Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '15

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3060
 

Bir yere varmak için önce kendine uğramalı insan...

Bir yere varmak için önce kendine uğramalı insan...
 

resim görsel netten alıntı


Hani bazen hayat üzerimize çöreklenir de, nefes alamaz hale geliriz ya...! Her şey üst üste gelmiş, iç dünyamızda tarif edemediğimiz sıkıntılar, hüzünler yaşarız. Hani dokunsalar ağlayacak gibi oluruz ya bazen. İçimizden hiç bir şey yapmak gelmez. Kendimizi çaresiz, mücadelesiz, onca kalabalığın içinde yapayalnız hissederiz... Her şeyi olduğu gibi bırakıp kaçmak isteriz hani. Tanıyanı bileni olmayan bir yere kaçıp gizlenmek isteriz, kendimizden kaçmak...
 
İnsan kendinden kaçabilir mi? Nereye giderse gitsin kendini geçmişiyle birlikte götürür gittiği yere. Geçmişini  bir sırt çantası gibi taşır omzunda. Hal böyle iken, insan kendinden kaçıp yine kendine gitmiş olmaz mı? Zira insanın bindiği gemi de vardığı liman da kendi yüreğinde demirlidir.
Yeni yakın zamanda nette A. Tolga Akpınar'a ait olan bir söz okudum. O şöyle diyordu;“ Bir yere varmak için önce kendine uğramalı insan…İnsanın gideceği bütün yollar kendinden geçer”... Bu söz benim de yazımın konusunu oluşturdu.
 
Yine benzer şekilde, Can Yücel "Gitmek" isimli şiirinde bakın ne güzel ifade etmiş; 
 “Bu günlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok. 
Kiminle konuşsam ayni şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.
Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir. 
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan..."
 
İnsanın bu denli kendinden uzaklaşmak isteği, onun yaşadığı ortamda sürüklendiği algı yanılsamasının bir sonucu olsa gerek. Ruhun kendisine yabancılaşması, kendisini tanıyamaması da denebilir bu duyguya... Bireyleri bu çıkmaza sürükleyen neden, yaşadığı  toplumun dayattığı yaşam tarzı... Ve akabinde oluşan duygu birikiminin insan ruhunda oluşturduğu olumsuz etkinin bir sonucudur. Bu da  insanı yalnızlaştıran sebebin başında gelmektedir....
 
Kendine ulaşamamış, kendini bulamamış, kendini tanıyamamış her insan yalnızdır. Ve bu durum onu mutsuz etse de, birilerinden bekler yalnızlıktan kurtulmayı. O bilemez tanımadığı bir "BEN" le nasıl baş edeceğini. Zira inmemiştir bir gün bile kendi derinine, yüreğine,vicdanının ona neler fısıldadığını duymamıştır. Bu günü de kurtardık mantığı, doğruyu ben biliyorum ego tatmini ile iyi taraflarını el üstünde tutmuş, eksi, yanlış olan ne varsa görmezden gelmiştir, itelemiştir kendinden öteye... 
 
İnsan yaratılış itibariyle en güzel şekilde kusursuz olarak yaratılmıştır. Dünya hayatı ile baş edebilmesi için gerekli olan her şey onda mevcuttur. Bu gerçeği Yüce Allah,"Biz insanı en güzel biçimde yarattık" Tin suresi 4. ayette bildirmiştir. O kendini tanıma zahmetinde bulunmadığı için sahip olduğu cevherin de, farkında olmadan yaşar.  
İnsanın hayatın getirdiği her türlü iyi ya da kötü günler karşısında yaşama sevincini koruyabilmesi, onun sağlıklı bir ruh yapısına bağlıdır. Sağlıklı bir ruh yapısına sahip olabilmesi için, insanın önce kendi iç dünyasına yönelmesi gerekmektedir. Tıpkı Gönül Ustası Mevlana'nın "içindeki kapıyı çal; başka kapıyı değil.” sözünde ifade ettiği gibi önce kendi içine yönelmeli... 
Benzer durumu sevgi ve hoşgörünün timsali Yunus Emre de;  "İlim ilim bilmektir 
İlim kendin bilmektir 
Sen kendini bilmezsin 
Ya nice okumaktır..." dizlerinde anlatmıştır.
 
Kendini bildikçe, kendine yaklaştıkça insan, yalnızlığından arınır. Kendini tanıdıkça, önünü aydınlatır, başkalarını da anlar. Ayakları yere sağlam basar. Kendini bildikçe çoğalır. Kendini sevdikçe sevgiyi dilenmez, zaten o sevgi olur. Kendine baktıkça yalnızlığından kurtulur. Kalabalıklaşır ve var olur. Kendini bildikçe hakkı bilir. Kendini bildikçe haddini bilir...
 
İnsanın kendi iç dünyasına yönelmesi onu dış dünyadan soyutlamaz, tam tersi tamamen yaratılan tüm varlıklara yaklaştırır. Çünkü kendini doğru tanıyan kişi, bütün varlıkların anlamı ve amacı konusunda derinlikli bir bakış açısına sahip olur. Bu açıdan bakınca, insan kendi dahil yaratılan her şeyin ortak bir gaye için tek bir yaratıcı tarafından yaratıldığını bilir. Yunus'un "yaratılanı severim, Yaradandan ötürü" sözü gibi, yaratılan her şeye karşı sevgi ve merhametle yaklaşır.
 
Muhabbetle,
Hanife Mert

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geleceğini mi bilmek istiyorsun? O zaman kendini tanı! Kendini, kendi Oluş'unu, düşüncelerini, fikirlerini ve davranışlarını bilen insan, geleceğini de bilir. mutlukla kalın..

Selda Çakmak 
 13.01.2016 12:31
Cevap :
Kendini Kendini bilen her şeyini bilir. Kendini tanıyan kendiyle barışık olan hayatla barışık yaşar. Sevgili Selda hanım; "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir." Sevgi ve esenlikler  20.01.2016 7:58
 

Yaşama bağlayıp yaşama sevincini pekiştiren sevgi duyguları bizlere zihin açıklığı verdiği gibi düşüncenin de gelişmesiyle evrimleşme sürecimizi hızlandırıp kendi içimize de yolculuklar düzenleyerek beden ve ruhua götürülen gıdalarla onların ahenk ve uyumunu sağlayıp daha çok mutlu oluruz...Çok anlamlı bir yazıydı.Yüreğinize sağlık Hanife hanım.Selam ve saygılar.

Abbas Oğuz 
 28.05.2015 15:54
Cevap :
Abbas Bey, insan kendine zaman ayırmalı, kendini tanımalı, kendini anlamalı. Kendi ile barışık olmalı. Tüm cevaplar ve çözümler kendinde gizli. Değerli yorumunuzla katkınız için çok teşekkürler. Saygı ve selamlar,   31.05.2015 21:43
 

Ruh ve beden eşitsizliği dengesizlik yaratıyor yaşamda, yaşamakta derine dalmadan :) sevgilerimle Hanifemm :)

Tülay EKER 
 16.05.2015 14:02
Cevap :
Yorumuna tamamen katılıyorum sevgili Tülayıım. İnsanı mutsuz eden agresif gergin yapan şey, insanın kendi ile sorun yaşaması. Oysa kendini bir anlasa dinlese farklı olacak her şey.. Sevgilerimle canım, esenlikler sana..  17.05.2015 23:44
 

Canım Kardeşim, Hanife hanım, ne güzel felsefi bir yazı. Kendini bilen ve seven insan tüm canlıları ve dünyayı sever, tanır olgunlaşır. Mübarek Miraç Kandilinizi ve Cumanızı kutlarım. Selam ve sevgilerimle öptüm sizi. NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 15.05.2015 12:35
Cevap :
Çok teşekkür ederim Nahide Hocam, okuyan gözlerinize yüreğinize sağlıklar diliyorum. Sizin de cumanız ve kandiliniz kutlu olsun, hayırlara vesile olsun inşaallah. Her şey gönlünüzce olsun. Sevgilerimi gönderiyorum, öptüm sizi... Segiyle kalın.  16.05.2015 6:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 942
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 3838
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster