Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
654
 

Bir zamanlar İstanbul'da Faytona binerdik.

Bir zamanlar İstanbul'da Faytona binerdik.
 

Son günlerde  hep acılı olaylar gördük ve onlardan etkilenip hiç istemediğim halde hep acılı yazılar yazdım.

Bugün çocukluğumun anılarından yola çıkarak bir yazı yazmak istiyorum. Sanki o günlere kaçarsam bugünlerin eleminden biraz kurtulabilecekmişim gibi geliyor.

1960 yılı idi. Ne kadar uzun zaman geçmiş. Yarım yüzyıldan fazla. Babam ve annem günlerdir evde hummalı bir faaliyet içinde idiler. Konuşmalarından duyduğuma göre Şehrin öbür yakasında, yazlık bölgesinde bir yazlık evimiz vardı artık. Biz İstanbul'da Laleli denen semtte oturuyorduk. O zamanlar Laleli müstesna bir semtti. Yıllar sonra gidip de bugünkü halini görünce her güzel şeyin bozulduğu an hissettiğim çaresizlik ve üzüntüyü yaşadım tekrar.

İşte o sene okullar tatil olunca yeni  yazlık evimize gidecektik. O güne kadar yaz tatilleri hep kısa süreli tatillerle geçmişti. İlk defa bir yazlık evimiz ve uzun tatil imkanımız olacaktı. Okullar tatil olmadan bir kere annem ve babam bizi yeni evimizi görmeye götürdüler. Anadolu yakasında Caddebostan denilen yerde denize yakın bahçe içinde çok güzel bir evdi yeni evimiz. Etraf bahçelik, balkonundan deniz görülen, mor salkımların, hanımellerinin balkonuna sarıldığı bu evde çok güzel bir yaz geçireceğimi umuyordum. Ayrıca babam kardeşime ve bana bisiklet alacağını da vadetmişti.

Okulların tatiline bir iki gün kala bütün ülkeyi ilgilendiren, büyüklerin günlerce konuştuğu, bizim de bir kaç gün sokağa çıkamadığımız olaylar oldu ülkede. Bu olaylar bizim yazlığa gitmemizi biraz geciktirdi tabii. Ama sonunda orası bizim evimizdi ve gidecektik.

Nihayyet evimizdeydik. Daha önce görmediğimiz kadar büyük balkonlu, bahçeli bu evde hayatımız devamlı balkonda geçiyordu. Deniz yakındı. Bugün sahil yolu denen yer tamamen kumsal denizdi. İki tane plaj vardı ve biz hergün sabahları annemizle plaja gidiyorduk. Tertemiz denize girmek büyük zevkti. Bu zevki denizden çıkıp eve dönerken bindiğimiz iki atın çektiği fayton denen araç perçinliyordu. O güne kadar faytona Büyük Ada ve diğer adalara gittiğimizde binmiştik. Laleli ve İstanbul'un merkezinde fayton yoktu. Oralarda ulaşım aracı olarak otomobil, tramvay, tren ve otobüs gibi motorlu araçlara biniyorduk.

Fayton benim ve küçük kardeşimin çok hoşuna gitmişti. Açık havada gitmek harika idi. O zamanlar Bağdat Caddesi yeni yapılmıştı ve fazla trafik yoktu. Çok nadir tek tük geçen araç bulunuyordu. Bugünkü trafiği düşünüyorum da fayton bu trafiğe girse atlar korkudan şaha kalkar sanırım.

Hergün deniz dönüşü faytona binmek bizim için büyük keyif olmuştu. Daha sonraları bu fayton keyfini geliştirip daha uzun seferlere çevirmeye de başladık. Hafta sonları babam bizi Ada'ya götürürdü. Ada dönüşü vapurdan Kadıköy'de iner ve Kadıköy Ada İskelesinin yanında park etmiş faytonlara biner ve Caddebostan'a kadar faytonla gelirdik. Bu uzun yolculuk inanılmaz güzeldi. Şimdi okuyan ve İstanbul'un bu günlerini yaşamamış kişiler için bu anlattıklarım masal gibi gelebilir ama gerçekten hepsi doğru.

Daha sonraki yıllarda kışında Caddebostan'da oturmaya kara verdi annem babam. Sanırım ebeveynlerime buranın sakin havası yaramıştı. Kışın da Caddebostan 'da oturmamız demek okullarımızın değişmesi demekti. Ben İstanbul Kız Lisesine gidiyordum. Benim okulum Erenköy Kız Lisesi oldu birden. Bu değişim benim çok hoşuma gitti. Geniş bahçeler içinde çok güzel bir okul. Lise evimize biraz uzak olduğu için okula gitmek için servis tutulmuştu. İşte bu bir mucize idi. Okula gitmek için tutulan servis bir faytondu. Sabahları bizi evimizden toplayan, akşam üzerleri de evimize bırakan, gülüş cümbüş bir alay çocuğun içine bindiğimiz iki atın çektiği bu faytondaki keyfimizi düşünebiliyormusunuz. Yağmurlu ve soğuk havalarda faytonun iki yanında sarkan muşamba örtülerin kapatıldığı bu ilkel araçta şarkılar söyleyerek, eğlenerk okula gidip geliyorduk. Şimdi ebeveynlerin çocuları okula giderken servis aracında tehlike senaryoları yaratarak vesvese yaptıklarını görünce gülüyorum. Bir faytonda 12 tane çocuk didişe didişe gidiyoruz. Bizim ebeveynlerimiz hiç korkmazdı sanırım.

Benim Fayton serüvenim İstanbul'daki faytonların yavaş yavaş trafikten çekilmesi ile bitti. Benim için çok güzel anılar saklayan Fayton olayını geçenler de tekrar yaşadım. Büyük kızıma İzmir'e ziyarete gittiğimde Karşıyaka'da çalışan faytonları görünce eski günleri yad etmek istedim. Kızlarım ve torunumla bindiğim bu fayton sefası beni aldı taa çocukluğumun faytonlarına götürdü.

Ne güzel günlerdi diyeceğim, siz de ne yaşlanmışsınız diyeceksiniz.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı yüzümde gülümsemeyle okudum. Ben de bir İstanbul Göztepe çocuğu olarak, fayton sefasıyla okula gidenlerdendim:)İstasyon caddesi köşesinden kalkan faytonları dün gibi hatırlıyorum. O güzelim yediveren güllerinin bahçelerini süslediği köşkleri de. Ne yazık ki 70 sonrası "İstanbul'u talan" anlayışıyla bir çok güzellik gibi bunlar da tarihe karıştı ve çok yazık oldu. Kentsel dönüşüm projesine keşke bazı alanlarda yeniden faytonu da ekleseler. Ne kadar güzel olur...

Özlem Süyev 
 24.01.2013 16:10
Cevap :
Sizi gülümsetebilmişim Özlem Hanım ne mutlu bana. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Ne güzel anılar biriktirdik değilmi o senelerden.Yazılarınızda başarılar.Sevgiler  24.01.2013 18:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster