Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
210
 

Birazdan tek gözü kapalı Korsan dümenin başına geçecek.

Birazdan tek gözü kapalı Korsan dümenin başına geçecek.
 

Süperior Gölünden


Temmuz 2009 da Burcu Göker ve Eric Jenkins'in düğün törenleri için A.B.D Şikago'ya gittiğimizi, hazırlıklar hemen hemen tamamlandığı için düğüne kadar kalan bir haftayı gezerek geçireceğimizi ve eşim, ben, Burcu ve Eric Süperior Gölüne gittiğimizi önceki bloglarımda yazmıştım. Süperior Gölünün dünyanın en büyük tatlı su gölü olduğunu A.B.D ile Kanada sınırının gölün ortasından geçtiğini de gene aynı yazımda anlatmıştım. Bu yazımda  o gölde yaptığımız ve bana çok ilginç gelen bir tekne gezisini anlatmaya çalışacağım.

Göl kenarında otele ulaştığımızda güneş batıyordu. Hava temmuz ayı olmasına rağmen serindi. Uzun bir yolculuktan geldiğimiz için hepimiz yorgunduk. Akşamı güzel bir yemekle sonlandırıp dinlenmeye çekildik. Ertesi sabah harika güneşli bir güne uyandık. Güneşin altında göl kenarında yaptığımız güzel kahvaltı bir gün önceki yol yorgunluğumuzu almış ve bizi o günün gezilerinin heyecanı ile başbaşa bırakmıştı. Eric o gün Süperior Gölünde bir tekne gezisi yapacağımızı söylediğinde sevincim daha da arttı. Zira biz Bodrum, Marmaris, Fethiye de çok tekne gezisi yapmıştık ve bu gezilerin ne kadar güzel ve neşeli geçtiğini biliyorduk. Tekne gezimiz saat 14.00 de gölün iskelesinden başlayacak ve 3 saat sürecekti. Saat 13.30 da tekneye binmek üzere iskeleye gelip gezi teknesini gördüğümde biraz şaşırdım. Zira iskelede duran ve bizim 3 saat gölde gezeceğimiz tekne hiç de daha önce Marmaris ve  Bodrum'da bindiğimiz teknelere benzemiyordu. Daha ziyade okyanusta balık avlamaya uygun büyük balıkçı teknesine benzeyen bu tekne ile nasıl bir gezi yapacaktık. Zaten hava da sabahki güneşli halinden çıkmiş, yavaş yavaş bir sis basmaya başlamıştı. Sanırımn tekne gezimiz benim düşündüğüm gibi zevkli olmayacaktı. Bütün yolcular tekneye binip yerlerimize oturduğumuz zaman şaşkınlığım bir kat daha arttı. Teknenin içi de hiç konforlu değildi. Sadece kenarlarında ve ortada oturma sıraları olan bu konforsuz teknede 3 saat nasıl vakit geçireceğimizi düşünmeye başlamıştım. Tekne saatinde hareket etti. Bir süre sonra gölün ortasına doğru ilerleyen teknenin yanında üstünde iki adam, bir kadın ve canyeleği giymiş bir çocuğun olduğu bir sal belirdi. Saldakiler belli ki gezintiye çıkmiş ve gittikçe artan sisin sonucunda yollarını kaybetmişti. Saldan yardım isteyen kişilere Kaptanın hoperlörle verdiği anonsu hepimiz duyduk. Bizim yanımızdan 3 saat ayrılmayın diyordu kaptan. Kaptanın yolcuları gemimize alıp koruyacağını düşünürken bu umursamaz tavrı benı çok üzdü. Bütün gezi boyunca kapalı alanda olmamıza rağmen üşüdüğümüz teknenin içinde açıkta dolaşan küçük çocuğu düşünüp azap çektim. Tekne bir süre sonra gölün ortasında durdu. İngilizce yapılan izahlardan önemli bir olay olduğunu anladım. Teknenin orsaındaki sırada oturanlar ayağa kalktı ve bizim yanımıza kenarlara dizildi. Teknenin ortasındaki sıralar otomatık olarak katlandı ve teknenin ortası aşağı doğru inmeye başladı. İlk defa gördüğüm bu olayın ılginçliğinden sesim hiç çıkmıyordu. Teknenin ortası aşağı indikten sonra orta yer sürgü kapı gibi açıldı ve cam bir zemin  çıktı. Artık hepimiz  teknenin ortasındaki cam yüzeyden denizin dibini rahatlıkla görebiliyorduk. Teknede bir yandan da miktofon ile anlatılanları dinleyenler sürekli resim çekiyordu. Bu arada anlatılanlara kulak kabartıp, teknenin altındaki cam zemine diikkatle bakınca  aşağıda bir takım gemi kalıntıları odluğunu gördüm. O zaman bu gezinin Süperior Gölünde yıllar önce batmış gemi kalıntılarını incelemek için yapılmış özel bir gezi olduğunu anladım. Gördüklerim çok ilginçti. Onlarca, hatta yüzlerce yıl önce batmiş ama aşağıda bütün haşmeti ile yatan bu gemiler bana çocukluğumda seyrettiğim korsan filmlerini anımsattı. Birazdan tek gözü kapalı korsan, kafasında şapkası ile aşağıda gördüğüm dümenin başına geçecek ve bir yandan da diğer korsan elindeki ganimetleri aşağıda kapısını gördüğüm kamaraya koyacaktı. Gördüklerim beni çok etkilemişti ama etrafımdaki herkes de aynı düşüncelerdeydi. Teknede bulunduğumuz 3 saat süresince bu şekilde 6 gemi batığı inceledik. Natıonal Geografic seyretmeye çok meraklı olan eşime seyrettikleri hiç yabanci gelmemişti. Zira bu kanalda bu gemi batıklarını defalarca göstemişler. Tabii ben daha ziyade dizi seyrettiğim için bu gemi batıklarını ilk defa görüyordum. Bu gezi sırasında yapılan açıklamalardan öğrendiğime göre Süperior Gölünün derinliği her yerinde değişik olduğu için ve bazı yerlerinde bu derinlik çok azalıp,aşağıda derin kayalar olduğu için bu kazalar olmuş ve bir çok gemi bu yüzden batmış. O zamanlar  teknik imkanlar yeterli olmadığından gemiler bu kayaları fark edemiyormuş ve çarpıp batıyormuş.

Gezinin sonuna doğru gördüklerimizden çok etkilenmiş ve yorgunduk. Ben ise karaya yaklaşıp, saldaki çocuğun sıcak bir mekana gideceği hayali ile mutluydum. Karaya çıktığımızda ilk işimiz  sicak bir çay içeceğimiz bir kafeye gitmek oldu. Zira hepimiz çok üşümüş ve gördüklerimizden çok etkilenmiştik. Daha sonra ülkemizde de bir çok gemi batığı olduğunu ve bir çok kişinin bu konu ile ilgilendiğini öğrendim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1056
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster