Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
150
 

Bismillah

Bismillah
 

İçinde yaşadığımız dünyada neler oluyor böyle inanın anlayamıyorum.

Bu sabah diyorum, gün güzel, gün aydın olsun, mutlaka keyifsizlik tohumları filiz veriyor bir yerlerden ve kararıyor sabahın tazeliğinde düşler.

Oysa yaşamak için umuda, tazelenmeye, yenilenmeye ihtiyaç var. Hayata tutunmaya ve kendimize iyi gelecek şeylere ihtiyaç var, en azından benim ihtiyacım var.

Hal böyle olunca da, nasıl bağlanır insan hayata, nasıl anlam katar yarınına, buna kafa yoruyorum. Sevdiğim işler, kendimi iyi hissettiğin işler için, gönülsüzlüğümle savaş veriyorum.

El el üstünde, miskin miskin oturmadım hiçbir zaman, mutlaka bir tık da olsa kendimce üretim için çabaladım. Fakat  bu günler bir farklı, bu günler tıkandı bütün umut sokakları. Ne bir satır yazıyorum umuda  ve  aşka dair, nede bir sesli söz düşüyor güne, dilimde oyaladığım sözcüklerden.

Tamam, yaş elliyi devirdi kabul ediyorum, ama mazeret değil ki bu, yaşın başın ne olduğu önemli mi sahiden, nefes aldığımız sürece değil mi asıl olan. Üretmemek umutsuz kalmak bana göre bir şey değil ki.

Sadece kendimle ilgili değil sorun daha da vahim aslında.

Sanat ve sanatçı kavramları alıp başını gitti sanki, ne televizyon programları, ne de sahne işleri heyecan yüklüyor insana.

Bu gün ne giymesem de neremi göstersem ya da kim kiminle izdivaç yapacak programlarının takibi gibi sıkıcı hayat.

Eskiden bir şarkı dinlediğimde sözlerinde müziğinde başka dünyalara yolcu olurdum, keyif alırdım. Bir sinema filmi izlediğimde hikayesine kapılırdım. Tiyatroya bir başka aşıktım ezberlenen repliklere kafa yorar vücut dilini okurdum soluksuz. Konserler, sanatçıları erişilmez kılan o büyülü işler yok artık, yok ve olanlarına da saygı yok.

Peki ne için yaşıyoruz biz, karın doyurmaksa amaç aç değiliz çok şükür, lakin ruhumuz isyankar, ruhumuz tatminsiz, ruhumuz aç. 

Donuk soğuk insan yüzleri heyecan vermiyor bana. Bir şeyler üretmek istiyorum, üreterek paylaşmak, çoğalmak beslenmek istiyorum, bir şarkı dinlediğimde anlık yolculuklara çıkmak istiyorum, örneğin bir sinema filminde aşkın büyüsünü yeniden hissetmek istiyorum. Herhangi bir konserde bağıra bağıra şarkı söylemek istiyorum. Bir tiyatro izlediğimde ayakta alkışlamak istiyorum mesela, işte bütün bunlar için galiba eksik olanı, düşünce ve üretim özgürlüğü istiyorum.

Neden toplumların moral motivasyonu olan sanat özgür değil ve neden hak ettiği değeri görmüyor?

Oysa bütün negatif duygulardan arınmanın en güzel yolu değimlidir yukarıda söz ettiğim şeyler.

Tiryakiler vardır hani, bir kadeh içki, ya da bir sigara molası için kıvranan. Bilmiyorum nasıl bir duygudur bu, tarif edilebilir mi, hiç başınıza şiir vurdu mu sizin.

Elinizde meşgul olduğunuz işi bırakıp tıpkı tiryakiler gibi şiir molası vermek, aynanın karşısında uzun uzun şiir okuyup rahatlayabilmek, gülmeyin sakın, aynen öyle bu günlerde içimdeki şair kadın sığamıyor yerine hadi hayırlısı .

  Sanat her daim özgürce var olmalı, insanoğlunu besleyen en önemli şey bana göre, sanatın bütün dalları  ve üretim için gerekli olan duygu yoğunluğu, üstü örtülü bu günlerde, küs, bekliyor kendince.

Ay tutulmaları güneş tutulmaları Merkür diye diye, bitmek tükenmek bilmeyen olumsuz olumlamalar yüzünden, moralim bozuluyor inanın. Biraz hayal kurmaya ve kurduğum hayalleri hayata geçirmeye ihtiyacım var. Deniyorum elbette, üzerimdeki rehavetten kurtulmak istiyorum, zira hiçbir anlamı kalmıyor hayatın aksi halde.

Karmakarışık bir dünya üzerinde yaşıyoruz. Şartları olumsuz hale dönüştürmeyi çok iyi beceriyoruz. Kim bilir belki bu geçmişte de böyleydi ama biz ya özlemini bu günlerde daha çok hissettiğimiz sanata sarılıyor görmezden geliyorduk, ya da yaşımız gençti bu kadar derin hissetmiyorduk.

Tarihimizdeki büyük üstatların torunları olarak, bize bırakılan mirasları daha da zenginleştirerek torunlarımıza bırakmak için, yeniden güzel işler için, ayağa kalkmak istiyorum. Kendi penceremden bakabildiğim kadarıyla yeni paylaşımlar için hadi BİSMİLLAH…

AŞK!

Ansızın düştün yoluma, öyle değil! değil aslında

İş başındaydı gizliden gizliye tanrı

Oturdu kalktı! seni bana,beni de, sana yazdı

İşte o karşılaştığımız gün onunda haberi vardı

Aptal saptal bakakalmıştık birbirimizin yüzüne

Günaha girdiğimizi düşünüp utanmıştık ikimizde

Sen biraz daha yüzsüzdün sanki bana göre

Ben gözümü çevirmek istesem de

Hiç oralı olmamıştı gözlerim nedense

Dudaklarımıza kadar inen  sinsi bir gülümseme

Gül kokusuna rakip nefesler birbirinde

Hatırlarsan eğer az sonrada elin elimde

Çekiyordu bizi bize gizlice güçler

İtirazımda yoktu ki niye ertelensinler

Isındıkça ısındı bedenler ve yapıştı birbirine ıslak tenler

İkiden bir çıkmıştı sanki, eksilmemiş artmıştı sanki

Doyumsuz geliyordu yaşanan her an

Aşk mıydı bunun adı? o zaman, sende, yar!

Günler geldi geçti mevsimlerle,  birde yıl, ve son ay,

Üşüyor muyum nedensiz? yok ondan değil, tenim sensiz

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle Merhabalar sayfanıza uğrama nedenim başlığı oldu; talihsiz bir zamana denk gelmiş. Mâlûm propogandaya bile soktular ne yazık ki... Yazı içeriği olarak samimi ve sıcaktı.Şiirde "de- da" ekleri vurgu belirleyicisi olduğundan gözden geçirmenizi öneririm. Memleketimizle birlikte Dünya dahil cadı kazanı gibi kaynıyor. Herkes çıldırmış sanki, unutulan bir şey var ki, o da bu dünyada her şey emanet verilmiş bize. Günümüzün içine düşen ateşin yıkıntılarından kendimizi soyutlamak mümkün değil elbette. Yine de umut yaşamak için gerekli olan tek olgu. Sevgiyle kalın

SAHAFÇA 
 01.10.2015 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 139
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster