Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
335
 

Bırakın Küçümsesinler...

Yılmaz Erdoğan, Elif Şafak, Aydınlar Dilekçesi üzerine...

Duygusal ve "bireysel" çıkışlar, sonuçları şu veya bu olsun, hatta hiç bir sonucu ve etkisi olmasın, önemlidir...

Öncelikle kişi olarak, birey olarak "benim" duruşumu, hissiyatımı ifade etmem gerekir... Herhangi bir aidiyete gerek duymadan. Herhangi bir aidiyetin gölgesinde ya da yıkıntıları altında kalmadan...

Bizim duygusal çıkışlarımızı, bireysel çıkışlarımızı, "insancıl" çıkışlarımızı neden küçümsüyorlar sanıyorsunuz? Aslında bu küçümsemenin altında bir dünya görüşü, üstelik korkulu bir dünya görüşü var...

Biz ve "öteki"ni "total" bir anlayışla kabullenmemiz, öyle görmemiz, öyle tanımlamamız isteniyor... Çünkü eğer böyle olursa beynimizi formatlamaları, sürdürdükleri çıkar savaşlarını daha rahat sürdürebilmeleri kolay olacak...

Eğer "ler" takısıyla çoğullaştırılan ve bu çoğulluk içerisinde "kaybedilen" insanı görmemizi engellemeyi başarabilirlerse, aynı zamanda içimizdeki insanı da ele geçirebileceklerini biliyorlar...

"Türk"LER, "Kürt"LER diye söze başladığımızda bireyi, insanı, özel olarak ahmedi, hasanı gözden kaçırıp, güya "laboratuar koşullarında hep aynı davranışı sergileyen" kobaylar gibi algılayabileceğiz "ötekini"... TürkLER kavramı çünkü, özel olarak ahmeti, mehmeti, sinanı içermez... Orada ahmet, mehmet, sinan bireysel özellikleriyle, etiyle-kanıyla, duygularıyla, insani zaaflarıyla var olmaz... Bir süre sonra kimse ahmeti, mehmeti, sinanı görmez olur... Artık ekranlardaki cesetlere baktığınızda ahmeti, mehmeti, sinanı değil, "topyekün" bir genelleme ile Türk ya da Kürt görür hale gelirsiniz... İşte böcekleştirilmek budur...

Ruslar, Fransızlar, Almanlar, Yunanlılar, Türkler, İsrailliler, Araplar... diye başlayıp giden cümle öbekleri benim tüylerimi ürpertiyor. Örneğin Sırp Goran'ın, Bosna'lı Hüseyin'i Hüseyin olarak tanımadığını, onu sadece Müslüman, Bosna'lı olarak görüp "öldürülebilir" kabul ettiğini görüyorum... Filistin'li Yaser'in Yahudi Samuel'i Samuel olarak görmeyip, sadece bir Yahudi olarak görmesi ya da Samuel'in Yaser'i sadece bir Arap olarak görmesi gibi... Eğer "insanı" aradan çıkartırsanız, kitlelerin imhasına göz yummanız, katliamları içselleştirip kabullenmeniz kolaylaşır...

İşte teslim alınmak budur...

Bir Rum bir Türk ile yüzyüze konuştuğunda, artık Rum Rum olmaktan çıkar, bir isme, bir yüze, bir bedene, bir gülümsemeye kavuşur... Bir Arap bir Yahudi ile ekmek-tuz yediğinde, artık Arabın da Yahudinin de birer adı, birer yaşanmışlığı vardır...

Bunu istemiyorlar... Ekranlarda topyekün, "genel" bir şeyler görmemizi ve böylece kayıtsızlaşmamızı istiyorlar...

Bireysel olarak barış istemek, kanı durdurun demek, insanı farkedin demek onların tüylerini diken diken ediyor... Çünkü onlar, insanları değil, etnik grupları temizlediklerini, etnik düşmanlarla savaştıklarını düşünüyor ve bizim de böyle düşünmemizi istiyorlar...

Yılmaz Erdoğan'ın ya da Elif Şafak'ın veya bu ülkede daha önce de örnekleri görülen aydınlar dilekçelerinin bir önemi ve anlamı var mı diye dudak bükenlere, insani tepkileri küçümseyenlere bir yanıt var mı? Var! Evet bu tekil, bireysel çıkışları yapanlar, "ben böyle düşünmüyorum" deme cüretini gösteriyorlar herşeyden önce... Ve devam ediyorlar, "böyle düşünmediğim gibi, birilerinin kafamda yaratmaya çalıştığı topyekün öteki kavramını da reddediyorum... ormanın içindeki ağacı görüyorum... ve ağacın yapraklarına dokunabildiğimde, işte o zaman ormanın yanışı benim de canımı yakar hale geliyor..."

Bırakın dudak büksünler...
Bırakın küçümsesinler...
Kişi olarak, birey olarak, arkadaş-dost grubu olarak verilen her tepki, üretilen her söz işe yarar... Dünyada hala "insanın" olduğunu, hala "insani duyguların" olduğunu, henüz herşeyin bitmediğini anlamamız, hissetmemiz için işe yarar... Hissetmeye başladığımızda sorunlar daha kolay çözülür... Çünkü empati, çözümün olmazsa olmaz koşuludur... Empati... Tekil ve insani bir faaliyettir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 663
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

İÜ İletişim Fakültesi'nde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Milliyet Gazetesi'nde "Varoşlar", "..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster