Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzm Dr Servet Külahçıoğlu

http://blog.milliyet.com.tr/servet.kulahcioglu

13 Şubat '16

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

BİRİ AŞK MI DEDİ ??

BİRİ AŞK MI DEDİ ??
 

BİRİ AŞK MI DEDİ???
Aşk Nedir:
Aşkın   binlerce  yıldır yapılan edebi ve sanatsal  çok çeşitli  soyut tanımlarının ötesinde  son elli yıldır artan  bilimsel çalışmalar ile şekillendirilmiş  somut  bir tanımı vardır:  Aşk beynimizin  kontrolünde salgılanan   çeşitli kimyasal maddeler ile ortaya çıkan ve genlerimizin dizilimi ile değişkenlik gösteren biyokimyasal olaylar zinciridir. Yani kalp-aşk yakıştırmasının aksine aşk beyinde başlar, beyinde gelişir ve beyinde biter. 
Evrimsel bakış açısı  ise aşkı  insanların başarılı üremelerini sağlayan bir uyum mekanizması olarak tanımlamıştır. 
Psikoloji biliminden bir bakış açısı istersek Amerikalı psikolog Doroty Tennov ‘a ait  olan :’’normal insanlarda bilişsel etkinliği devre dışı bırakan , sevilen kişiye yönelik bedenin verdiği duyarlı tepki olarak tanımı verebilirim ki  bana göre beynin vücuda bir oyunu olan aşkın en güzel tanımı budur. 
Aşkın başlangıcında ve devamında  beyinde değişik bölgelerde uyarılar oluşur ve çeşitli kimyasal maddeler/hormonlar salınır.
Hormon Nedir?
Hormonlar vücudumuzda haberleşmeyi düzenleyen kimyasal maddelerdir. Bu maddelerin salınımı beyinde bulunan hipotalamus  hipofiz sistemi  tarafından  kontrol edilir.  Hormonlar  vücudun  iç  dengesini, büyüyüp gelişmesini, üreme ile ilgili olayları,  ruhsal durumumuzu düzenler.
Aşık olmamıza ve aşkın sürdürülmesine ve belki sonrasında yerini sevgi ve bağlılığa bırakmasına yol açan bu hormonlar/kimyasal  maddeler  şunlardır:
 
Dopamin: 
Dopamin  kendimizi iyi hissetmemizi  sağlayan  coşku ve keyif  veren  kimyasal bir  maddedir. Dopamin  ne  kadar çok artarsa kişi o kadar ağır  aşk belirtileri gösterir.  Dopamin nedeniyle aşık olunan kişi akıldan çıkarılamaz, tutku ve bağlılık oluşur.  Fazla  salınan  dopamin  ile kişi daha hareketli, daha dağınık olur, konsantrasyonu bozulur.  Aşktan uzaklaşıp  dopamin miktarı azalınca uyuşturucu madde yoksunluğuna bağlı belirtiler ve depresyon oluşur. Ve aşık kişi bu güzel duyguları tekrar yaşamak,  kaybettiği aşkı yeniden  elde etmek için çabalar. 
 
Serotonin: Mutluluk Hormonu
 Mutluluk hormonu olarak bilinen  serotonin  yükseldiğinde kişinin ruhsal durumu düzelir, enerjisi artar, keyifli olur.  Bu etkilerinden ötürü depresyon ve başka diğer psikolojik hastalıkların tedvisinde kullanılan ilaçlar serotonin düzeyini yükselterek etki gösterirler.  Yani aşık olmak bizi depresyondan korur!! Ancakkk serotoninin aşırı artışı takıntılı aşık hallerine bürünmemize neden olur.  Yani 
sevgiliye yapılan  cep  telefonu tacizlerinin suçlusu aşırı  serotonindir !!!
Adrenalin ve noradrenalin  :
Aşkın en yoğun en hararetli  olduğu dönemde fazla salınır.  Ayakların yerden kesilmesi duygusunu yaşatan bu hormonlardır. Aşık olan kişide kalbin hızlı çarpmasına, ellerin terlemesine, kan basıncının yükselmesine, heyecanlı ruh haline sebep olur..
Şefkat Hormonu: Oksitosin 
Oksitosin kadın olmanın , anne olmanın temel maddesi gibidir. Kadının cinsellik sırasına zevk almasını, doğumun başlamasını,  emzirme sırasında göğüslerden süt gelmesini bu hormon sağlar.  Çocuk annesinin memesini emdikçe bu hormon artar ve anne ile bebeğin birbirine bağlanmasını sağlar, sevgiyi arttırır.  Aşık sırasındada  oksitosin salınımı artar ve benzer etki ile  aşık olunan kişiye karşı şefkatli  olunmasını sağlar.  Cinsel ilişki sırasında , orgazm sırasında salgılanması artan bu hormon çiftlerin birbirine bağlılığını arttırır.  Aşkın en  parlak döneminde salınımı çok olan  adrenalin ve dopamin  zaman içerisinde azalır , normal düzeye iner ve yerini oksitosine  yani sevgi ve şefkat duygusu oluşturucusuna bırakır.  Aşkın ömrü ile ilgili varsayımlara bir açıklamada  bu oksitosin  olabilir.
Seks Hormonları:
Testosteron ve östrojen ise  seks hormonlarıdır.  Bu hormonlar ilk aşık olma anında ve şehvet oluşmasında etkilidir. Testosteron  kadınlarda az erkeklerde ise çok miktarda bulunur. Her iki cinstede testosteron düzeyinin artması kişilerin  karşıt cinse yönelmelerine neden olur. Testosteron hormonunun yüksek olması erkek cinsi davranış modeline ve çok eşliliğe sebep olur.
Melatonin :
Aşık insanların kanında artmış olduğu gösterilen başka bir maddedir.. Bu madde karanlık odada uyurken salınımı  artan bir  hormondur ve kişinin bağışıklık sistemini güçlendirerek kişiyi hastalıklara karşı korur. Zaten bu özelliği nedeniyle kanser, stres, uykusuzluk gibi hastalıkların tedavisi için kullanılmaktadır. Aşıkken de bu madde artar ve  daha az hastalanmamıza neden olur. Yine aşk bittiğinde acı  çekerken  devamlı  hasta olmamızın sebebi de  bu olsa gerek ..
Feniletilamin: Aşk Molekülü
Çikolatada da bulunan bu  kimyasal maddede  kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlar.  Karşıt cins ile en ufak bir karşılaşmada bile salınımı artabilir.  Bu madde  adrenalin, noradrenalin ve dopamin gibi maddelerin salınımını arttırarak etki gösterir. Kalp atışlarında ve  kan basıncında artma, ellerde titremeye neden olur. Aşırı üretiminde ise  iştahsızlık ve uykusuzluğa neden olur. 
Feromonlar:
Hayvan ve insanların ter, idrar gibi sıvılarında bulunan; karşıt cinslerin birbirine çekici gelmelerine  ve ona yönelmelerine yol açan kimyasal maddelerdir.  Feromonlar koku molekülleri gibi havada ilerler ve insanların burunlarına  yerleşerek beynimize uyarılar gönderirler. 
Kortizol:
Aşk zaman zaman stres yaratan bir olay da  oluverir. Bu anlarda salgılanan kortizol ise mantıklı kararlar alınmasına engel olur. İşte aşkın gözünü kör eden suçlu olarak bunu seçebiliriz…
Aşk İlacı Var mı?
Aşık olmamıza ve bunun devamına yol açan bu maddeler ve yolaklar  ile ilgili çalışmalar arttıkça dışarıdan bu maddeleri  vererek  kişinin aşık olmasını sağlayabilir miyiz ya da aşk acısı bu hormonların düzeyini azaltan ilaçlar ile önlenebilir mi  soruları kafaları kurcalar olmuş ve yeni çalışmalara yön vermiştir.  Özellikle psikiyatristler tarafından aşık olma hali kimi hastalıklara benzetilmiş ve tedavi edilip edilmeyeceği araştırılır olmuştur.
 Belki dopamin düzeyini arttırarak aşkın ömrünü uzatabilir ya da oksitosin vererek kişinin bağlılığını arttırabiliriz.  Kontrolü ele geçirmek hiçte fena olmazdı değil mi?
Doğru insanı bulup ömür boyu aşk ve sevgi ile kalmanız dileğiyle….
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 22.01.16
 
 

Uzm Dr  Servet Külahçıoğlu Tıbbi Biyokimya Uzmanı  Diyarbakır Batı Hastanesi    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster