Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
736
 

Bir zamanlar öğrenciydiler...

Bir zamanlar öğrenciydiler...
 

— Tuğrul, senin ki ne? Bana tibiayı verdi bu kıl…

— Hıı... Asistanı diyosun di mi? Kılın önde gideni hem de. Şeytan diyo indir kafasına tibiayı mibiayı, aklı başına gelsin. Femur benim ki... ‘Küstüm Baba’nın ki hem de. Anatomi laboratuarının en yağlı kadavrası… Yapış yapış yağlar duruyo üzerinde kemiğin.

—‘Şehnaz Gelin’i kızlara dağıttı. Gram yağı yok rahmetlinin, bistüri kayıyor kemiklerin üzerinde. Bi de şunlara bak... Nasıl temizlenecek bunlar yaa... Hem eve götürmek çok normal gelmiyor bana. Vazgeçelim istersen. Şimdi düşünürsen; laboratuvar da normal de ordan çıkarınca!! Sonuçta ölü bunlar oğlum yaa… Üzerlerinde lime lime duruyor etleri daha. Bi ara temizlerdik ders arasında falan.

— Çıkmaz oğlum bunlar, tutkal gibi yapış yapış üzerleri baksana. Mundar ederiz temizliycez diye. Eve gidelim benim süper bir fikrim var. Kemikleri yarın götürüp tertemiz teslim edicez o kıla.

***

— Tuğrul, ben bistüri ile temizliyim derken tuberositas tibia’sını uçurdum bunun. He he.. Seneye bu kemikle çalışacak çömez, arar durur artık; ‘nerede ulan bunun çıkıntısı’ diye?

— Sen çok uğraşırsın daha. Bak birazdan şıp diye üzerinde gram et bırakmıycam kemiğin…

— Baya kararlısın ha? Ahaa, bi de kocaman kazan!! Nerden buldum oğlum bunu?

— Eee… Kızlara verdiği mandibula’yı bize verse, tencere de iş görürdü ama koca kemiği nereye sığdırıcan başka. Üst kattaki teyzeden aldım, ‘çamaşır için su kaynatıcam’ diye… Şimdi bak, kelle paça nasıl yapılıyor… Bu da onun gibi; kaynayınca kemiğin üzerinden ayrılacak etler.

— Ha ha... Oğlum iyi bari, sirke sarımsak falan da koysaydın. Töbe töbe yaa…

— Bırak dalga geçmeyi de koy elindekini kazana. Biraz daha uğraşırsan tam eğitim zayiatı olacak rahmetli.

***

— Tuğrul, oğlum çok kötü koktu yaa... Duman içinde kaldı mutfak. Olmuştur artık al bence kemikleri.

— Aç sen pencereyi, az daha pişsin. İyice ayrılsın etler üzerinden.

— Doğru mu yapıyoruz hala emin değilim ben. Günahı senin üzerine bak. Öbür tarafa gidince seni de kaynar kazanlarda haşlayacaklar haberin olsun.

— Ya Hasan’cım tamam, beni haşlasınlar. Sen de karşıma geçip, öyle bakarsın. ‘Küstüm Baba’nın ki de kocamanmış’ diye, kızların yanında dalga geçerken normaldi, di mi? Benim yaptığım anormal… Güzel çıksın kemik ortaya diye uğraşıyorum işte. Seneye daha iyi öğrensin çömezler.

***

— Ne pişirdiniz oğlum siz bu evde, gece vakti? Taa apartmanın girişine kadar geliyo koku. Bi de leş gibi… Açlıktan evdeki fareleri kaynatıp, çorbasını mı içiyonuz? Bak girişteki kedileri olan amca var ya, kapıya burnunu dayamış dinliyodu ben gelirken. Söylene söylene gitti. Apartmandan postalayacaklar oğlum sizi, kokutmayın ortalığı.

— Hilmi'cim bi de sen çıkma başıma. Bu Hasan’ın dır dırı yetti zaten. Kemikleri kaynatıyoz işte, anlatırım… Geç durma kapıda, koku gidiyor dışarı.

***

— Hasan, noldu lan kemik işi?

— Hilmi’cim, verdim kemikleri sabah züppe asistana. Sen gittikten sonra da, bütün gece kaynattık ama değdi. Cillop gibi tertemiz oldu valla ikisi de... Baktı, ‘nasıl da temizlediniz bunları böyle bi günde?’ der gibi, bizim kıl. Valla şu Tuğrul dahi çocuk. Uğraşırdık biz bunlarla üç gün falan, o akıl etmese.

— Sahi Tuğrul nerde? Görünmüyor hiç.

— Ya o kötü oldu işte… Girişteki kedici polisle gelmiş bu sabah, ben çıktıktan sonra. Kayıptı ya kedisi; ‘öldürüp yedi bunlar’ diye şikâyet etmiş. İyi ki erken çıkmışım evden. Kemikleri kurtardık ama ortalıkta yağlı kazan, koku falan olunca Tuğrul’u karakola almışlar. ‘Bul şu moruğun koca g.tlü kedisini’ diye telefon etti. Şimdi kediyi aramaya gidiyorum.

Tibia; Ön bacak kemiği
Femur; Uyluk kemiği
Mandibula; Alt çene kemiği
Tuberositaz tibia; Tibia üzerinde anotomik değeri olan bir çıkıntı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kazanda sonra yemek bile yapılmıştır belki. Iyyy! Ama yine de çok ilginçti. Bi de komik. Peki haşlanmış kemikler yapısal değişime uğramıyor mu? Bunu da hocalar anlamıyor mu? Tuz atsalarmış daha az kokardı. Mısırlılar mumyalamadan önce cesedin içini boşaltıp tuzlu suyla ovarlarmış:) Son bi soru: kadavraya ayrılan cesetler nerden bulunuyor? Konu hakikaten ilginç. Aklına ve eline sağlık. O zavallıları da Allah rahmet eylesin:)))

vakayinüvis 
 16.05.2008 2:11
Cevap :
Cevap veriyorum C şıkkı:)) Sevgili vakayinüvis sorularınız bende zorlantıya neden oldu:) İşin açıkçası Tuğrul kadar uyanık! olamamış, bistüri ile bayağı bir uğraşmıştım. Ama sanırım anatomik açıdan, kaynatmanın bir zararı olmaz. Kadavra için kimsesiz cesetler, belli makamlardan gerekli izin alındıktan sonra kullanılıyor. Bir de istisnai olsa da, öldükten sonra kadavra olarak kullanılmayı vasiyet edenler var. İlk bakışta 'kadavra' kavramı sevimsiz geliyor haklısınız. Bunlarda tıp öğrenciliğinin zorlukları işte. Kadavralar tıp fakültelerinin en önemli eğitim kaynaklarından. Ancak ülkemizde çoğu fakültede yeterli sayıda değil, bazılarında ise bir tane bile yok. Son olarak tırnak içinde şunu söyliyim; anatomi öğrencisine ilk öğretilen şeylerden biri de kadavraya karşı saygılı olmaktır. Öğrenciliğimde hep dikkat etmeye çalıştığım bir şeydi bu. Yazıyı girmeden de acaba saygısızlık olurmu?diye endişe ettim. O şekilde algılanmaması beni teselli etti. Beğenmenize çok sevindim. Sevgilerimle  20.05.2008 2:09
 

Yani Serdarcım, hani çok güzel olmuş eline sağlık diyecem ama, bu bloğa "amma da iğrençmişsin" demek sanırım hakaret kaçmaz:))) Çünkü kemikten et sıyırma bölümü cidden mide bulandırıcı:) Geçen gün Adli Tıp'tan bir hoca, aynı düşünce tarzını gösterenlerin ya seri katil ya da polis olabileceğini söylemişti. Yan bir polis, ne kadar seri katil gibi düşünürse o denli suçluyu yakalar ve bazı özellikleri de benzer diye. Ben de, özellikle cerrahlar başta olmak üzere bazı hekimlerde bir çeşit nekrofili (ölüsevicilik) olduğunu düşünüyorum. Hani bazı adamlar kesmeye biçmeye ve kana bağımlı gibi geliyor gözüme. Otopside biri vardı, zannedersin yemek yapıyor, o denli keyifli bir amca idi:))) Bilmiyorum artık seni tezih ederim:)

Kwan Yin 
 04.05.2008 0:06
Cevap :
Kwan'cım, iyi ki tenzih etmişsin... Aksi halde ağır ithamlar var yorumda:)) Yaa başka bir sevgili arkadaşım "bööö" şeklinde tepki verdi yazıyı okuttuğumda:) Bazılarında böyle bir etkisi var demek ki... Bak doktor arkadaşlara hiç öyle tepki vermediler oysa:) Senin bu yorumlar yazının cazibesinin önüne geçiyor bazen... Kaçak inşaat gibi:)) Şaka haa:) Sevgilerimle arkadaşım...  04.05.2008 17:05
 

Tüberistas tibia! Hiç unutulur mu? Latincenin ilk öğrenilen kelimelerinden :) Fotoğraf çekmek yasakken birkaç haşarı arkadaşımızın aile fotosu gibi yapıp da o kadavralarla çektirdikleri fotoları hiç unutmuyorum.. hatta tek tek organlarla bile :) kendi adıma da, nasıl eldivensiz dokunurduk o etlere? diye düşünmeden edemiyorum şimdi :) Velhasıl güzel günlerimi anımsattın. Eline, kalemine sağlık Serdar'cım. Sevgilerimle..

sevgiii 
 03.05.2008 15:43
Cevap :
İtiraf ediyorum ben de çektirdim o fotolardan... Müstakil organlarla olandan değil ama kadavraya girişmeden önceki bütün hali ile... Hatta evde hala o foto eşim at diye çok ısrar etti... Yakışıklı çıkmışım diye de atamıyorum:) 17-18 sene olmuş yahu... Zaman ne kadar çabuk geçiyor... Teşekkür ederim sevgili sevgiii:)  04.05.2008 16:53
 

Merhabalar kemikleri bilemeyeceğim de acaba diyorum Üsküdar taraflarında bir ara ev bakınırken kemik kaynatılan o daireye mi girmişiz? nasıl bir koku. Sorduğumda gerçi emlakçı o ailenin kasaplık filan yaptığını söylemişti, evde et saklayacak halleri yoktur sanırım ama ben birinin cesedi kaldı diye düşündüydüm. Sizin öyküden sonra orada tıp öğrencilerinin kalmış olduğunu düşünmek daha akla yatkın geldi. selam ve sevgilerimle...

Ezgi Umut 
 02.05.2008 6:11
Cevap :
Valla olabilir:) Bakın bir kötü kokunun arkasına ne hikayeler yazılabiliyor değil mi? Siz söyleyince hemen benim gözümde başka bir şey canlandı; 'ellerinde kasaturalarla apartmana gelecek yeni kiracıları bekleyen sapık aile':)) İyi ki tutmamışsınız daireyi demek lazım bu durumda... Sevgilerimle...  02.05.2008 12:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1433
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster