Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
391
 

Biraz da düşünelim diye...

Biraz da düşünelim diye...
 

Kimi yazarlar konu bulamayınca “Toplama” yoluna giderler. Akıllarına ne gelirse, ya da hangi konuyu dile getirmeyi kurdularsa, daldan dala atlayarak bu konularda bir çeşit “duyurucu” olma görevini yürütürler. Ben konu sıkıntısından değil ama, öylesini de yararlı bulduğum için bakınız yurt içinden ve yurt dışından kimi örnekler vereceğim. Bunları akıl süzgecinizden, insaf süzgecinizden geçiriniz, lütfen.. Ve ben bir şey demeye çalışıyorum, bunu bilin.

Olay bir... Yetişkin kızım Beyhan Biçkin para çantasını küçük bir kıza kaptırdı. Evet, Kopenhag’ta bu da oldu. Ve şoför ehliyetnamesi de çantasındaydı. Yenisini çıkartırmak için polise gitti. Polis Beyhan’ın verdiği fotoğrafı kabul etmedi. Nedenini kırk yıl düşünseniz bulamazsınız.. Fotoğrafta benım kızın ağzı azıcık aralık çıkmış ve dişleri görünüyormuş. Türkiye’de kimi kurumlarda insanımız buna benzer tavırlarla karşılaşınca homurdanabiliyorlar. Bizim burada böyle bir hürriyetimiz yok. Burası demokrasinin tam tamına taşandığı bir ülke ama, bunlar demokrasiyi bizim anladığımızdan biraz farklı anlıyorlar.

Olay iki... Bir magazin dergisinde röportaj gördüm. Danimarka Kraliçesinin eşi denizde. Ve karnı o kadar kocaman çıkmış ki, Allah sizi inandırsın, ben bu yaşıma kadar öylesine koca karınlı insan görmedim. Bu fotoğraf üzerinde bir beslenme uzmanını konuşturmuşlar. Uzman kadın diyor ki, “Prens Henrik’in karnı üçüz doğurmaya hazırlanan bir kadının karnını andırıyor.” Bu sözlerın böylece yayınlanabildiği bir ülke Danimarka.

Olay üç... Gazetede bir röportaj okudum. Pek saymadığım bir büyüğümüzün kızı konuşuyor. “Ben babamla ilk kez kahvatltı sofrasına oturduğumda yirmi dört yaşındaydım, ” diyor. Profesör baba, politikacı baba.. Çocuğuyla yirmi dört yıl aynı evde yatmış, kalkmış. Bana kalırsa, bir kimse bu çocukla aynı sofrada buluşmamaya özellikle özen gösterse, bu kadar uzun zamanda bunu başaramaz.
Olay dört... Aynı kızımız eşiyle buluşmasını şöyle dile getiriyor: “Eşimle flört, aşk gibi şeyler yaşamadık. Bir aile büyüğümüz vesilesiyle tanıştık. Beni iki kez istemişlerdi ama henüz bir cevap verilmemişti. Tesadüfen aynı uçakla umreye gidiyormuşuz. Pilotlar babamın olduğunu öğrenmişler, kokpite davet ettiler. İki katlı bir uçaktı, annemle babam yukarı çıktılar. Orada annemle eşimin annesi karşılaşıyor. İnince hangi otelde kalıyorsunuz, buluşalım gibi bir sohbet gelişiyor. Bunun neticesinde eşimle umrede nişanlandık. Bu karşılaşmanın iyi bir işaret olduğuna inandık.” Bu karşılaşmanın iyi bir işaret olduğuna inanmışlar ama, bu röportajın altında yorumcu bir yurttaşın acılı bir yakınması var. Yüreğim burkuldu. Diyor ki, bu yorumcu kardeşimiz: “Allah, Elit musluman kullarini Umre'ye giderken Ucakta tanistirip evlendiriyor. Bizleri ise, pazarda, bakkalda, manavda, avanta komur, patates kuyrugunda tanistiriyor!” Bu büyük adamımızın küçük kızının bir başka söylemi var ki, işte bu sözler beni yaktı. Diyor ki bu kızımız: “Kurallara uymayı severim. Kural olduğu için zorla uymuyorum, öyle olması gerektiğini düşünüyorum.” A be güzel kızım, tatlı yavrum.. Bu ne biçim tecellidir ki, mıhterem babanızda bulunması gereken özellik sizin kişiliğinizde oluşmuş. Kurallara uymayan bir babanın çocuğu olmak sizi hiç rahatsız etmedi mi? Asıl işi Makine Mühendisliği olduğu halde din ile ve iman ile kafasını bozup Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurallarına uymamayı ilke edinmiş bir baba. Bir siyasi parti kuruyor, konulmuş kurallara uymadığı için parti kapatılıyor. Bir yenisini kuruyor, aynı gerekçelerle o parti de kapatılıyor. Baba yılmıyor, bir baaşkasını daha kuruyor.. Cumhuriyetin yetkili kurulları tarafından o parti de kapatılıyor. Parti son kez kapatılırken bir trilyon liranın nereye ne edileceği belli iken muhterem babanızın bu kurallara uymadığı devletin yetkili yargı mercilerince belirlenmişken ve babanız muhterem “dolandırıcılık” suçundan hüküm giyip cezaevine düşerken bu kurallara uyma huyunuzdan hiç olmazsa birazcığının ona da bulaşmış olması için el kaldırıp Tanrıya dua ettiniz mi? Kim bilir belki, sizin için umre yolunda eşinizle buluşma rastlantısını düzenleyen Allah, belki de madem ona pek itibarı yok, sizin gül hatırınız için babanızı bu yanlışları işlemekten geri durdurabilirdi. Üzüldüm. ...

Not: Ola ki, kimileri için gerekebilir. Bu genç bayanla yapılan röportajın metnine meraklıları şu adresten ulaşabilirler.

hurriyet

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 732
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster