Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '07

 
Kategori
Doğa Sporları
Okunma Sayısı
504
 

Bisiklet benim en gerçek dostumdur.

Merhaba arkadaşlar. Blog yazarlığını ilk önce Milliyet gazetesinde gördüm. Demek ki herkes burada kişisel düşüncelerini ve fikirlerini başkaları ile paylasıyor. Ben de sizlere katılıp hem sizlerden bir şeyler öğrenmek hem de bir şeyler yazıp sizlerle paylaşmak istedim.

İlk olarak sizlerle bisiklet konusunda düsüncelerimi paylasmak isterim. Bisiklete bindiğimden bu yana on yıldan fazla oldu, insanların (yanlış anlaşılmasın Türk insanları için söylediklerim) genelde tembel oldukları kanaatine vardım. Neden mi dersiniz?

Bakınız bütün Dünya Çin'lisinden tutun Hollanda'lısından, Alman'ından, Fransızına herkes bisiklete binerken ve oradaki şehirlerde bisiklete binenler için yollar varken burada ne yazık ki bisiklet yolu bir yana bisiklete binenleri adam yerine koymuyorlar bile. Bu beni gerçekten çok üzüyor. Halbuki bisiklet hem spor hem de masrafsız bir ulaşım aracı. Bir de en önemli unsur diğer araçlar gibi çevreyi kirletmiyor. Bir de bu konuya bu açıdan bakmak gerek.

Ne yazık ki bizler Türkler olarak biraz da rahata alışık insanlarız. Eğer bir yere gidecek olursak zahmetsiz gitmek isteriz. Hatta arabanız bile olsa harcanan benzin parasını düsünmeden marşa başar arabamızı yürütürüz tek kişi bile olsak. Her gün sabahları işe gidiş saatlerinde olsun ya da aksamları iş dönüş saatlerinde olsun dikkatinizi çekti mi acaba? Önümden geçen her on binek araçtan en az beşinde yolcu sayısı bir adet olduğunu gördükçe ne zengin milletiz diye düşünmüşümdür. Zengin miyiz acaba? Yorumu size, sevgili okurlarıma bırakıyorum.

Ülkemizde yaklaşık on milyon binek araç var olduğunu düşünecek olursak ve de bunun yarısı beş milyon araç her gün ortalama olarak on kilometre yol gittiğini kabul edersek günde ülkemize ne kadar zarar verdiğini açıkça görürüz. Bunun yanında şehrin trafiği bir yana aracımızın egsozundan çıkan zehirli dumanın havaya yapmış olduğu kirlilik de cabası.

Eğer bunları düşünecek olursak bisiklet insanlar için icat edilmiş en faydalı, en masrafsız tek kişilik iki tekerlekli ulaşım aracıdır diyebilirim. Ve de taşıması da çok kolay olan tek araçtır bence.

Özellikle bisikletle uzun yollara çıkacak olmak insana bir başka heyecan verir. Bu hem zor hem de cesaret isteyen bir iştir. Bu iş için daha önce hazırlanmalısınız. Gideceğiniz uzunluğa göre günler hatta haftalar sürecek bir yolculuk epey hırpalayacaktır sizleri. Her gün ortalama 100-150 kilometre'lik yol yapacaksınız. Gece çok iyi dinlenip ertesi güne tıpkı ilk günkü gibi tekrar yola çıkabilmelisiniz. Tabi ki bazı kişiler bu iş için hemen diyecekler ki ''sen deli misin bu bisikletle nereye gidiyorsun, amacın ne yapmak, otobüsle gideceğin yere gitsene, yollarda düsüp bayılacak hasta olacaksın''. Belki onlar kendilerince doğru söyleyebilirler. Öyle ki otobüsle yolculuk ucuza gelir ama ne kadar yolda harcayacağın yemek, yatacak gibi masraflar fazla olsa da zevke değer. İşte o zevki bisiklete binenler anlayabilir ancak. Bir de soluklanmak için durduğunuz her köyde çocuklar çevrenizi sararlar ve sizden euro veya dolar isterler ''Sizi yabancı zannederek''. Halbuki Avrupa'dan gelen o kadar çok bisikletli var ki. Onlar kilometrelerce pedal basarak günlerce süren yolculuktan sonra buralara yani ülkemize ulaşmışlardır. Ama ne yazık ki bu gibi insanlara biz bile takdir etmiyoruz. Çünkü biz tembeliz ve bu işi sevmiyoruz.

Ne kadar bisikleti bir ulaşım aracı görmesek de o bir ulaşım aracıdır. Bir çeşit spor'dur ve de o bizim için sağlıklı bir yaşam biçimidir. En azından kendimi öyle görüyorum. Düşünebiliyor musunuz işinize bisikletle 45 dakika cıvarında ulaştığınızı, bu demek ki günde siz ister istemez bir buçuk saat sabah akşam spor yapıyorsunuz demektir. Bu da sizin için daha sağlıklı olmanız anlamına gelir. Daha iyi düşünür daha iyi karar verebilirsiniz iş hayatınızda ve de özel hayatınızda. Hani bizler bir yemek sonunda ya da çevremizde bir dost bulamadığımızda bizim en yakın arkadaş dediğimiz sigara'ya sarılırız ya... onu içtikten sonra kendimizi daha huzurlu hissettiğimizi ve daha iyi düşündüğümüzü zannederiz. Bir yerde de öyle. Ama bana göre değil. Çünkü ''sigara dan hiç zevk almam, içenlere de öyle kızıyorum ki hem kendilerine hem de çevrelerine zarar vermekten başka bir şey yaptıkları yok. Ben bisiklete biniyorum ve diyeceksiniz ki yorulmuyor musun, hayır yorulmuyorum aksine daha da bisiklete binesim geliyor. Yaptığım bu işten daha keyif alıyorum' diyebilirim.

Lafın kısası ben burda neyi anlatıyorum ki? Bu iş anlatmakla olmaz. Bisiklet satan yerlere gideceksiniz ve kendinize bir adet bisiklet edineceksiniz. Ve sonunda sürmenin tadını çıkartacaksınız. Nasılmıs? Güzel miymiş? Ah bir şeyi unutuyordum, yola çıkmadan önce bir adet de kask edininiz kendinize. Her tür kazaya karşı basınızı korumak için. Çünkü basıımızın çevresini saran o kafatasın içindeki beyini korumamız lazım. Ne kadar kafatası beyini koruma altına alsa da dış darbelere karşı etkisizdir bir yerde. Benden söylemesi, sonradan söylemediniz demeyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 1220
Toplam mesaj
: 179
Ort. okunma sayısı
: 3123
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster