Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '12

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
1021
 

Bir zamanlar ve şimdi...

Bir zamanlar ve şimdi...
 

Görsel: Adnan Durmaz'ın "Düş-sel" adlı tablosu...


Bir zamanlar, bayraktandı sanki bedenlerimiz

Yitip düşmedikçe bile.

Alınlarımız da kıpkızıldı ve geniş

Gündüzleri,

Ekip biçmek, yapıp eylemek için orak ve çekiç

Geceleriyse,

Onurlu düşlere gebe hayallerle

yatarken 'Ay ve yıldız' düşerdi hep üzerine

Bakışlarımız hep ileri doğruydu ve duruşlarımız dik,

Göğüslerimiz tunç siperiydi…

Meydan meydan, miting miting.

Şimdilerde alınlarımız rengârenk, sanki dört köşeli ve dar… Gündüzleri, üzerinde hep para birimi işaretleri var, gözbebeklerimizin içlerinde de.. Kredi kartları gibi; ürettiğimizin çok ötesinde harcayıp harcayıp tüketmek için… Geceleri, mavi-yeşilimsi ve kirli beyaz avuntular için ekran ekran bedenlerimiz… Herbiri bilmem kaç inç? Ve kirli bir körfez gibi artık göz çukurlarımız, içinde her türlü atığı barındıran…

Bakışlarımız hep hesap yapar gibi

Çoğu kez kısık

O yüzden olsa gerek göz kenarları da

erken yaşlarda kırışık

ve giderek irileşmekte gövdelerimiz

Dört çekişli araçlara bindirip indirip

AVM vitrinlerinde ve alt kat ‘fitness’lerinde

‘fit’ görünmek (n)için

Beyin kıvrımlarına hiç girmeyelim

Düz satıhlarda derinlik mi olur

Ve köpüksü var oluşlarda

İçindeki çoğu şeyse ya ezber,

Ya tercüme ya da ‘download’ edilmiş şeyler zaten!

Okullar, hastaneler derken artık güvenliklerimiz bile özel… Tenlerimiz, dokunuşlarımız ve solan duygularımız da öyle! Hatta hal hatır soruşlarımız dahi; en kalitelisi, en kıyağı, en pahalıya!

Eskiden akrep yelkovan hızında koşardı zaman

Şimdilerde, dijital kadranlarda dört nala bir kısrak gibi koşan

İşte böylesi şimdiki zamanlarda

Uçuşurken görüyoruz artık onların çoğunu,

Bizlerden uzak ve havada

Kışları narin kar taneleri, baharlarda polen

Ve yaz aylarında da kelebekler halinde

Geçmişe dair iyi, güzel ve değerli ne varsa

Bir zamanlar düş'sel'dik, şimdilerde küre'sel'

Hep 'sel'e mi kapıldık ne, ey halkım! 

Sanki her şey bir oyun, aldatmaca, dış görünüş fetişizmi ve yarış havasında... Yüksek sür'atten olsa gerek ne zamandır havalandık ey halkım! Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete…

Kimilerine göreyse selamete…

İ.Ersin KABAOĞLU,

9 Ağustos 2012, Ankara

Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ersin; Berra'nın yorumunu da görünce çok içlendim. Işıklar içindedir...Eksikliği çok yakıcı... Sözlerin üzerine; "O"nun yazdığı gibi... söylediklerine katılıyorum...Saygı v selamlar...

Nil ALAZ 
 17.05.2017 17:41
Cevap :
Evet, sevgideğer Nil, Berra yedi kat derinliği, ince duyarlılığı ile burada gökkuşağı gibi bir mucizeydi... Sen de şairane bir yıldız olarak onun gibi göksel bir oluşumu yüreğinde hissetmen gayet normal... Dört yıl dokuz aylık bir yazımdan hareketle bu ince kadirşinaslığına,ilgi, beğeni ve katkına sonsuz teşekkürler ve sevgilerle...  18.05.2017 12:57
 

"deneme" olmaktan çok daha öte değil mi sizce de? Hayranlıkla ve "bayılmışlıkla" kaleminizden dizelere dökülen yüreğinize sağlık...

Berra 
 07.09.2012 9:18
Cevap :
Bu değerli yorumunuz ve iltifatınız için çok teşekkürler Serenay hanım. Evet, bu deneme-ms-inin nostaljik bir şiir yönü sanki daha ağır basmakta. Nedeni de şu: 9 Ağustos Perşembe günkü 'Cumhuriyet Kitap Eki'ni karıştırıyordum. Bir tam sayfaya Can Yücel'in kendi el yazısıyla "Ayışığı Son Atı" başlıklı şiiri basılmış. Yücel'in bu şiir(iy)le ilk defa karşılaştım. "Alnımda bir Ağustos böceği/ Yapraktan bedenimle..." dizeleriyle başlayan çok güzel şiirdi. O esin kaynağı(m) oldu.'Bedenler başka neden olabilir' diye düşünürken "bayrak" da karar kıldım ve anıların da etkisiyle bu deneme-ms-i blog döküldü ak sayfalara. Değerli varlığınıza ve katkınıza da içten teşekkürler ve selamlarımla...   08.09.2012 11:36
 

Ersin BEY, bakın neler yaptım ilk yorumumda.3 Ağustos 2012 yazınız için yazmış olduğum yorumu bu sayfanıza attım. Bakın vallahi diyorum, yazdım ama gönderip, göndermeme durumuna girdim veee hata yaptım...AFFOLA Selam ve sevgiler Kıbrıs'tan.

Göksel47 
 05.09.2012 16:44
Cevap :
Olur böyle şeyler değerli yazarım. Hatalarımızla doğrularımızla bir bütünüz, biziz, bizleriz şu hayatta. Önemli olan "niyet"tir. O güzelse gerisi teferruat. Yorumunuz adres şaşırsa da her iki evin de evsahibi aynı, düşünceler ve özlemler de aynı. Hatalar da bu teferruatın içindedirler. Sevgiler, saygılar ve dost selamlar size ve güzel yavru vatanımıza...  06.09.2012 17:54
 

Acaba gençlik, bugün bir tıkla getirttiği öğle, veya akşam yemeğenin de adının Türkçe olmamasına özeniyor mu? SON ZAMANLARDA ÇOK MODA OLDU. Ben ve eşim emekli öğretmeniz, bağımız var.Üzüm sucuğu yapıyoruz, sırf Kıbrıs kültürünü yaşatmak için.Çocuklarımız da yardımcı, ancak çevreden tenkit edenler var. Olsun torunlara bile aşılamaya başladım...Ben sizin yazılarınıza yorum yazmak çok istiyorum, ama benimkiler basit kalıyor sanki...

Göksel47 
 03.09.2012 16:38
Cevap :
Aman efendim rica ederim. Hayatın içinden, gerçek ve samimi olduktan sonra bir yorum hiç basit olur mu? Ben yazarken (konuşurken de öyle:) birazcık didaktif olsun, lirik olsun, sanat da içersin diye kapalı yazabiliyorum. Bu durum çoğu okuyucumuzda sizinkine benzer bir his yaratıyor olabilir. Bunu da doğal karşılıyorum. Bağlarınız ve üzüm sucuğu alanındaki uğraşınız ne güzel! O bilgi ve beceriyi çocuklarınız aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarma arzunuz ve eyleminiz de o derece saygı uyandırıcı. Siz benim soyut ifade ve özlemlerimi somut bir şekilde hayata geçiriyorsunuz! Ne mutlu! Özgün uğraşılarınıza, okuma ve yorumunuza içten saygım, size, eşinize ve güzel çocuklarınıza dost selamlarımla...  05.09.2012 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 342
Toplam yorum
: 3256
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2357
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster