Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
3389
 

Bireysel sınırlarımız

Bireysel sınırlarımız
 

Herbirimiz, kişisel özgürlüğünün, gücünün ve zayıflıklarının sınırlarının farkındalığına varmalı ve bu sınırlara saygı gösterilmesini sağlamaya çalışmalıyız.Çünkü bu sınırlar, bizim bireysel sınırlarımızdır.Benim özgürlüğüm, senin özgürlüğünün başladığı yerde biter.Eğer kendi yetenek ve zaaflarımızın gücünü bilmezsek, kendi değerimizi ya çok az yada çok üstün sanabiliriz.

Bir çok kapısı olan bir odada yaşadığınızı, ve yaşadığınız odanın kapılarının tokmaklarının dışarıda olduğunu düşünün.Böyle bir durumda, biz içeriden odamızın kapısını kendi seçimimize göre açıp, kapayamıyoruz.Bizim onlara durun girmeyin, müsait değilim demek gibi bir şansımız yok.Savunmasız ve güvensisiz gücümüz başkalarının elinde..

Bireysel sınırlarımızı kullanamadığımız müddetçe kaç yaşına gelirsek gelelim, her zaman için başkaları bize çocuk gibi davranmaya, üzerimizde otorite kurmaya devam eder.Kendi hayatımızla ilgili kararları, kendi kendimize almamıza müsade etmezler.

Gerek iş, gerekse sosyal hayatta olsun çevremizdeki insanlar bize saygı duymazlar. Biz kendi sınırlarımızı bilmezsek, başkalarınında sınırlarına saygı göstermeyi bilemeyiz.Onların sınırlarını ihlal etmeye başlar, sosyal ilişkilerimiz içerisinde, bize ters düşen durumlarla karşılaştığımızda, bağırıp, çağırır, agresifleşir, sosyal hayatı paylaştığımız hiç kimseye tahammül edemez hale geliriz.

Sınırları korumak için kapı tokmaklarını dışarıdan söküp, içeriye takmak gerekir.O zaman içeriye kimin ne zaman gireceğine ancak siz karar verebilirsiniz.Kapı tokmağı içeride olduğunda, orada özsaygı vardır.Özsaygının olduğu bir odada, kendime saygı duyduğum için, başkalarına da saygı duyarım.Doğal olarak kapı tokmağı içeriden açılan bir odada yaşıyorsam, değerlilik ve yeterlilik duygularımda yeterince gelişmiş demektir.

Kapı tokmağı dışarıda olan odalarda yaşayan kişiler, aslında bir türlü büyüyemeyen çocuklardır. Orada gerçek duygulardan korkan, duyguları zayıflık olarak algılayan, pasif agresif davranışlara sahip kişiler yaşar.Bu kişiler hayır demek isterken, evet der, evet demek isterkende sırf karşı çıkmak adına hayır derler. Evetler ve hayırlar, sınırları korumak adına kullanılmadığı sürece, Ruhsal Zekanın sağlıklı bir gelişim göstermesi de mümkün değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kişisel sınırlarınıza müdahalede kullandığınız Hayırlar, ne yazık ki inatçılıkla, uç olmayla karıştırılıyor. Bu bilince genelde ulaşılsa sanırım bu da engellenmiş olur. Sevgilerler...

ROSEMOON 
 06.09.2007 8:53
Cevap :
Yorum ve katkılarınızdan ötürü, teşekkür ederim.  06.09.2007 13:48
 

Sevgili İpek, Mükemmel bir konuyu ele almışşın. Sınırlarımızı, beraber olduğumuz insanlara karşı belirlemek , hayatımızı ve alacağımız kararları belirlememizde büyük etken olduğuna inanıyorum.Fakat sınırlarımızı belirlemek, ekonomik özgürlüğümüzle çok paralel olduğuna inaniyorum. Parasal gücü olmayan insanlar nasıl ailelerinin yada eşlerinin isteklerine boyun eğmek zorunda kaldığını hepimiz görüyoruz.Bu yüzden iyi bir eğitim almanın bize altın bileyzik sağladığı gibi, bahsettin kapının tokmağınıda içeri almamızı sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca yaşamdaki taşları çocuklarımıza iyi oturtan aileler olmalı diye düşünüyorum. Her çocuğun hayatının kapısının tokmaklarını içeride oluşmasını sağlayan bilinçli aileler olmasını dilerim. Ve oğlumun böyle olması için bir anne olarak elimden geleni yaptığımı belirtmek istiyorum.

melda belgen 
 05.09.2007 21:34
Cevap :
Sevgili Melda;yazımla ilgili yapmış olduğun güzel yorum,yazımın içeriğini zenginleştirerek,yazıma yeni bir bakış açısı kazandırmış oldu.Ellerine sağlık,çok teşekkür ederim.  06.09.2007 13:57
 

işte bizim insanımız bunu bilmiyor ve umarım herkes okur.......sevgiler....zadig

Zadig 
 05.09.2007 21:22
Cevap :
Umarım herkes okur,teşekkür ederim.  06.09.2007 8:43
 

haklısın sözkonusu olan kişisel hak ve özgürlüklerin ihlal edimemesiyse tesbitin doğrudur.Ama birde şöyle düşün kapını içeriden kilitleyip dışarıya çıkacağın gün geldiğinde ya farklı bir dünya bulursan ne yapacaksın?yYanlış anlama lütfen bende kapının dışarıdan açılmasına karşıyım.Çünki,özgür olduğumuz en mahrem yer kendi iç dünyamız,ama mesafeli bir yaklaşımla yine de tam olarak kapıları kapatmamalıyız diye düşünüyorum.Tabi söz konusu olan kapı ev kapısı değilse:))) yanlış anlamadığımı ümit ediyorum.karşılıklı saygı ve sevgi her konuda...böylece haklar asla ihlal edilmez.sevgiyle kal:))

hekimoğlu16 
 05.09.2007 17:38
Cevap :
Benim yazımda anlatmak istediğim şey,kapıyı,açıp,kapatma kontrolünü kendi elimizde tutmak.Başkalarına bağımlı olmadan yaşamak.Kendimizi odalara hapsedip,toplumdan soyutlanarak,ancak canımız istediği zaman dışarı çıkıp,çevremizdeki kişilerle sosyalleşmek değil.Kapıları istediğimiz zaman açıp,istediğimiz zaman kapatabilelim.Kontrol tamamen bizde olsun.Yorum ve katkılarınız için teşekkür ederim.  06.09.2007 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 255
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1677
Kayıt tarihi
: 14.06.07
 
 

22.06.1970, İstanbul doğumluyum. Finans sektöründe çalışıyorum. Sanata ve edebiyata büyük ilgi duyuy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster