Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
128
 

Birileri duysun artık!

 

Birileri dinlesin!

Dün gece televizyonda dizi aralarındaki uzun uzadıya süren reklamları izlerken ya da dinlerken sinirlendiğimi fark ettim. Neye sinirlenmiştim!

Reklamlara neden sinirleneyim dedim kendi kendime!

Tabiki kanallar reklam gelirleri ile yaşıyorlar.

Reklamlara ise yok hayır!

Özellikle son zamanlarda çok daha kaliteli işlere imza atılıyor. Nerede ise mini filmler gibi etkiliyor, görsel ziyafet çok iyi durumda!

O zaman neydi benim derdim?

 

Buldum – Buldum.

Arşimed gibi bağırdım.

Kızım ve kızkardeşimde şaşırdılar.

“Ne oldu?”

“Yahu…” dedim.

“Yahu, bizde devlet tiyatroları var, bizde şehir tiyatroları var, bizde özel tiyatrolar var.

Bizde kendini her anlamda yetiştirmiş sanatçılarımız var,

Bizde bu konuda yıllarını vermiş üstadlarımız var.”

“EEE…” dediler.

“Var tabi, kim yok diyorki?”

“Neredeler?”

“Nasıl neredeler!”

“Reklamlara dikkat edin Allah Aşkına.

Seslendirenlere bakın, üç bilemediğiniz dört isim. Birkaç tanede diğerleri...

Bizim bu reklam cıngıllarını seslendirecek; Okan Bayülgen’den, Halit Ergenç’ten, Selçuk Yöntem’den ve adını hatırlayamadığım birkaç seslendirenden başka seslendirme yapacak sanatçılarımız, oyuncularımız, tiyatrocularımız, konuşmasını bilen, sesini iyi kullanan kimselerimiz yok mu? Onlara ulaşmak mı zor?

Yoksa bunda da çok ama çok şöhretli mi olmak gerekiyor.

Koskoca bir firmanın ürünlerini seslendirmek için illa Kanuni Sultan Süleyman’ın sesine mi, yoksa Aşk-ı Memnu’ndaki Adnan Beyin sesinemi, ya da her yerde olan, her gece olan Okan Bayülgen’in sesine mi ihtiyacımız var.

Niye başkalarına şans tanınmıyor.”

 

Niye – niye – niye?

Gelin siz anlatın.

Bu piyasanın içine giremiyorsunuz.

Mümkün değil.

 

Hiçbir resmi kurum bu kadar korunmuyordur, inanın.

Belli başlı birkaç kişi var onlara patron deniliyor,

Belli başlı birkaç kişi var, onlara televizyonda söz sahibi deniliyor,

Belli başlı birkaç kişi var onlara yönetmen deniliyor,

Belli başlı birkaç kişi var onlara senarist deniliyor,

Belli başlı birkaç kişi var onlara da oyuncu deniliyor.

 

Bu kadar!

Daha bir diziden ayrılmadan diğer diziden teklifi gelmiş, anlaşmasını yapmış, hatta oynamaya başlamış bile oluyor.

Soruyorum sizlere niye?

Neden – Niçin?

 

Nasıl bu kadar önemli bir sanayi, bu kadar az insanın eline bırakılır?

Neden onların keyfiyeti ile hareket edilir?

Neden onlara ulaşılmaz.

Herkese, her zaman ulaşabilirsiniz bunlara ulaşamazsınız.

Sizlere bir mini hikâyecik ya da anektod anlatmak istiyorum.

 

Bir derviş demişki ya ben niye çabalıyorum. Allah her kulun rızkını verir nasıl olsa. Bir hayırevine gitmiş, her övün yemek dağıtılırmış, bir yere geçmiş beklemeye başlamış. Sabah yemek dağıtanlar gelmişler yemekleri dağıtmışlar, bunu göremedikleri için buna vermemişler, öğlen olmuş yine aynı, akşam yine aynı, derviş aç – biilaç ertesi sabah bakmış ki adamlar geliyor, başlamış öksürmeye…

Gelenler sesini duyunca; burada da biri varmış demişler dervişe yemek vermişler.

 

Bu hesabı düşünerek! Bende öksürmeye başladım. Öhöler o kadar arttı ki, herhalde bu gidişle ya zatürre ya da verem beni kurtaramayacak!

 

Bu ortaya karışık gibi oldu.

Ya da yarama tuz basmış gibi de olabilir.

Benimde canımın acıdığı, içimin sıkıldığı bir olay bu...

 

Neden aralarına girilmez!

Neden sizi almamak için, yıkılan Berlin duvarı gibi duvar örerler?

 

Bilmek zor mu hayır değil.

Pasta büyük olmasına büyük, parsellenmiş olmasına da gelince doğru parsellemişler ama büyük pastayı boğulana kadar, tükenene kadar yemek istiyorlar!

Sonunda ne olacağını biliyorum. Ama söylemeyeceğim.

 

 

Nazan Şara Şatana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Adı üstünde işte reklam. kim nasıl ederse etsin ama reklamların Tv. de sıralaması beni bayıyor. Dizi süresi kadar reklam süresi belki aşıyor ona da eyvallah. Ama bir de resmen aptal yerine konulunca gerçekten aptal oluyorum. Dizi bittikten sonra sanki saniyeleri saydırıp başlayacak gibi yeniden reklama girip bir de dizinin bitivermesi yok mu? Bir de ünlü sağlığımızı düşünen sakamız var. Sağlık işlerini bırakıp su ticaretinden sonra sallama yaparak çay ve yatak reklamlarına dalmazsa şaşmam derken, acaba muayene için kapısında beklerken aylar önceden randevu alsam bir bardak su verir mi diye düşünmeye başlarken Tv. de el sallarken gördüm. Bence en iyi reklam yıldızımız bu sağlığımızı düşünen Prof. Dr.maaş +reklam primi. Sağlık bakanlığına duyurulur. Doktorlara ek iş temini için. Size beni motive eden yazılarınızdan dolayı teşekkürlerimi bildirirken saygılarımı sunuyorum.

ütopik 
 01.06.2012 15:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1575
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4661
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster