Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '07

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
16631
 

Biri gay diğeri biseksüel iki erkek kedi!...

Biri gay diğeri biseksüel iki erkek kedi!...
 

Mart ayı yaklaşıyor, kediler faaliyette… Zaman zaman rastlıyorum dişi kedi takmış peşine bir ordu erkek kediyi, yakalayan erkek memnun, ama bazen de mutlu sona ulaşamadan dişinin ensesi fazla acıdığından kaçıp kurtuluyor elinden… Haydi bakalım tekrar yakalamak için koşuşturmaya devam… Doğa kanunu bu ama ben bu olaya şahit olduğum zamanlar mutlaka erkeği defetmeye çalışırım. Çünkü dişinin hem canı yanıyor hem de hamile kalmalarından korkuyorum. Doğurunca bir sürü kedi olacak yine sokaklarda, aç kalacaklar yaşamak için mücadele edecekler, yaşam zor onlar için, çöpten beslenmeye çalışacaklar. Hastalandıklarında onları veterinere kim götürecek gibi sorunları yaşamasınlar diye engel olmak istiyorum doğmalarına… Sanki ben o an onları ayırdım da bitti olay, ben gittikten sonra hızla yine başlayacak kovalamaya aynı eylemi gerçekleştirmek için erkek kedi…

Beş yıl Sıraselviler’de çalıştım araştırma şirketinde… Çalışma hayatımın en güzel yıllarıydı onlar. Hem semt olarak güzeldi, öğle tatillerinde İstiklal’de gezinmek dışında sosyal yaşamım daha bir hareketliydi o yıllar. Burnumuzun dibinde tiyatrolar, sinemalar daha sık giderdik haliyle. Kış haricinde akşamları Beşiktaş’a yürümek sonrasında motorla ya da vapurla Üsküdar’a yönelmek… İşe gidiş gelişler bile bir başka keyifti benim için… Bunların yanı sıra şirket de apayrı bir güzellikti, çalışanlar olsun, rahmetli patronum olsun hepsi yüreğimde sevgiyle anacağım bir yer edindiler zaman içinde…

Bulunduğumuz altı katlı binanın üç dört ve beşinci katları şirketimize aitti. Ben dördüncü katta çalışıyordum ve çalıştığım oda binanın arka tarafına bakıyordu aynı zamanda muhteşem bir boğaz manzarasına hakimdi. Aşağıda ise büyük beton bir alan vardı. Üç bina ilerimizdeki sokağın arka kısımları da bu beton alana bakmaktaydı. Bu beton alan üç beş kedinin sürekli mekanlarıydı. O binaların bir katında (işyeri olarak kullanılan bir daireydi) sonradan isminin Sema (adaşım) olduğunu öğrendiğim mimar bir bayan iki ucu iple bağlı gazetenin içine koyduğu yemekleri her gün bu kedilere sarkıtıyordu.

Bu kedilerden iki tanesi sarı renkliydi, hani belirgin bir sarı renk vardır ya kedilerde, Sarman ismi yakışır o kedilere, aynen öyle sarıydılar. Bir tanesi diğerine göre biraz daha küçük yapıdaydı. Ben küçük olanın dişi olduğuna karar vermiştim. Zaten büyük olan o kadar yüksekten görmeme rağmen ben erkeğim diyordu. Kedilerle daha doğrusu tüm hayvanlarla çok ilgili olduğumdan bir kediye baktığımda erkek mi dişi mi hemen anlarım genellikle…

Ben küçük yapıda olanla ilgiliydim en çok, çünkü onun adını bilmememe rağmen Sarman diye seslendiğimde hemen kafasını kaldırıp bana bakıyordu. Sema hanım kedilere yemeği öğle saatlerinde veriyordu, ama kediler sabah saatlerinden itibaren dikiyorlardı gözlerini dairenin bulunduğu üçüncü kata. Hiç gözlerini ayırmadan o kata bakıyorlardı, benim de gönlüm razı gelmiyordu bu kadar beklemelerine bari kahvaltılarını da ben vereyim diye benim Boncuğun kuru mamalarından her gün olmasa da haftanın birkaç günü bir miktarını kağıda sarıp atıyordum beton alana… Günler ilerledikçe Sarman’la aramızda diğerlerine nazaran daha belirgin bir sevgi bağı oluştu… Müdürüm Semra hanıma (kendisi de bir hayvan severdir) “bak ismine de alıştı Sarman deyince nasıl da bakıyor” deyip sevinmiştim…

Bir gün büyük olan sarı kediyi Sarman’ın üzerinde gördüm, çiftleşme eylemini gerçekleştirmek için çabalayıp duruyor. Bende onları ayırma alışkanlığı var ya, o kadar yüksekten isabet ettirmeme olanak olmamasına rağmen, bir şeyler bulup fırlattım ama Sarman da sanki memnun gibi halinden eyleme devam ettiler, artık ben de baktım ki olmuyor, onları kendi hallerine bırakıp çekildim masama. Demek ki doğru tahmin etmişim dedim Semra hanıma, Sarman dişiymiş…

Her gün mutlaka gördüğüm Sarman yok oldu birden bire. Bir, iki, üç gün geçti Sarman yine yok ortada, Semra hanımla istişareler yapıyoruz, acaba ne oldu diye… Baktım olmuyor meraktan öleceğim, öğle tatilinde gidip aramaya karar verdim. Mimar Sema hanımın bulunduğu binayı tahmin edip, sorup soruşturup buldum o daireyi. Zili çaldım, bir genç kız açtı kapıyı… Merhabalar deyip başladım anlatmaya, bulunduğum binayı tarif ettim ve “sanıyorum bu kattan yemek veriliyor kedilere” dedim. Genç kız “evet Sema hanım veriyor” derken topluca vücutlu, güler yüzlü, sevecen bakışlı Sema hanım geldi kapıya… Beni içeri davet etti, benim de adımın Sema olduğunu, kaç gündür Sarman’ı göremediğimi merak ettiğimi anlattım. Sema hanım beni başka bir odaya götürerek “Sarman işte burada” dedi.

Meğer Sema hanım ona Sarman adını takmış, yani hayvan adını biliyor ve Sarman diye seslendiğimde hemen bana bakıyormuş…Tarif ettiğim o boş beton alanda epey yüksekçe bir metre eninde bir boşluk vardı. Zemin yine betondu, bizim yaramaz Sarman oraya düşmüş, Sema hanım oradan zorlukla çıkarttırmış, hemen veterinere götürmüş ve filmde bacağının incindiği, kaburgasının da zedelendiği anlaşılmış. Veteriner bir müddet fazla hareket etmezse iyi olur demiş, Sema hanım da sokakta olursa kontrol edemem diye, ilaçlarını da saatinde vermek için içeri almış.

Olayı öğrendikten sonra Sarman’a yaklaşarak “kızım niye uslu durmuyorsun, bak başına ne işler açtın” diye sevgiyle söylenirken Sema hanım’ın bana “ama Sarman dişi değil ki erkek” demesiyle ağzım bir karış açıldı hayretten… “Nasıl olur” dedim ve gözlerimle gördüğüm olayı anlattım. Sema hanım da şaşırdı ve birlikte karara vardık ki insanlarda olduğu gibi kedilerde de gay olanlar vardı… Anlayamadığım nokta, hadi Sarman’da gay’lik var diyelim, ya diğer erkek kedi nasıl oluyor da Sarman’ı dişi zannedip çiftleşmek istiyor? Acaba o da biseksüel miydi? Benim bildiğim erkek kedi dişiyi kokusundan tanır ve çiftleşmek ister, acaba Sarman hem dişilik hem erkeklik hormonu mu salgılıyordu, bu konuyu veterinere hep sormak isteyip de unutmuşumdur. Dün bizim arka bahçede dişi kediyi kovalayan erkek kedileri görünce yaşadığım bu olay geldi aklıma paylaşmak istedim… : )

Sevgiyle kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıllar önce Milano'da otobüsle giderken birden otobüstekilerin ayağa kalkarak dışarıya baktıklarını ve kahkahalarla güldüklerini gördüm. Durumu kaçırmamak için acele ile baktığımda 3 tane köpeğin arka arkaya (tren gibi)faaliyette olduklarını gördüm. Ne var bunda bu kadar gülecek diye düşünürken ben de durumu farkettim ve gülmeye başladım.

Mehmet Gargacy 
 13.02.2007 18:36
Cevap :
Bu da ilginç, demek ki olabiliyormuş... :)  13.02.2007 23:39
 

Daha önce hiç duymamıştım doğrusu. Çok ilginç geldi.

Ü Zerrin İZCİ 
 12.02.2007 7:38
Cevap :
Zerrincim... Birisi anlatsa inan abartıyor mu acaba derdim, bizzat yaşadığım olaydı, ben de çok şaşırmıştım. Gülümsettin beni yorumunla, teşekkürler canım... Sevgilerimle...  12.02.2007 16:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 203
Toplam yorum
: 2287
Toplam mesaj
: 423
Ort. okunma sayısı
: 1951
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster