Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
496
 

Bir Zerdüşt Yaratmak!

Bir Zerdüşt Yaratmak!
 

Türkiye'de benim de içerisinde olduğum muhafazakar, Sunni-dindar ve Türk kesim toplumun genelini oluşturmaktadır. Daha önemlisi ulus-devlet temelimiz de bu kimlikler üzerine kurulu. Belki bundan kaynaklı olarak bu kitle kendisini Türkiye toplumunun her sorununu en iyi anlayacak, her kesime en hakkaniyetli yaklaşacak ve ülkede gerçek adil düzeni kendilerinin kuracağını zanneden sorunlu bir anlayışa sahip.

Bir İHL'li ve İlahiyatçı olarak 4-5 yıl öncesine kadar yukarıda özetle belirttiğim konularda çevremdeki insanların çoğu gibi kendimi "avantajlı" bir konumda görmekteydim. Kürt meselesini çalıştıkça, Alevilerle daha sık görüşüp kaynak eserleri okudukça derin hayal kırıklıkları yaşamaya başladım. Son yıllarda bu ülkede Alevi sorunu, Kürt sorunu, zorunlu din kültürü dersleri meselesi, Roman sorunu gibi çok konuda bırakalım çoğulcu düşünmeyi, iddia ettiğimiz gibi "ümmetçi" düşünmediğimiz, dahası klasik bir "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı" gibi düşündüğümüzü farketmem kişisel zihinsel konformizmimi bozdu. Artık bu toplumda "ötekini" anlamak konusunda yoğun çaba sarf etmek gerektiğini daha net görüyorum. Artık bazı sözler kulaklarımı daha çok tırmalıyor. Geçen hafta Cumhurbaşkanının Diyarbakır'da PKK'ye yüklenirken "bunlar Müslüman değil, Zerdüşt, Zerdüşt" mealindeki cümlesi de ilk andan itibaren dikkatimi çekmişti. Evet Öcalan'ın kitaplarında Zerdüştlükle Kürt ulusalcı hareketin nasıl bir tarihsel ilişkiye sahip oldukları anlatılır. Apo PKK'yi, Zerdüştlük üzerinden Kürtleri kendi öz benliklerine döndürecek hareket olarak tanımlıyor. Kadın meselesini bu dini gelenek üzerinden temellendiriyor. Daha başka örnekler de ilgili literatürde bulunabilir. Diğer taraftan PKK'ye siyasi-ideolojik-lojistik destek veren çevrelerde ciddi bir Zerdüşt kesimin oluştuğuna dair elde henüz bir kanıt yoktur.

Açıkçası derdim bunu ıspatlamak değil. Bu konuda beni yazmaya iten geçen hefta İstanbul'dan genç, Kürt bir gazeteci bayanla yaptığım telefon görüşmesiydi. Genç gazeteci konuşmamız arasında bana dindar Türklere karşı bir kızgınlığını belirtmek istedi. Sıklıkla PKK-Kürtler-Zerdüştlük meselesinin vurgulanmasından rahatsız olduğunu söyledi. Bana konuşma arasında, bu söylemlerden rahatsız olduğunu ve sabah metroda işine giderken aklından nüfus müdürlüğüne gidip kimliğindeki "İslam" ibaresini değiştirip "Zerdüşt" yazdırmayı düşündüğünü ifade etti. Benzer şekilde bu ithamlar sebebiyle tepkisel olarak Zerdüşt olduğunu söyleyen birkaç kişiyle de bölgede daha önce karşılaşmıştım. Elbette bunun kitlesel boyutta bir din değiştirme olmadığını belirtmek gerekir. Ancak toplumun bir kesiminin politik-ideolojik tercihleri sebebiyle ötekileştirilmesinin radikal kimlik değişikliklerine neden olabileceği veya ana akım dini söyleme tepkiye dönüşeceği de unutulmamalıdır.

Kimlik çalışmaları ötekileştirmenin kimlik inşa süreçlerinde oldukça işlevsel roller üstlendiğini ortaya koymaktadır. DİB ve diğer yakın tarihli araştırmalar ülkede inanç-ibadet bazlı dindarlık kriterlerine göre en dindar bölge olarak Doğu ve Güneydoğu'yu gösterirken PKK ve onun siyasi yapılarının aldığı destek kafakarışıklığını artırmaktadır. Bir taraftan uzun yıllardır söylenen, "dindar Kürtler PKK'ye destek vermiyor" söylemi diğer taraftan alınan siyasi-lojistik destek ve yine dindarlık araştırmalarının sonuçları bazı derin çelişkileri gözler önüne sermektedir. Dindar Kürtler PKK'ye destek vermiyor söyleminin diğer bir versiyonunun "PKK Zerdüşttür" demek olduğunu belirtmeye bile gerek yoktur. Kanaatimce bu saatten sonra (belki uzun süre bu söylem olumlu etki yaptı) PKK'yi İslam üzerinden zayıflatmaya çalışmak, bu konuda eskimiş söylemleri tekrarlamak silahı kendimize çevirmek olacaktır. Kararını PKK'den yana vermiş ve dini kimliğini İslam olarak sunan (dindarlık başka dini kimlik başkadır) insanları hiç değilse dini kimlik noktasında dışlamamak gerekir diye düşünüyorum. Bu bağlamda hoş bir şakalaşmayla karşılaşmıştım; Dindar bir PKK sempatizanı tanıdığım bir dost meclisinde kendisine Zerdüşt müsün abi sen! diye takılan arkadaşına yerel ifadeyle, "he babam Zerdüşem" demişti. Düşündürücü...

Etiketlemeler ve damgalamalar güçlü işlevler görür. Ancak bunların stratejik kullanılması işlevin yönünü belirler. PKK-Zerdüşt damgalaması kanaatimce bu saatten sonra Türkiye'de devletin de işine yaramaz. Eğer sağlıklı bir bütünleşme istiyorsak ötekileştirici dili terk etmek gerekir. Aksi takdirde herşeye muktedir olan devlet! 12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevinde PKK'yi büyüttüğü gibi Kürtler arasında radikal dini kimlik değişimlerine de ön ayak olabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Mehmet Bey, çok iyi niyetli ve bir o kadar da demokrat bakış acısıyla yazmış olduğunuz konu, derince araştırılması gerekir. Çünkü Anadolu'da var olan tüm kültürlerin genini bozan Türkik Müslüman oluşum mevcuttur. Bu Türkik oluşum sözde sahiplenmiş olduğu Türk kültürünü dahi aynı şekilde dejenerasyona uğratmıştır. Cumhurbaşkanı gibi düşünlerin hepsi, Arap İslam hayranlığıyla, dünyaya kök salma hayalini kurup servetlerine servet katmaktan başka bir şey değildir. Her şey yasak, haram ve bizden olmayan anlayışla tüm gerçekler toplumdan saklanmaktadır. Ben bir Türk ve Zerdüştüm. Selamlar.

Cemal Zöngür 
 07.06.2016 17:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 445
Kayıt tarihi
: 01.02.16
 
 

Aslen Trabzonlu, İki çocuk babası din sosyoloji alanında Dr.   Yakın dönem Kürt toplu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster