Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1197
 

Biraz insaf,biraz merhamet

Biraz insaf,biraz merhamet
 

Görsel alıntı


İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden birincisi insanların düşünebilmesidir.

Düşünen insan iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırabilendir.

Düşünen bir insan, düşünme yeteneğine sahip olduğu andan itibaren düşüncelerine uymayan her durumu ve her şeyi eleştirmeye başlar.

Günlük yaşantımızda anamızı, babamızı, çocuğumuzu eleştiririz.

Sokağa çıkarız ayağımız kaldırıma takılır belediye’yi, işe gideriz amirimizi, kahveye gideriz yönetenleri eleştiririz.

Yani kısacası her şeyi, her kesi ve her durumu eleştiririz. Ve genellikle en iyisini biz biliriz, bizden başka herkes yanılmıştır ve yanlış yapıyor, yanlış düşünüyor deriz.

Elbette eleştiri olmalı. Eleştiri kişisel değil, bilimsel olmalı. Günümüzde çoğu eleştiriler ilgi çekmek içindir.

Toplu ortamlarda insanların ilgisini çekebilmek, varlığını hissettirmek, kendini kanıtlamak maksadıyla başvurulan bir yöntemdir.

Bulunduğu ortama aykırı tavır ve davranışlarla farklı görünmeye, kendine özel bir hava vermeye çalışılır. Olaylara normalden fazla tepki verilir. Hep aynı tavır gösterilir.

Kendilerine yüz vermeyenleri küçümsemek, kasıtlı olay çıkarmak görmediği bir şeyi varmış gibi göstermek.

Kendileriyle ilgilenilmediği veya kale alınmadığı ortamlarda dikkat çekmek için ya da herkesten daha farklı ve özel bir ilgi görebilmek amacıyla şahsiyet gösterileri yapılır.

Öyle olmadığı halde varmış gibi şaşırmış, kızmış ifadeler kullanılır. Daimi surette bir tutuma, bir görüşe, bir eyleme, karşı çıkmayı alışkanlık haline getirilerek bunlara muhalefet edilir.

Peki, eleştirinin dozu nasıl ayarlanmalıdır?

Eleştiren ile eleştirilen kişi arasında normalde var olan saygı, sevgi perdesi yırtılmayacak düzeyde olmalıdır. Bu ölçü aile fertleri gibi yabancılar içinde geçerlidir.

Buna göre evladın babasını eleştirmesi, talebinin hocasını eleştirmesi, küçük kardeşin abisini eleştirmesi hallerinde çok dikkatli bir üslup kullanılmalıdır.

Tenkit edene Münekkit denir, Türkçede tenkit yerine kullanılan “ eleştiri “ bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla incelemek şeklinde tanımlanmaktadır.

Yani tenkit veya eleştiri bir şeyin kusurunu göstermek, ayıbını ortaya koymak, bir kelamın içindeki kusurları ayıklayarak sözdeki güzellikleri ortaya çıkarmak demektir. 

Eksik veya sakıncalı olan bir şeye müdahale edip doğrusunun ve hatasız olanın ortaya çıkması yönünde bir düzeltme çabasıdır.

Eleştiri kanıtsız savlara değil, maddi verilere dayanmalıdır. Dedikodu ile gerçekleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Eleştirinin suç olmadığını kabul etmeliyiz. Eleştiri yaparken hep aynı kalıptan çıkmış sözleri tekrarlamamalıyız.

Normal bozucu ve kırıcı olmayan, geçekleri ortaya çıkaran ve insanların gelişimini sağlayacak biçimde yapılmalıdır.

Eleştiri önyargısız ve dostça yapılmalıdır, işlev ve kapsamı gereğinden fazla abartılmamalı, sağlıksız ve yararsız bir davranış biçimi haline getirilmemelidir.

Kıdem, deneyim ve yaş farkı ileri sürülerek eleştiri yapmayı engelleyici bir olgu haline getirilmemeli, saygılı olmak koşuluyla kıdem deneyim ve yaş ne olursa olsun herkes eleştirilebilmelidir.

Herkesi eşit biçimde kapsayan özeleştiriyi, bir gurur ve onur sorunu haline de getirilmemeliyiz, yanlışı kabul etmenin zayıflık değil, erdem olduğu bilinmelidir.

MB da yazılan yazılar bilimsel değil, biçimsel yazılardır. Her yazarın kendine özgü bir şekli vardır.

MB da yapılan eleştiriler ise genellikle yazarların birbirine yazdıkları yorumlar ve MB un “ Emekliler sitesi olduğu, huzur bahçesi olmadığı “ iddiasından ibarettir.

Peki, huzursuz bir bahçede neden hala yazı yazıyoruz? Mademki MB huzurlu bahçe değil, nasıl güzide site olur.?

Kazara Blog kategorisinde yazı yazan yeni yazarların tümü böyle bilimsel olmayan kişisel olan yorumlarla yazma şevkleri kırılmıştır. O önemli ve değerli arşiv araştırması da bu nedenlerle yapılmamıştır.

Bu tutum ve davranış münekkit yazarı ( eleştirmen, eleştirici )  yalnızlaştırır. Yeni yazarlar MB huzur bahçesi değilse bu sizin eserinizdir. Neden siz kıdemliler bizlere huzurlu bir bahçe tesis etmediniz diye sormazlar mı?

Bakın bazılarımızın bir eli tutunmuş çürük dala, bir ayağımız ise çukurda. Dalın akıbeti meçhul, lakin çukur gerçektir.

Yapmayın sayın münekkit yeni yazarları böyle kırmayınız. Sizin eleştirileriniz bilimsellikten çok ırak, şahsi eleştirilere çok yakındır.

Artık yeni yazmaya başlayan yazarların şevklerini kırmayınız, onları yazmaya teşvik ediniz.

Bir fide fidan olmak için topraktan insaf, bağbandan ilgi bekler. Bir Fidan dal vermek, yaprak açmak, gölge yapmak, bahçede ağaç olmak için rüzgârın merhametini bekler.

Toprağın insafsızlığı, rüzgârın merhametsizliği fideyi topraktan, fidanı bahardan ayırır.

Her canlı umutlarla, hayallerle yaşar. Canlıların umutlarını, hayallerini ilgi çekme adına bitirmeyelim. Dalsız ağaç, yapraksız dal, gölge vermeyen yaprak olmaz.  

Halil olalım sadık ve samimi dost oluruz. Veli olalım durumlardan ve davranışlardan sorumlu oluruz.

Sadık olalım hakikati, doğruyu ve gerçeği buluruz. Hakikati kabul eder, doğru konuşuruz, haksızlık etmeyiz, sözümüzün eri oluruz. Canları kırmayız, canlara kıymayız.

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili hocam Mehmet Bey,bir insanda biraz insaf ve merhamet olmalıdır. Merhametin olmadığı yerde sağlık ve bereket de olmaz. Olsa da uzun ömürlü olmaz...Bu yolda merhametsiz gidenlerin işi uzun ömürlü olmaz....Tarih bunun gerçekleriyle doludur...

Abdülkadir Güler 
 06.02.2016 22:54
Cevap :
Kıymetli öğretmenimiz Sayın Abdülkadir Güler: Evet, yazdığınız gibi biraz insaf, biraz merhamet iyidir. Fazlası zararlıdır.Bizde ne hareket kalmış, ne bereket.Akıllılar hasta olmuş hastaneler yetmiyor,hırsızlar çoğalmış hapishaneler yetmiyor. Böyle bir toplumda sağlıkta gidiyor, uzun ömür çare olmuyor.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   07.02.2016 20:52
 

17.08.2011 tarihinde "MB GÜL BAHÇESİ" diyerek bir blog yazmıştım. http://blog.milliyet.com.tr/mb-gul-bahcesi/Blog/?BlogNo=321520 Bloglara yazmaya başladığımdan beri bu siteyi hobi olarak gördüm, nasıl ki balkondaki çiçekler, nasıl ki beslediğiniz kuşlar kedi vs. işte öyle keyifle yazılıp ve keyifle okunması gereken bir yazım portalı. Böylesi bir düşünüşle yapacağım yorumlar da iç açıcı olmalıydı zaten aksi bir durum bana uygun değil kardeşim Burakgazi, okullar açıldığından beri Mehmet Burak okul öncesi arkadaşlarından eve taşıdığı grip, beraberinde nezle ve öksürük bizim eve demir attı, o zamandan beri birbirimize alıp veriyoruz, dışarıya satalım dedik alan yok sevgili gribimizi. İşte bu yüzden bloglara fazlaca giremiyorum, önce sağlık sonrası önemli değil, Selamlar gönderiyorum size, ailenize ve Mersin'e...

Yurdagül Alkan 
 01.02.2016 16:26
Cevap :
Kıymetli Yurdagül Alkan: Evet Gül bahçesi blogunuzu kırk adet bir birinden kıymetli güller misali yorumlarıyla beraber okudum.Hele Rana İslam Değirmenci kardeşimizin edebiyat deryasından gelen sözlü yorumu güzelin ötesindeydi.Ne yazık ki sayın eleştirmenimiz, sayın kırıcımız o güzel yazıya dahi yorum yazmamış.Mehmet Burak için üzüldüm.Geçmiş olsun Allah acil şifalar versin.Tüm aileye sağlık ve mutluluk diliyorum.Saygılar sunuyorum.   01.02.2016 17:06
 

Kimmiş o çok bilmiş eskimiş sayın blog yazarımız da yeni yazarlarımızın şevkini kırar gibi yaparmış (?) Siz hele bi benim kulağıma gürültü çıkarmadan pısır pısır yapın da öğreneyim kimlermiş sonracıma da onların kalplerini meleklere çimdittireyim ... Benim tahminime göre ya Alamancı blog yazarımız (hani şu halısının altında 50 yuroları depolayan) ya da olsa olsa kendini dünyanın bilgesi ilan eden ama hiç bir şey bilmeyip bilirmiş gibi geçinen kendini beğenmiş bilgeciktir. Ya da olsa olsa odur çünkü az önce Huriye'yi gördüm ağlayarak aşa ki maleye doğru giderdi... Bir zamanlar buranın kralıyım diye kasım kasım kasılan bir balcı Amet vardı. Garantim odur. Onlar da olmadıysa Amerika'dan seslenen Nevyork'lu vatandaşımızdır. Bakın şimdi nasılda çingen damarım kabardı... KAVGA ARADIM BİRDEN...(OHH OLSUN İŞTE ... RESMEN SATAŞMIŞ OLDUM YA BENDE BİRİLERİNE) Yazsınlar şimdi beni de okuyayım onları ... :) Melekler öpsün hepicinizin yüreciklerinden... Kaçtım ben beya... Çav beya ... :)

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 01.02.2016 12:48
Cevap :
Kıymetli,kıdemli,Melekler misali yazan Sayın, Sabiha Rana:Bildiği halde kimmiş diyor:)))kulağıma söyleyin diyor:))) lakin tanıyor, biliyor ve gerçekten samimi arkadaşı!O,Almancı üstelik Başkentli. Bakınız Rana kardeşimiz nasıl kırmadan, dökmeden, tamir edici güzel ve merhem misali sözlerle yorum yazmış.Kendilerine teşekkür ediyorum.Benlik iyi bir alışkanlık değildir.Bu gün yine İğneli-çuvaldız-lı bir blog yazmışlar "Sizde vicdan, sizde insaf, sizde merhamet var mı?" diye soruyor.Yazılar ve sözler de vicdanın, insafın ve merhametin belirtileridir.Bakınız üç bayan yazarımız mesaj yazmış, iyi ki o yazıyı yazdınız, belki kırıcı olmaz diyorlar. lakin onların mesajlarını yayınlamayacağım.Çünkü onlar bizim gururumuz ve onurumuz.Sabiha Rana kardeşimizin ayırdığı zamana, zahmete ve böyle yapıcı yorumuna teşekkür ediyorum. Ailesiyle birlikte hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamasını diliyorum.   01.02.2016 17:01
 

Elinize sağlık, doğruları yazmışsınız.

Kerim Korkut 
 01.02.2016 11:03
Cevap :
Kıymetli Kerim Korkut:Bizim yüreğimizde bunlar zuhur etti ve yazdık.Doğrusunu arz edersek siz kırıcı, yıkıcı değilsiniz.Siz gerçekleşmesi mümkün olmayan hayalcisiniz.Sizin yazdıklarınız boş hayaller olsa da yıkıcılıktan,kalp kırmaktan, benlik gütmekten, ben sadece ben bilirim iddiasından,varlığını hissettirmekten dikkatleri üstüne çekmekten, gençlerin önünü kesmekten daha iyidir.Zaman, zahmet ve iki satırlık yorumunuz için teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Sağlıkla, mutlulukla yaşamanızı diliyorum.   01.02.2016 17:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 7049
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1739
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster