Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
299
 

Biraz Moladan Sonra...

       Özlenmek iyidir. Biraz aradan sonra belki...Özlemekten iyidir en azından !? Derdi, tasası yok! Oturduk yine bir koltuğa; şoför yanı, bayan yanı ya da cam kenarı!

       Öyle hiç anlamam kısa yol yolculugundan, otomatiğe bağlanmış vites gibi değil yolculuk dediğin arada mola verecek kadar uzun olmalı. Bir kır çiçeğinde, bir gökyüzünde, sevinçte, hüzünde durmalı. Acısı kıvamında bir lezzet durağında , dumanı tüten burunda, ışığı is tutan lambada, kokusu taze bir ekmek buharında, yaşı damlayan bir göz pınarında, neşesi hadsiz bir mevsim otağında duraklamalı. Nefesimle buğuladığım camın yüzünde kendimle bir hatırlamalıyım çocukluğun masum soğuklarını. Sıcağıyla ayağımı yakan kumsalları, alınterini yüreğime akıttığım gurbet işçilerini, görmesem de bildiğim dağların kardeşlik kavgalarını yolculuk vasıtasıyla hissetmeliyim.

      Yolda olmak güzeldir. Hayalde, düşte, gerçekte, gündüzde, gecede, yağmurda, güneşte, kışta, baharda...

       Hele ki toplumca yaşadığımız şu zor günlerde en iyisi midir hayal yolculuğu?!... İnsan yıllanmış şarap gibidir. Demli bir mistik çay kıvamında herhangi bir yamaca bakmadan da, yaş aldıkça ağaç tepesindeki kuşu, yerdeki karıncayı, karıncanın yaptığı yuvayı, yüzüne düşen yağmur damlasını daha bir özlüyor ya da hatırlıyor. Geriye doğru akıyor yaşam yolu belki de bir süre sonra.

      Şehirlerin ihtişamlı ışıkları altında parıldamaya alışmış, gözünün şavkından önünü göremeyen bir yol doğurduk kendi içimizde bir yerde. Sonra kendi büyüttüğümüz yalnızlıklara sığınıp çoğaldık ve yine yeşili yeşil, sarısı sarı, mavisi alabildiğine mavi umutlara bağlandık. 

      Ey gözünü yaldızlı ışıltılar bürümüş insanoğlu...! Kuş uçmaz kervan geçmez bir diyar ararken buldu  sonunda kendini, çaresiz. 

      Sonu olmayan bir yolculukta özlem yoktur, arayış yoktur aslında. Yolda bıraktığın bir ayak izi olduysan ya da senden önce aynı yoldan geçmiş bir sefirin, bir canın, gülüşün, sızının izini görüp de bastıysan sen de aynı ize heyecanla, hevesle. Yetişir fazlasına bütün yolculukların.

      Zamanın yahut eskilerin deve kervanlarında taşınırken yükler ya da seksen günde devran edilirken alem; zürafadan, filden, geyikten, ejderhadan yoldaşken bize yıllar... Masallarda uyurken çocuklar ; bir varmış bir yokmuş iken atalarımızın tıngır mıngır salladığı beşik. Beşikten eşiğe düşen ruhlarda üflenirken dibine dünyanın...! Buluştuk yine tarihin tozlu raflarında bir sayfanın.

 

 

 

ETEM SEVİK, Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar azaldı ki meramını edebiyat yaparak yazmak. Ruhuz taş yığınları gibi nesirler, şiirler çoğu anlamız manasız ve ruhsuz... Çok güzeldi... Yüreğinize sağlık efendim

Metin TOPÇU 
 01.03.2021 12:25
Cevap :
Teşekkür ederim sanırım en iyi yapabildiğim şeylerden birisi:)gerçi edebiyat yapmak ifadesi su götürür bir ifade ama hele ki bir edebiyat mezunu için... mühim olan hayatı mümkün olduğunca güzel anlatabilmek belki de... saygılarımla.  01.03.2021 19:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 290
Kayıt tarihi
: 20.11.08
 
 

Yazmayı seviyorum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster