Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '10

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
714
 

Bitik Antalya'ya Mustafa Hoca Ne Çare?

Bitik Antalya'ya Mustafa Hoca Ne Çare?
 

Antalya kent merkezine girmek istemiyorum. Ne zaman kentin merkezine yolum düşüyor olsa, içimde başlıyor bir rahatsızlık. Yolun ve izin belli olmadığı, bir trafik keşmekeşinin alıp başını gittiği, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, iğreti bir yapıya dönüşmüş durumda Antalya’nın kent merkezi. Her yer allak bullak. O keşmekeşin içerisine düşenin pek tabiki keyfi yerinde olmaz ve bir an önce o keşmekeşten kurtulmak için türlü çabaların içerisine girişir. Tabiki bu sıkıntının baş müsebbibi geçtiğimiz dönemdeki AKP’li Belediye Başkanı Menderes Türel’in ta kendisiydi. Antalya ile ilgili yazmış olduğum her yazıda, Menderes Türel yönetimine yönelik öfkemi dile getiriyorum. Bu denli rezalet bir yönetim anlayışına yaşamım boyunca hiçbir yerde denk gelmemiştim. Bir kenti onca para akıtarak rezil etmenin resmidir Antalya’nın şu andaki durumu. “Para harcanarak, itinayla bir kent rezil edilir”. Bereket seçim çabuk yetiştide, az kalsın kentin göbeğine kırkbin kişilik bir stadyum konduracaktı muhterem. Kent hepten rezilliğin pençesine düşecekti. Hoş, önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak olan eski otogarın orada bulunan iş merkezi, faaliyete geçtiği anda, ben, kentin vaziyeti manzarasını düşünmek dahi istemiyorum.

Geçen gün bir yerel gazetede “Enkaz edebiyatı yapıyorlar” diye bir haber gözüme ilişti. Güya Antalya’nın CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Akaydın bir yılın sonunda enkaz edebiyatı yapıyormuş. Rezaletin ta kendisi halini almış bir kentte enkaz edebiyatı bile yapılmaz. İnsanın elinden ne gelirki bu kenti düzeltebilmek için. Yapılanı yıkmak bile ciddi bir maddi külfet yaratıyor. Antalya kent merkezini rezil hale getiren iki tane yatırım var. Birisi hafif raylı sistem ki tam anlamı ile rezilliğin resmi, bir diğeri ise alt geçitler ki trafik sorununu çözemediği gibi, var olan sorunu dahada derinleştirdi. Mühendislik hataları dolayısı ile adeta bir ölüm geçitine dönüştü bu yerler. Kaza yüzdesinin bir hayli yüksek olduğunu düşünüyorum bu geçitlerde, zira haftada en az iki tane kaza görmekteyim bu geçitlerde. Kaldıki şahsım olarak mümkün mertebe bu geçitlerden geçmemeye özen gösteririm. Zorunluluk halleri dışında geçitlerin yanına bile yaklaşmam. Buna rağmen ortalama haftada iki tane kazaya tanık oluyorum. En yeni örneğine dün şahit oldum. Mevlana caddesi üzerinde, Mevlana alt geçidine girerken yaşanan trafik kazası ölümlü bir kazaydı ve üç adet ambulans kaza mahalinde bulunuyordu.

Turizmin başkenti olarak ifade edilen Antalya, şüphesizki bu gün var olan halinden kurtarılmayı bekliyor. Antalya’yı mevcut yerel yönetimin var olan güç ve olanakları kurtaramaz. Ancak merkezi hükümetin maddi desteği kurtarabilir. İyi bir parasal destekle hafif raylı sistem kaldırılmalı, alt geçitler kapatılmalı, doldurulmalı (ne kadar uçuk düşünülürse düşünülsün bu önerim), Kent merkezinde bulunan bütün kamu kuruluşları kent dışına çıkarılarak binaları istimlak edilmeli ve istimlak alanları rant beklentisinden kurtarılarak park anlarına çevrilmeli ve üstü park olması gereken bu yerlerin altları otopark haline dönüştürülmelidir. Bu önerdiğimiz hususları Menderes Türel yönetimi yapabilirdi. Nitekim birçok binayı istimlak ettiler, lakin o istimlak alanlarını modern tarzda bir kent yapısına dönüştüremediler. Asat, Atso gibi kuruluşlar kentin dışına çıkarıldı, bunların yanına Hükümet Konağı’da ilave edilebilirdi. Vakıf hastanesi istimlak edildi. Doğru bir yaklaşımdı. Ama sonuç olarak bu gibi yerler ranta tahvil edilince ortaya saçma sapan bir kentsel dönüşüm yapısı çıktı ve Antalyalılara adeta çilenin ne demek olduğunu gösterdi.

Bu günkü yerel yönetimden şahsım adına fazla bir şey beklemiyorum. Zira yapabilecekleri fazla bir şey yok. Beş yılın sonunda dönemlerini tamalayacaklar ve bir şey yapamadıkları için Antalyalılar Mustafa Akaydın’a öfke kusacak ve rüzgâr yine Antalya’yı mahva sürüklemiş olan AKP’lilerden yana esecek. Her şeye bıraktıkları yerden devam ederek, kentin altından girip, üstünden çıkacaklar ve Antalya’yı dahada bir yaşanmaz hale getirecekler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok haklısınız.Çok seyrek gittiğim için midir nedir kent merkezine,bir türlü ne güzergahı,ne de nereden bir vasıtaya binebileceğimi öğrenemedim.Her defasında ayrı bir güzergah,her defasında ayrı bir dolmuş ve durak.Trafik arap saçı,buna Antalyada yaşayanların,yoğun trafik ihlalleri ve alkolle araç kullanışları da eklenince,azraille kol kola gezer olundu ne yazık ki!

perihan reyhan ALKAN 
 14.03.2010 14:58
Cevap :
Perihan Hanım Antalya'nın durumu vahim.Her şey alt üst olmuş. Çözüm için umutsuzum.  15.03.2010 8:31
 

Yinede Mustafa Başkandan çok ümitliyim. Ne kadar zor olursa olsun Antalya'nın sorunlarının üstesinden mümkün olduğunca gelebileceğini düşünüyorum. Siz yine şanslısınız. Ya bu İ.Melih Gökçek gibi birisi başkan olsaydı. Mustafa başkan muhalefettede olsa Antalya'da başarılı olacaktır eminim. Örnek mi?. Yılmaz Büyükerşen.. (naçizane fikrim) dayanmak ve desteği kesmemek lazım. Saygılar..

cevodem1957 
 13.03.2010 17:13
Cevap :
Cevdet Bey, şu andaki görüntü itibari ile baktığımızda Mustafa Hocanın başarılı olması çok zor. Zira başarılı olabimek için öncelikli olarak yapılması gereken şey geçen dönemde yapılan bütün yatırımları söküp atmasıydı. Hafif raylı sistemi kaldırmadığı sürece Mustafa Hoca kent rahat bir nefes alamaz ve bir keşmekeş sürüp gider. Ne varki bedeli ağır olan bir şey Hafif Raylı sistem. Sanırım 300 milyon dolar bir parayı dökmüşler. Atsan atılmaz, tutsan olmaz. Yani anlayacağınız Antalya'nın durumu bir hayli zor.  15.03.2010 8:31
 

Nihat bey, ortaya koyduğunuz vahim tablo çok doğru ve bir o kadar çözümsüz. A ve K Partisi döneminde Antalya korkunç bir ihanete uğradı. "Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür" benzeri bir sözümüz var ya hani, o kadar para ile bir kent ancak bu kadar mahvedilebilirdi. Oluk oluk para akıttılar Antalya'ya; gözleri dönmüşlerin elinden, rant hırsından doğru bir yatırıma dönüştürülemedi. Dediğiniz gibi Akaydın hocanın görev süresi içinde bu tablonun altından kalkması olanaklı değil. Mutlaka merkezi hükümet desteği gerekli, onu da yapmazlar, Antalya'ya ceza olsun diye. Akaydın hocanın bu kadar çaresiz bırakılması da en az 1-2 dönem CHP nin yerel yönetimi alamaması(benim açımdan) demektir. Bir başka deyişle tahrip ustalarına tekrar terk etmek demek turizmin başkentini. Bu kez M.Türel'i de aratacaklarından eminim üstelik!.. Selam ile... H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 13.03.2010 10:29
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum yorumunuza Hüseyin Bey. Kentin halini gördükçe insan kahroluyor. Akıtılan onca para var ortada ama ortaya çıkan tam bir rezalet.  15.03.2010 8:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1097
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster