Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
132
 

Birazcık Obsesifim

Birazcık Obsesifim
 

Merhabalar.
Ben, biraz takıntılı biriyimdir. Böyle benim gibi takıntısı olanlara, bir çeşit ruh sağlığı sorunu olan hastalar diyebiliriz. Bu tür ruh sağlığı sorununa tıp dilinde "Obsesif Kompulsif Bozukluğu" denmektedir. Obsesif ruh sağlığı sorununu internet üzerinden biraz araştırdıktan sonra, elde ettiğim bulguların bir kısmı bana uyuyor, bir kısmı da uymuyor. Bu da benim tam bir obsesif kompulsif olmadığımı, birazcık olduğumu gösteriyor. Yani birazcık obsesifim.    

Burada sizle obsesif kompulsif ruh sağlığı sorunları ile ilgili internet üzerinden ulaştığım klasik bilgileri paylaşmaktan ziyade, bizzat kendim de gördüğüm rahatsızlıklardan bahsetmek istiyorum ki, bu daha anlamlı olur.

Her şeyi değil ama, bazı şeyleri kafama takmaya başladım. Bu nedenle artık direksiyon başına geçip araba bile kullanamıyorum. Neden mi? Sağımdan solumdan geçen arabalar sanki yanımdan geçerlerken bana çarpacaklarmış hissi veriyor. Bu da benim panik olmama neden oluyor ve sonuç olarak araba kullanmam mümkün değil. Kurallara riayet ederim ve riayet etmeyenlere de sinir oluyorum. Bu da beni strese sokuyor. Elimden geldiğince sorunlu yerlerden kaçmaya çalışıyorum. Duvardaki eğri duran çerçeve ve asılı her şey beni rahatsız eder. Mutlaka o eğri duran çerçeve ya da asılı şeyi düzeltmek istiyorum. Hatta evimde bir su terazim bile var, gerekirse onu kullanırım. Ancak bir başkasının evinde asla tablo düzeltme işine yeltenmem. Orada kendimi rahatsız olmadan tutabiliyorum.

Plakaları okur, yüksek binaların katlarını sayarım. En kötüsü ne biliyor musunuz? Sorunlardan ve sorunlu insanlardan hep kaçmaya çalışırım. Daha doğrusu insanlardan kaçıyorum. Neden mi? İnsanlar bana çok kötülük ettiler, insanların bana çok zararı dokundu. Bu nedenle tanımadığım her insan, benim için potansiyel birer zararlı, sorun çıkaran ve güven vermeyen insandır. İnsanlara olan güvenim sıfır derecesindedir.

Birine yol göstermeye kalktığım da insanlar, yol gösterdiğim ve bilgilendirdiğim konularda sonuna kadar beni kullanmaya kalkıyorlar ve akabinde bana zarar veriyorlar. Yol göstermesem, aydınlatmasam içim rahat etmiyor,  yardımcı olunca da zarar görüyorum.  Yani kısacası insanlara iyilik etmek, yardım etmek istiyorum, ama karşılığında göreceğim zarar beni fena halde hırpalıyor.

Önemsediğim biriyle tartıştığımı ve bu durumdan dolayı da ziyadesiyle üzüldüğümü farz edelim. Bundan dolayı da o tartıştığım anı tekrar tekrar düşünerek yeniden yaşamış gibi bir hisse kapılıyorum. Baktım ki gündelik hayatımı sekteye uğratmaya başladı, depresif ve gergin bir haldeyim, “en iyisi bu olayı düşünmemeye çalışmak” diyorum ve zihnimi meşgul eden başka işlere ve aktivitelere odaklanmaya başlıyorum. Bir kere iki kere zihnim meşgul oluyor, ama sonra o takıntılı düşünceler davetsizce yine yeniden dünyama giriyor ve başaramadığım için de kaygı meydana geliyor…

Bu takıntılı düşüncelerden kurtulamamakla birlikte yeni bir yöntem geliştiriyorum; kompulsif hareketler. Kompulsiyon, kontrol edilemeyen düşünce ve dürtülere karşı gerçekleştirilen tekrarlayıcı veya görece amaç dolu bir davranıştır veya bir dizi ritüelistik veya basmakalıp kurallardır. Kaygıya neden olan obsesyonların aksine, kompulsiyonlar obsesyonlar sonucu ortaya çıkan kaygıyı ve huzursuzluğu azaltmak veya hafifletmek için bana efor sarfettiriyor. İşte hem obsesyonlar, hem de kompulsiyonlar birleşince ortaya obsesif  kompulsiyon bozukluğu çıkıyor.

Yaşadığım ve karşılaştığım olayların da çok etkisinde kalıyor ve bu olaylar üzerine devamlı hesaplar yapıyor ve kurguluyorum. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı şeklinde devamlı kafamda senaryolar üretiyorum. Bu da benim canımı acıtıyor, huzurumu kaçırıyor, akabinde stresli ve mutsuz bir insan olup çıkıyorum. Daha o kadar çok örnekleri var ki, bu konuda fazla başınızı ağrıtmak istemiyorum.

Bu bağlamda, hepinize her türlü stresten ve takıntılardan uzak sağlıklı, sıhhatli ve afiyet dolu günler diliyorum. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Recep Bey, yazınızın anlatımı çok hoş, ifade edişiniz yani. Kutlarım sizi. Ancak profesyonel bir yardım alıp almadığınızı belirtmemişsiniz. Almıyorsanız alın derim, bir psikologa veya psikiyatri doktoruna görünün derim. Geçmiş olsun, Allah şifa versin.

Dr Atanur Yıldız 
 27.08.2019 17:14
Cevap :
Merhabalar Dr. Atanur Yıldız, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Profesyonel bir yardım almıyorum. Ancak, yardım almak için bir hekime gitmeyi düşünüyorum. Önerileriniz ve geçmiş olsun dileğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla.   29.08.2019 21:08
 

Yazınızı hem okudum hem üzüldüm, kime derseniz de başta kendime size ve diğer biz gibi olanlara.. Bende de takıntılı ve simetri hastasıyım.Koyduğum koyduk yerde kalmalı ve düzgün olmalı. Siz kendinize bence haksızlık ediyorsunuz, bizler gibi olanlar bende Türkiye'nin onda biri kadar vardır. İnsanlardan ziyade hayvanları seviyorum. Onların zararlarını o kadar çok çektim ki, gözüm bile görmek istemez, o denli! İnsanlarla konuşmak zorunluğunu hissediyor muyum? Tabi ki, ama sınırlı, velhasıl benimle konuşmak isteyen bana gelsin yolunu takip ediyorum hocam.. Şiir yazarak resim yaparak kendinizi oyalayabilirsiniz. Allah cc yar ve yardımcınız olsun.. Bir şey dikkatimi çekti, yazılarınıza gelmemişim, düşündüm de o periyot sanırım hasta olduğum dönemlere tekabül ediyordu.. Şükürler olsun daha iyiyim.. Selam ve saygılarımla Allah'a emanet olunuz, sağlıcakla..

gülsen tunçkal 
 26.08.2019 14:54
Cevap :
Merhabalar Gülsen Tunçkal Kardeşim. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Elektronik posta hesabımı açtığım da Milliyet Blog için 3 adet gönderilmiş yorum görünüyordu. Her üç yorumun da ayrı ayrı bloglara olmak üzere tarafınızdan yazıldığını gördüm. Ne kadar memnun kaldığımı anlatamam. Çok teşekkür ederim. Milliyet Blog'da artık yazmamakla birlikte buradaki paylaşımlara pek baktığım da söylenemez. Bu durum için sizden özür dilerim. En kısa zamanda Milliyet Blog platformuna girdiğim de sayfanızı mutlaka ziyaret edeceğim. Bana yaptığınız iyiliği asla unutamam. Hatırlarsanız Danimarkalı bir müslüman kardeşimizin telefon numarasını bulup bana göndermiştiniz. Size de geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık sıhhat ve afiyetler diliyorum. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.   26.08.2019 20:50
 

Ben de takıntılıyım en çok da emin olamama tereddüt, anlattığınız çoğu şeyler bende de var. Ben hem insanlardan kaçıyor hem de insan arıyorum. Ve sizi çok iyi anlıyorum.

Kerim Korkut 
 24.12.2018 16:56
Cevap :
Merhabalar Kerim Korkut, Hoş Geldiniz. Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Hem insanlardan kaçıyorsunuz, hem de insan arıyorsunuz, aynı Diyojen gibi değil mi? Beni anladığınıza da sevindim doğrusu. Selam ve saygılarımla.   08.01.2019 19:29
 
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 434
Kayıt tarihi
: 12.01.12
 
 

Lise mezunu, bir kamu kurumu emeklisiyim. Her konuda okumayı, yazmayı, araştırma yapmayı seviyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster