Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
260
 

Bir yiğit aranıyor

Okulların kapandığı gün ben de gittim karne almaya... Babam bu tip şeylerle ilgilenmezdi, ama ben onun yaptıklarını aynen yapmak yerine, bana uygun gelmeyenleri yapmamaya çalışıyorum. Hepimiz babamızdan gördüğümüzü aynen uygularsak, gelişme nasıl olacak ki?

Oğlum dördüncü sınıfa geçmiş. Bütün notları Pekiyi. Bir baba olarak gurur duydum elbette. Öğretmenleri veda konuşması yaparken, "Karnelerinizdeki notlar hepinizin alın teriyle kazandığınız notlardır. Çalışmalarınız, gayretleriniz bile bu notları almaya yeter" dedi. Ne demek istediğini çok iyi anladım. Ama yine de benim gözümde oğlum her konuda pek iyi değil. Ben onun daha da iyi olmasını istediğim için yeterli bulmuyorum.

Şimdilerde zekânın çeşitliliğinden bahsediliyor. Kimi matematik zekâya, kimi sözgelimi müzik zekâya sahip oluyormuş çocukların. Eskiden bizim kaabiliyet dediğimiz şeyin bir nevi dönüşümü belki bu. Benim oğlumun resim kabiliyeti -bana göre- yok. Ardından Türkçe anlatımda sanki biraz zorlanıyor gibi geliyor bana... (Halbuki benim en iyi bildiğim şey okumak yazmaktır, babasına çekmemiş kerata...)

Özellikle anafikir bulmak ve atasözü açıklamak gibi konularda biraz endişeli. Prensip olarak ailece, çocuğun ödevine yardım etmek gibi bir davranışımız yok. Annesi de ben de buna özellikle dikkat ediyoruz. Ama bu iki konuda kesinlikle doğrudan yazmak şeklinde değil de, açıklayıcı birtakım bilgilerle ona yardım etmek zorunda kalıyoruz. Şimdi ona sorsam, oğlum pire için yorgan yakmak ne demek desem, alacağım cevabı pek kestiremiyorum. Gerçi üçüncü sınıf talebesi bunu bilmeli mi, ondan da emin değilim. Ben ne zaman öğrenmiştim acaba bu atasözünün gerçekte ne anlattığını, bilmem ki?

Sabah sabah kafama takıldı işte. Finans sektöründe çalışan bir arkadaşımla internette sohbet ederken, daha doğrusu son zamanlarda pek edemezken, bunun sebebini sordum. Piyasaların kötü durumundan ve kriz yönetimine geçtiğinden bahsetti. Bu yüzden internette dolaşmaya fırsat bulamıyorum, dedi. Durum o kadar vahim mi, diye sordum. Doğrusu ne desem yalan olur. Ama Tayyib'in dediği gibi düğmeye basıldıysa, durum kötü görünüyor, diye cevap verdi.

Bana göre düğmeye basılmış gibi. Bu düğme nerdedir, ne kadar büyüktür, buna kim basar, niye basar, nasıl basar bilemiyorum ama, vatandaş henüz kendisine yansımadığını söylese de aslında 3-4 yıldır devam edip giden istikrar ortamının bozulduğu kesin. Belki şimdi dolar fırlayınca, borsa düşünce, dengeler bozulunca, istikrarın nasıl yansıyıp yansımadığını vatandaş birazcık anlamıştır ama, bunun için çok geç olduğunu da umarım farketmiştir. Bir belirsizlik ortamına sürükleniyor olmamızın, erken seçimi zorlamak için yapıldığında şüphe yok. Sonuçta bir komplo teorisine dayanmak zorundayız ama, olanları başka türlü izah etmek da çok zor.

Bugünkü gazetelerde başbakanın söylediği sözler arasında altı çizilmesi gereken bir cümle var: Gelin hükümete muhalefete yapıyorum diye millete muhalefet yapmayın, demokrasiye istikrara muhalefet etmeyin, diyor sayın başbakan.. Gerçekten bu çok önemli bir husus. Pire için yorgan yakmak atasözü işte bunu okuyunca aklıma geldi.

Sırf AKP'ye karşı olunduğu için bu ülkenin, bu ülkede yaşayan 70 milyonun ve bu ülke geleceğinin göz göre göre yakılması içimi ürpertti. Bunu sadece bu hükümet için söylemiyorum. Neredeyse geçmiş bütün hükümetlere bu tür baskılar, saygısızlıklar, yanlış davranışlar yapıldı. Ecevit'e fırlatılan anayasa kitabının hayatımızı allak bullak eden sonuçlarını umarım hatırlatmaya gerek yoktur.

Evet vücudumuzda bir pirenin dolaştığını, en azından dolaşıyormuş hissi duyduğumuzu inkâr edemeyiz. Ama bunu yok etmenin yolu ülkeyi ve onun gelecekteki kaderini yakmak değil ki... Biz yorganı yakmaktan da öteye evimizi, yerimizi yurdumuzu toptan imha ediyoruz.

Gerçek pirelerden nasıl kurtulduğumuzu hatırlayın lütfen. Yeni gençler bu garip hayvanı belki tanımazlar ama, annelerinin, babalarının piresiz bir çocukluk geçirdiğini zannetmiyorum, DDT denilen ilaçla pirenin kökü kurutuldu. Sadece pire mi; ondan önce bitler, keneler, tahtakuruları da vardı. Hepsi bu sayede hayatımızdan çekildi gitti.

Yok mu Allah rızası için şu ülkeyi düşünerek, en ufak bir farklı görüş ortaya çıktığında ülkeyi kökünden sarsmak ve bu kadar yıl yapılanları yıkmak yerine, bu basit konuya bir çözüm getirecek, daha medeni davranışlarla bu sosyal rahatsızlığı giderecek, bu derdi başımızdan eksik edecek bir yiğit, yok mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 946
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster