Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '07

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
669
 

Bırak kendi olsun

Bırak kendi olsun
 

Akşam yat, sabah kalk, aman çocuğum çok çalış adam ol , kursa git farklı ol, iş bul yoğun ol , çok yeme zayıf ol , az konuş efendi ol , çok soru sorma , bildiğini okuma uslu ol, herşeyi yargılama, çok göze batma sakin ol.

Yenilikleri takip et, ha bu arada parada biriktir zengin ol, insanlara acıma gaddar ol, arkadaşlarını birer birer unut hayırsız ol , vicdanını unut gamsız ol, evlen çoluk çoçuk ol, yaşlan toprak ol, ol da ollllll ol da ollll.

Bugünler gerçekten de zor hemde çok zor geçiyor, artık bana şunu ol falan demiyorlar zira artık o badireyi atlattım diyordum ama nerde? Gördüm ki ne kadar büyürsen büyü, illaki birileri çıkıp şöyle yap böyle yap demekten bir türlü vazgeçmiyorlar.

Artık büyüdüm sıra bende ve kimsenin bana şunu yap demesini istemesem de büyüklerimiz bundan vazgeçecek gibi görünmüyor. Ben şahsen bu sıramı daha ılımlı kullanmaya çalışıyorum.Yani öyle emrivaki gibi nasihatlerim yok ancak, bunu şöyle yaparsan sanki daha iyi mi olur? demeye getiriyorum.

Zira yol göstermeli ama mecbur bırakmamalı insanları. Özellikle de gençleri ve çocukları, gariplerim hep şikayet ederler; bizden bir şey isteyince "bak kocaman adam oldun" biz isteyince;" aaa dur bakalım henüz çok gençsin hele bir büyü" eee karar verin artık ...

Aslında sorun nerede diye çok düşündüm ve buldum. Büyükler çocuklarıyla konuşurken, kısa konuşmayı tercih ediyorlar yani cümlenin sonunu söylüyorlar.Ya cümlenin başı ortası nerede? Vakitleri mi yok nedir? bir türlü anlayamam.Bir de üstelik hemen hemen hepsi dinleme özürlü sanki !

Gençlerin ve çocukların en fazla şikayet ettikleri bir konu da çok konuşursun "geveze" derler, az konuşursun "pısırık" damgasını vururlar nedir bu ikilem bir türlü anlayamıyorlar.

Bırakın çocuklar özgür olsun konuşsun anlatsın soru sorsun ve cevabını alsın. Bir de büyükler hep isterler ki... özellikle çocuklarımız bizim gibi olsun. Ne kadar mantıksız ve yanlış bir düşünce...ya gerçekten öyle olsaydı düşünebiliyor musunuz? hiç değişik düşünmeyen , ilerleme kaydetmeyen bir nesil...

Bırakın çocuklar daha iyiye daha güzele ve değişimlere açık olsun. Dünya hiç yerinde duruyormu ki, insanoğlu yerinde saysın?

Gelelim eğitime, belki bu konuda çok fazla söz söylemeye hakkım olmayabilir ama, düşüncelerimi söylemeye hakkım olduğuna inanıyorum.Bir Hayat bilgisi dersi düşünün ki, 2. sınıftan başlayarak "Evet/ Hayır" oyunuyla çocuğa istemediğini yapmama özgürlüğünü öğretiyor.

Suçluluk duymaksızın hayır diyebilme"yi...
"Hayır, çünkü..." diye itirazının nedenini dillendirebilmeyi...
"Hayır, ama..." diye reddettiğinin alternatifini sunabilmeyi...
Sonra derslerde "Farklılıklarımız bizi eşsiz ve özel yapar" fikri işleniyor.
Farklı görüşe tahammül eğitimi...
Bence çok güzel olurdu.

Aslında bunları özellikle ders olarak öğretmek de şart değil veya eğitim programlarında olması da, müfredat dışı bu tip hayat derslerini arada sırada da olsa her öğretmenin ders aralarına serpiştirerek öğretmesini engelleyecek ne olabilir? Ama öğrendim ki bu konular derste işleniyor ama uygulama yapılmasına müsade ediliyor mu? Yani bir öğrenci düşüncelerini , itirazını öğretmenine veya evde ailesine bildirebiliyor mu? Hatta bu konda kabul görüp gerekli cevabı alabiliyor mu?

Tabii bu iş için "aşk" gerekir doğruları öğretme aşkı.Öğretmenlik mesleği çok kutsal bir meslek ama bunu kavrayabilmiş ve elinde olan imkanları kullanabilen kaç kişi var? Nedense bizim zamanımızda olan öğretmenlerimizde, bu "aşk " vardı ama şimdilerde bir tutturmuşlar gidiyor , efendim "maddi imkansızlıklar bizim şevkimizi kırıyor".

Ama seçim yaparken bu şartla bilinmiyor mu ki? elbette biliniyor. Öğretme aşkını içinde hissetmeyen bence öğretmenlik gibi çok özel bir misyona sahip bu göreve talip olmamalı.

Bazen duyuyorum, sizler de duymuşsunuzdur."Öğretmen olacağım çünkü çalışma saatleri tam bana göre, tatili bol"
Bu zihniyetle bu ulvi mesleği seçenlerin yüzünden, imtihanlarda öğrenciler "0" çekiyor.Hiç mi içleri sızlamıyor acaba? çok merak ediyorum.

Bu sersenişlerim, aşk ile görevlerini yerine getiren öğretmenlerimize değildir, bunu ayrıca belirtmek isterim.

Neyse konuyu daha çok dağıtmadan sonlandırayım, çocuklar ve gençler bizim geleceğimiz.Onların iyi yetişmesi sadece oll olll diye fetva vermekle olmaz.Öğretmekle ufuklarını açmakla, konuşmalarını sağlamakla ve onları dinlemekle olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elimde dil hafızamızdan bir deyimi tamamen silme yetkisi olsa hiç düşünmeden icat çıkarma deyimini silerdim. Ulusların konuştukları diller onların düşünce tarzlarını yansıtır. İcat çıkarma lafı da orta doğu mantalitesini öyle iyi anlatıyor ki; Önüne konanı ezberle, fazla soru sorma, yeni yeni saçmalıklar üretme ezberlediğinle ve sana dayatılanla yetin, okuduğunu okuduğun gibi kabul et, kendi analizlerini ve sentezlerini yapma.... diye uzar gider bu lafın manası. Ve bir konuyu bilmekle öğretmen olmak arasındaki fark da yukarıdaki anlattıklarınızda çok güzel belirlenmiş. tebrikler sevgiler

Yıldız... 
 19.07.2007 17:21
Cevap :
Yorumlarınız için teşekkürler,sevgimle...  20.07.2007 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1482
Toplam mesaj
: 167
Ort. okunma sayısı
: 3117
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Emekli olmaya çalışan bir sanatçı,yazmaktan büyük keyif alıyorum. Kocaeli Gölcük' de oturuyorum e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster