Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '14

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
322
 

Biraz da kitaplar! Okudum ve yazdım!

Biraz da kitaplar! Okudum ve yazdım!
 

Merhabalar herkese,

Bugün blogumda kitaplar üzerine bir yazı paylaşmak istedi. Uzun zamandır aklımdaydı ancak fırsay bulamamıştım. Okuduğum ve çok beğendiğim birkaç kitap var. Bunlar hakkındaki yorumlarımı burada paylşamak istedim diğer kitapseverler için.

Okumayanlar olabileceğinden zevkini çakırmamak için konularından söz etmeyecğim. Belki yazdığım kitaplaro okumayanların ilgisini çeker:)

İlk olarak yaklaşık 2 sene okuduğum 'Uçurtma Avcısı' ve 'Serenad' kitaplarıyla  başlamak istiyorum. İkisi de gayet popüler kitaplar. Bir çoğunuz biliyorsunuzdur zaten. Özellikle de 'Uçurtma Avcısı'

Aslında konu olarak çok farklı da olsalar 2 kitap da bana benzer bir şeyi düşündürdü. Her iki kitabı da okurken savaşın insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini hissettim.

Uçurtma Avcısı'nda Şah devrildi- Serenad Hitler ve Nazi dönemini anlatıyordu. Farklı dönemler ve hikayeler ama 2 kitapda da savaşın insan hayatı üzerindeki olumsuz etkileri  ve sevdiklerinden zorla ayrılmak zorunda kalmaları anlatılıyordu. Bu noktada bir benzeşme var bu kitaplar arasında.

Bunun dışında 'Uçurtma Avcısı' için aslında söylenecek çok şey var. Harika bir kitap. Harika bir dostluk, çok hüzünlü bir hikaye var bu kitapda. Hasan ve Emir arasındaki bağ çok etkileyici. Hasan'ın, Emir'e olan bağlılığı ve sadakati, başına gelen olaylardan dolayı ona hiç kızmaması, Hasan kitabın taktirle karşılanan kahramanı. Emir ise, kitabın sonunda kahraman oluyor bence. Öğrendiği gerçeklerle büyüyor ve Hasan'a karşı olan suçluluk duygusuyla o zaman yüzleşiyor. Kitabın asıl kahramanı Hasan'dır. Ardından Emir'dir. 

Kitabın  bir güzel yanı da o dönemin Afganistanı'nı ayrıntılarıyla okumaktı.

Filmini yapmışlardı bu kitabın. Ancak kitabı kadar beğendiğimi söyleyemem. Zira, kitabı okumasam filmden de birşey anlamazdım. Film senaryo bakımından zayıf ancak görsel olarak iyiydi. Kitapta anlatılan Afganistan'ı görsel olarak iyi sunuyordu izleyiciye.

Serenad: 

Serenad, Zülfü Livaneli'nin en muhteşem kitaplarından birisi. Bir okuyucu olarak bu kitapdan çok şey öğrendim. Struma gemisi ve batırılışını daha önceden bilmiyordum. Bu konuyu bu kitapla öğrendim. Serenad'da da insanların savaş yüzünden yaşadığı acıya, ölüme, devletlerin çıkar politikarı yüzünden yok olup giden canlara, azınkların gördüğü zülme, yaşadığı zorluklara tanık oluyoruz.

Eb etkileyici yanı gerçek olması ir kere. İnsan hem dünyada hem kendi ülkesinde yaşanan olaylarla yüzleşiyor. Geçmişin ölüm dolu kanlı günlerini görüyor. Bilmeyenler de benim gibi öğreniyor.

Zülfü Livaneli'nin dili de çok akıcı olduğundan bir çırpıda okunuyor kitap. Hiç sıkmadan.

Bir de hüzünlü bir aşk hikaysi var ki kitapda hem hüzün dolu hem acı. Gerçek olduğunu bilerek okumak daha çok üzüyor insanı. Geçmişte insanlar neler yaşamış diyorsunuz.  Bir yerde yarih kitabı özelliğ taşıyor. Bu kitabın bana kazandırğı da, Struma'yı öğrenmek oldu.

Böğürtlen Kışı:

Günümüz Amerikan edebiyatının son örneklerinden bir kitap. Bu da oldukça sürükleyici. Ben kitap okumayı sevmeme rağmen çok hızlı olumayamam kitapları ancak bunu 1 haftada bitirdim. 

Kitabın 2 zamanı anlatıyor olması  daha da heyecanlı bir hale getiriyor olayları. İnsan olayların birbirine nasıl bağlacağını görmek için sabırsızlanıyor.

Bir 1933'ü bir 2013'ü merak ettiriyor.

Sonu da tam bir sürpriz.  Gerçekten konular birbirine çok zekice bağlanmış. Kurgusu çok güçlü bir kitap.

Kahperengi:

Aslında geçen sene dizye uyarlandıktan sonra okuduğum bir kitap. (Kanal D'de yayınlanan Merhamet dizisi)

Hani hep derler ya,  bir kitap diziye ya da filme çevrilirse büyüsü bozulur artık o kitabı okuyamazsın diye.

Burda tam tersi bir durum sözkonusu. Kitabı çok fazla beğenmezken diziyi çok severek izledim.

Dizisi, kitabından daha duygusal, içten, sevimliydi bence. Belki oyuncu seçiminden belki de senaryodan.. belki de her ikisinden de..

Dizi daha çok sevgi ve romantizim üzerine kuruluyken, kitap da sanki  sadece insanın cinsellik duygusunu anlatıyordu.

Deniz ve Narin'in arkadaşlığındaki samimieyet de dizide bir başkaydı.. Kitap da dizideki o duyguyu da alamadım ne yazıkki.. Ama Hande Altaylı'nın dilini sevdim. Akıcı bir uslubu var. Sıkmıyor okuru.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

İtiraf etmeliy ki, polisiye sevmeme tağmen Ahmet Ümit'i ilk kez okudum. Okumaya kesinlikle devam edeceğim.

Ahmet Ümit'in dilide çok güzel. Kitaptaki olay örgüleri de çok iyi. Öyle güzel kurgulanmış ki, kendimi gerçekten cinayet masasındaki bir polis gibi hissettim. Merakla kimin katil olabileceği üzerinde düşündüm.

Kitaptaki en beğendiğim noktalardan birisi de, Gezi Parkı olaylarına ve polis şiddetine yapılan göndermelerdi. Gezi direnişinde ölen gençlerin anılmasıtdı!! Gezi Parkı'na gidip çevreyi savunan ama ardından terörist damgası yiyen direnişçilerin asıl amaçları ve gördükleri şiddet yeniden hatırlatılmı oldu biu kitapla.

Ayrıca, Taksim'in arka sokaklarında Tarlabaşı'nda yaşanan insanlık dramları, küçümsedeğimiz ama zavallı insanların, evsiz tinerci çocukların hilayeleri.  O acı hayatların hikayesi  de kitabın hüzün yüklü bölümüydü.

Macera tarafı da, katilin kim olduğunu araştırırken ve düşünürken ortaya çıkıyordu.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3912
Kayıt tarihi
: 01.03.13
 
 

Gazetecilik/ Radyo Tv alanlarında eğitim aldım. Şu an aktif olarak çalışmamaktayım. Ancak dizigaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster