak beni oldukça yormuştu. Dolayısıyla takım komutanı olmamak da beni bu anlamda mutlu etmişti.

Sıcak bir yaz günüydü, Şarkışla kendine has şirin bir Anadolu kasabasıydı. Kasaba nüfusunun önemli bir kısmı Avrupa' da yaşadığı, yaz ayları bu kişiler izine geldiği için şehirde o aylarda ayrı bir canlılık vardı. Caddelerden sünnet veya düğün konvoyları eksik olmuyordu. Yollarda İstanbul' da bile görmediğim arabalar, etrafta Avrupa mimarisinden etkilenmiş evler görüyordum.

Sonunda birliğime vardım. Nöbetçi askere kendimi tanıttım ve içeri girdim. Beni ilk karşılayan o gün nöbetçi olan Salih astsubay oldu. Tanışmanın ve hoşgeldin merasiminin ardından ben yavaş yavaş görevimi almak için ona sorular yöneltmeye başladım. Kuramı gösterip, "Mevzideki görevim tam olarak nedir, sizin bilginiz vardır?" deyince daha sonra iyi arkadaş olduğumuz Salih astsubayım anlatmaya başladı:

"... Asıl görev yeriniz şehrin dışında yer alan radar üssü. Burada hem güvenliği hem de hizmet faaliyetlerini sağlayan bir piyade bölüğü var. Siz o bölüğün bölük komutanı, ayrıca tüm mevzinin eğitim subayı olacaksınız"

Asker olduğum için bölük sayısının ne almama geldiğini çok iyi biliyorumdum. Bu kaba hesapla 150 asker demekti. Biz bir takım askerden (23 kişi) sorumlu olmayarak rahat ederim diye düşünürken, :)) Kendi kendime gülmeye başladım, hayat süprizlerle doluydu. Derken istihkam bölümünden başka bir yedek subay arkadaşım geliverdi. Hemen oracıkta tanıştık, konu kuralara geldiğinde bizimki: " ... Kahretsin, ne kötü kura çektim, millet nerelere gitti, benim geldiğim yere bak..!!" dedi. Hayat ne garipti, piyade için burası harika bir kura iken, istihkam için çok kötü olabiliyordu. İnsanoğlunun değer yargıları şartlara göre ne kadar çok değişebiliyordu. Yer aynı yerdi, ancak birisi için çok iyi, diğeri için çok kötü.

Sonraki gün sabahleyin servis aracıyla mevziye çıkıp öncelikle mevzi komutanıyla tanıştık. Ardından beraber çalışacağımız bölüğün astsubayı Seyit abiyle tanıştım. Abi diyorum çünkü hala dostluğumuz ve irtibatımız devam ediyor. Kendisi benim için tam bir şanstı, askeri bilgisi ve kişiliğiyle subay olacak vasıflara sahipti. Beraber görev yaptığımız süre boyunca aramızda en küçük sorun olmadı. Mevzideki diğer birimlerle tanıştıkça asker idare etme konusunda bazı rütbeli kişilerden öneriler hatta onların tabiriyle tiyolar geliyordu. Biri aynen şöyle dedi:

" ... Bak Beşir asteğmenim, gidinceye kadar rahat etmek istiyorsan ilk iştima aldığın gün askerlerden birini bir nedenden dolayı döv. Korkma Mehmet' de neden bulmak çok kolaydır, iki tane patlat gidinceye kadar rahat edersin..."

Çok üzülmüştüm, hem bu rütbeli şahsın çözüm olarak dayağı görmesi hem de birilerinin yanlış davranışıyla rütbeli kişileri bu basit çözüme yöneltmeleri beni rahatsız etmişti. Aynı kişiye döndüm:

" ... Bunu yapmam mümkün değil, ama size söz veriyorum, bunu yapmadan bile asker üzerinde tam kontolüm olacak ve bu anlamda hiç sıkıntı çekmeyeceğim, zaten ikimizde kısmetse burada olacağız, sonucu görürsünüz.."

Bana pek inanmış gözlerle bakmadı, içinden belli ki:

"Sen bunları bilmezsin, yapta göreyim, bir ay sonra tekme tokat girersin..!!! diyordu.

Asıl yol gösterici öneri Seyit abiden geldi. Buna uyarak 15 gün boyunca başta bölüp olmak üzere herşeyi sadece gözledim, herkesi inceledim ve bu süre boyunca hiç iştima almadım. Askerler de meraklı gözlerle beni inceliyor, kimyamı keşfetmeye çalışıyorlardı. Akıllarında tek bir soru vardı. Gelen gideni aratacak mıydı? Çünkü son giden asteğmenin askerleri bazı durumlarda biraz hırpaladığının haberini almıştım. Ama önyargılı değildim, belki o da benzer düşüncelerle yola çıkmıştı, ancak zamanla hiç istemediği metodlara başvurmak zorunda kalmıştı.

Devam Edecek....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 410
Toplam yorum
: 458
Toplam mesaj
: 89
Ort. okunma sayısı
: 3205
Kayıt tarihi
: 13.04.06
 
 

Bilgisayar, elektronik, internet alanındaki son gelişmeler. Tüketici elektroniğindeki trendler. Otom..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster