Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
442
 

Bir yudum sevda.

 Ne zaman yağmur yağsa inceden bir sızı kaplar yüreğimi.
Yere düşen damlaların sesini dinlerim sessizce!
Bazen acımasızca delik deşik etseler de toprağı.
Hep kötümser olmamak gerek bazen de adeta sevişirler rüzgarlarla.
Çiçekler için de bayram gibidir yağmur, daha çok sarılırlar toprağa.
Sanki bir çocuğun oyuncağını bırakmak istemeyişi gibi.
Sığındıkları yaprakların arasından kaçışan kuş sürülerinin cıvıltıları ruhumu okşar.
Ellerimizdeki  kitapla başımızı ıslanmaktan koruyarak kaçtığımız okul yıllarımı hatırlarım.
Eski Türk filmlerinde olduğu gibi en yakındaki bir kulübeye sığınmazdık pek tabii ki!
İlk gözümüze çarpan kocaman gövdeli bir ağacın altında son bulurdu kaçışımız..
Başı boş kedi ya da köpekleri miskin uykularından uyandırırdık istemeden de olsa!
Umutlarımızı yeşertirdi yağmur, derin düşüncelere dalardık.
Ne sırlar gizlidir kimbilir bu ağacın gövdesinde diye!
Daha önce kaç kişi ağlamıştır acaba burada, kaç sevgili sarılmıştır birbirlerine!
Ve küçük çakılarla o koskocaman gövdelerine ne çok şanslı isimler kazınmıştır.
Ahmet  Ayşe’yi seviyo!
Körpecik çiçekler koparılırdı sevgiliye sunulmak üzere.
Papatya fallarına bakılırdı ve hep seviyor çıkardı nedense?
Ama asla sonu gelmezdi kendimizi avutmalarımızın!
Bu nedenlerledir ki ben hep hüzünlenirim yağmurlu havalarda!
Beni benden alır ona götürür içimdeki hasreti!
Ama yokluğunun üstesinden gelmekte usta değilim.
Kaderin önünde eğilirim!
Sadece mızmızlanmayı iyi beceririm.
Tutuştursunlar kağıdı kalemi elime.
Daha ilk mısraları yazarken eririm.
Kendime garezim nedendir bilmem.
Acı çekmeyi çeker o anlarda canım.
Kaşlarımı çatarım inadına inadına.
Hüzünlenirim hep için için.
Kinlenirim o felek dediklerine.
Bir sigara yetişir imdadıma!
Geçmişi anmakla teselli bulurum!
Ona yine, yeniden aşık olurum.
Bıyıklarımın ilk terlediği yılları hatırlarım.
Buğulu sesi, hüzünlü bakışları gelir gözlerimin önüne.
Yanık bir arabesk şarkı sesi duyulur sanki o an cızırtılı pikabımdan.
Açık hava sinemalarındaki aşk filmleri çıkmaz aklımdan.
Fabrikatör Hulusi Kentmen’in oğlu viskisini yudumlarken.
Ben küçücük odamda küçücük yüreğimi ısıtmaya çalışırım.
Kalabalıklar içinde yapayalnızlığımı yaşamaya alışırım.
Çünkü o benim ilk göz ağrımdı kalp sızımdı.
Her ah çekişimde boynumu büken imkansızımdı.
Olamadı yağmurda elele tutuşmalarımız.
Kuytu köşelerde gelecekten konuşmalarımız.
Daha birbirimize doyamadan bitivermişti sevdamız.
Aniden taşınmışlardı mahallemizden sessiz sedasız.
Kamyonun arkasından bakakalışım daha dün gibi.
Sanki o an kocaman bir parçam kopmuştu içimden.
Gelmesini beklediğim yıllar eksilmişti ömrümden.
Dur gitme diyemedim gözyaşıma hükmedemedim.
O gün bu gündür ona aklımdan çık diyemedim..
 Eskiden de hep böyleydim, bu gün de hep öyleyim.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocuk saflığımızla yaşadığımız o ilk aşklar, ilk beğenişler ve ilk çekingenliklerimiz...Hepimizin böyle tatlı anıları vardır.Güzel bir çocukluk anınızı öykü tadında anlatmışınız.Mahalleden taşınmasaydı, farklı birşey yaşarmıydınız acaba?

Bosnalı 
 04.11.2011 22:43
Cevap :
Beğendiğiniz için teşekkür ederim sayın Bosnalı, mahalleden taşınmasalardı bu satırları karalamak için başka bir ilham kaynağı aramak peşinde olurdum belki, kimbilir:-)) Saygılar selamlar. (bayram tatili nedeniyle bir süre PC’den uzak kaldım, bu nedenle geciken cevabım için özür diliyorum)  11.11.2011 22:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1021
Toplam yorum
: 4165
Toplam mesaj
: 254
Ort. okunma sayısı
: 1596
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

Çok eski olmayan bir tarihte tıpkı sizler gibi Melek'lere gülümsermişim uykulu hallerimde!  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster