Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
320
 

Biri beni çimdiklesin

Abdullah Öcalan ile görüşen Aysel Tuğluk’un bu görüşme sonrası yaptığı açıklama beni ifade edemediğim bir düşünce karmaşası ile baş başa bıraktı. Tuğluk, Öcalan’a atfen: "Devlet yetkileriyle çok ciddi ve önemli bir görüşme yaptığını ve bir nevi diyalog sürecinden müzakere sürecine geçildiğini ifade etti. Bununla bağlantılı olarak olumlu gelişmenin aslında devletin çözümden ve barıştan yana bir süreci devam ettirmek istediğini, ancak bu sürecin önündeki engelin siyaset olduğunu söyledi”

Uzun süre düşündüm bu açıklamanın ne anlama geldiğini. Nedeni şu: Yıllarca, devletin (asker-sivil bürokrasi) Kürt sorununda askeri seçenek dışında hiçbir seçeneği düşünmediğini, çözüm olacaksa bile bu çözümün Hürriyet ve İtilaf geleneğini sürdüren Demokrat Parti-Adalet Partisi-Anavatan Partisi-Adalet ve Kalkınma partisi gibi merkez sağ ve muhafazakar partiler tarafından gerçekleştirileceğini ileri süren “Kürt Hareketi” bu açıklamayla bütün söylediklerini tersyüz etmiş durumda.

Bu açıklama, öyle basite alınacak, yenilir-yutulur cinsten değil.

Milyonlarca taraftarı, binlerce kurumu, yüze yakın belediyesi, mecliste grubu, medyası, sendikal örgütlülüğü ve on bine yakın silahlı militanı bulunan bir hareket, otuz yıldır ileri sürdüğü tezlerin tam tersini en önemli ağızdan, hem de şu kritik günlerde gündeme getiriyor.

Bu sözler çok tartışma götürür.

-Ne demek, devlet çözümden ve barıştan yana, buna siyaset engel oluyor?

- Hangi siyaset çözüme ve barışa engel oluyor?

-Bugüne kadar tanımladığınız “Devlet” İttihat ve Terakki geleneğini temsil etmiyor muydu?

-“Devlet”, size göre “asker-sivil bürokrasi-CHP bloku” değil miydi?

-“Devlet”, “Ergenekon” değil miydi?

-Kürt sorununda çözüme engel olan asker-sivil bürokrasi-CHP bloku değil miydi?

- Hani, “Sivil siyasetçiler” Kürt sorununu çözeceklerdi?

- Hani, “Sivil siyasetçiler” bu ülkeye demokrasi getirecekti?

- Ne oldu, ne değişti de bugüne kadar tukaka ettiğiniz “Devlet”ten medet bekler hale geldiniz?

-Daha üzerinden iki ay bile geçmeyen Anayasa değişikliği referandumunda bilumum liberal, muhafazakar, gerici, şeriatçı ve dönme solcularla birlik olup, neo-liberalizmin bu bölgeye yönelik planlamaların yolunu açan düzenlemelere “hayır” demeyerek, “evet” demeye getirmediniz mi?

Bu ülkenin sosyalistlerinin dişiyle tırnağıyla yürüttüğü sınıf mücadelesi ve bu mücadelenin bir gereği olan neo-liberal düzenlemelere karşı çıkma gereği sizi hiç ilgilendirmemişti.

Sosyalistleri, devrimcileri ve solcuları darbecilik ve Ergenekonculukla suçlarken, şimdi yüzünüz kızarmayacak mı?

Şimdi utanmadan devletten medet-çözüm bekliyorsunuz!

Sormazlar mı, yapılan bu “U” dönüşünün nedeni ne diye?

Sadece bu çarkediş değil dahası da var utanılacak açıklamaların.

Şimdi sıkı durun.

Öcalan’ın açıklamalarını ANF Haber Ajansı’nda yorumlayan Erdem Can daha da ileri giderek, yeni trende uygun bir şekilde Türkiye’deki medyayı suçluyor. Şöyle yazıyor Erdem Can: “KCK'nın eylemsizlik kararını 2011 seçimlerine kadar uzatılması Türk egemen basınında bir kez daha görmezden gelinmiştir. Taraf Gazetesi'nin, "Çocuklarımız ölmeyecek" sürmanşeti dışında sorunun ortak bir sorun olduğunu çağrıştıracak hiç bir satır dahi yoktur…Bir kaç köşe yazarı bir yana bırakılacak olursa özgürlükler ve demokrasi konusunda-ırkçısı, ulusalcısı, eskisi solcusu, liberal solcusu- reel sosyalizmin durumuna düşen kalemler de savundukları siyasetle beraber silinmeye mahkum olacaklar.”

Dikkat edilecek olursa asker-sivil bürokrasinin dışında herkesi eleştiren ve Taraf Gazetesi’ne de selam çakmayı unutmayan yazar, “Barışa Fırsat” manşetini atan Evrensel Gazetesi ile “Seçimlere Kadar Eylemsizlik” başlığını atan Birgün Gazetesi’nin adını bile ağzına alma gereği duymamış.Onların söyledikleri bir şey ifade etmiyor.

Ne de olsa sosyalistlerin kitlesel bir gücü ve gündemi etkileyecek politik ağırlıkları yok.

Çok çirkin ve tehlikeli bir süreçten geçiyoruz.

Kürt Hareketi yalpaladıkça ne söylediğini bilemez hale geliyor.

Bugüne kadar ileri sürdükleri temel tezlerin tersini yapar hale geldiler. Bunu yaparken, bir yandan da sosyalistlere dil uzatmaktan kaçınmıyorlar.

Bu gelişmelere ve açıklamalara inanamıyorum.

Yoksa, “Dünyanın Efendilerinin” kendilerine biçtiği misyon bu kadar mıydı?

Ya da biri beni çimdiklesin!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 738
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster