Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

25 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
477
 

BİTLİS'Lİ MÜCAHİT

BİTLİS'Lİ MÜCAHİT
 

internetten alıntıdır


Annemin evinden çıkıyorum akşama yakın, hemen karşı apartmanın altındaki otobüs durağına geçiyorum. Üstü kapalı bankta biri hem küçük hem de yaşı belli olmayacak kadar çok yaşlı bir adam, diğeri benden birkaç yaş ancak büyük bir kadın oturuyorlar. Kadına 19F geçti mi diye soruyorum kısacık güncel bir selamdan sonra, şimdi geçti yakalayamadım bende onu bekliyorum diyor. Ayaktayım, pencereden beni yolcu eden anneme el sallıyorum. Kadın durumumdan rahatsız kalkıp yer veriyor oturmam için, kabul etmiyorum iyiyim diye. Aşağıdan bir otobüs geliyor, kadınla birlikte bir iki adım atıyoruz numarasına bakmak için, adam yerinden hiç kımıldamadan “O 16F beklediğimiz değil telaşlanmayın diyor. Şaşırıyorum, siz o numarayı oradan nasıl gördünüz diyorum. Neden, benim gözlerim yok mu diye soruyla cevap veriyor soruma.

Kadın ısrar ediyor, lütfen oturun diyerek. Oturuyorum ama merakımdan sadece, dikkatle yanımda oturan adamı inceliyorum konuşma ihtiyacı hissederek. Bedenine ve kafasına göre kocaman kulakları var, babamın uzun ömürlüler büyük kulaklı olur lafı geliyor aklıma. El kemiklerinin üzerinde sadece deri kaplı, iri yaşlılık lekeleriyle birlikte, o kadar zayıf, sağ kaşının hemen yanında iri-iri siyah noktalar. Babam olsaydı temizlerdim cildini diye düşünüyorum içim sızlayarak. Babam bayılırdı onun suratını temizlememe. Elindeki poşette bir şişe su bir de Sözcü gazetesi var. Okuyor mu acaba diye merak ediyorum. Başındaki kasketiyle daha da yaşlı görünüyor. Yaşını soruyorum senli benli, yüzünü bana dönüyor, küçücük gözleri çimbil-çimbil bakıyor (çimbil ne demek bilmiyorum, bizim oralarda cin gibi bakan insanlar için kullanılıyor). 97 diyor yine şaşırıyorum gözlerinin netliğine. Soru sormamdan hoşnut başlıyor anlatmaya, usulca dinliyorum.

Bitlis doğumluyum, 1930 da İstanbul’a geldim, o yıl İstanbul’un nüfusu 350 bin Türkiye’nin nüfusu 13 milyon. Atatürk’ü, İsmet Paşayı, atlı tramvayları gördüm. Mecidiyeköy alabildiğine tarla, yeşillik o yıllarda. Şimdi gökdelenler yükseliyor, iyi bir şey teknolojinin bu kadar ilerlemesi ama ahlak ve insanlık çok azaldı, üzülüyorum. 4 yıl askerlik yaptım ben, torunumun oğlu Şırnak’ta komanda kızım. Şimdi askerliğin süresini kısaltmaya uğraşıyorlar bir de paralı askerlik var, zengin usulü, Fransızların lejyonları gibi. Olur mu öyle şey, anlamam ben bunları. Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar, bu öyle güzel bir ülke ki!

Araya kısa sorular sıkıştırıyorum, maşallahlarla birlikte. O galiba duymadan kaldığı yerden anlatmaya devam ediyor. Eskiden köylü milletin efendisiydi şimdi en garibanı oldu. Dışarıdan hayvan getiriyorlar, etler kararmış ne yediğimiz belli ne yiyeceğimiz, olur mu burası hayvancılığın merkeziydi, şimdiyse…Cebinden bir kart çıkarıyor, şundan bile para alıyorlar, bütün gelişmiş dünya ülkelerinde çok yaşlıların seyahat etmeleri ücretsiz benden indirimli alıyorlar, ben emekliyim, sosyal hakkım öyle kısıtlı ki, yaşama diyorlar sözün kısası. Kartı yerine koyuyor.

Sekiz çocuğum var, hepsi okudu, oğullarımdan biri Amerika’da, diğeri İngiltere’de, kızımın biri de Almanya’da yaşıyorlar. Son kızım okulu birincilikle bitirdi onu da annesi şişkoluğuyla bitirdi kızım. Annesine bakıyor, hayatı karardı evde, İngiltere’de şişkolara ek vergi koyuyorlarmış keşke burada da olsa. Sokakta incele insanları herkes şişko şimdi moda adı obez. Yıllar önce doktor bana yürü amca demişti, hem şişman olmazsın hem kanser... Annem, kendi işlerini son ana kadar yaparak 105 yaşında öldü. Hiç sigara içmedim, arada bir düğünlerde-davetlerde bira içtim o kadar. Hep okudum kızım hep merak ettim.

Ben elim Mücahit amcanın omzunda ona maşallah diyorum yine, dikkatli ol, Allah sana sağlıkla uzun ömür versin diyorum. Ben korunuyorum kızım, ayetler okuyorum, insanın her açıdan inançlı olması çok güzel. Kendine inanacaksın, inandıkların doğru şeyler olacak, vatanına inanacaksın, yaşama inanacaksın, yaşadıklarına, seni yaratana, … Bu bizim otobüs hadi kalkın diyor, otobüs henüz yaklaşmadan, yine şaşırıyorum gözlerinin net görmesine. Şaşkınlığıma tebessüm ediyor, bu gözler öyle şeyler gördü ki kızım otobüsün numarası küçük bir ayrıntı sadece diyor. Otobüste bana yer veriyorlar, onu kimse görmüyor, ilk başta benim dikkat etmediğim gibi, oturmuyorum, yerimi Mücahit amcaya veriyorum, bana dua ediyor, kendini koruduğuna inandığı ayetlere emanet ederek. Ayaklarında derisi çatlamış ama pırıl-pırıl boyalı ayakkabıları. İçimde tarifi imkansız bir sevgi, gözlerim doluyor, son zamanlarda her şey ağlama sebebim mi yoksa bu farklı bir durum mu? Ayrımına varamıyorum. Otobüste yazma ihtiyacıyla doluyum gözlerimin doluluğuyla birlikte.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kevser Hanım diğer yazılarınız ve yorumlarınız gibi bu yazınızı da dopdolu.Geç de olsa yenice okuduğum geniş içerikli bu yazınız bugün gelinen çalkantılı aşamada bile çok önemli.Bütün siyasi ve ekonomik gücüne rağmen İmralı Mahpusunun sözde barış içerikli yol haritasına kapılmış olan AKP'nin kimi yöneticileri de umarım bu gibi milyonlarca hayat hikayesindeki ortak paydayı bir gün anlayacaklardır.Öyle ki hiç bir ayrımcılık duygusuna kapılmadan alış veriş yaptığımız ve tuz ekmek yediğimiz Kürt yurttaşlarımızın 'temsilcisi' olarak acımasız bir terör örgütü ile onun siyasi uzantılarını muhatapmış gibi karşılarına almak sorunu bir türlü aşılamadı.Oysa vur kaççı terörcülerin içinde yetiştikleri o çarpık toplumsal,kültürel ve toprak mülkiyetini de kapsayan ekonomik sorunlar çözülmeden siyaset üretmeye çalışmak ne kadar boş çabadır,değil mi?O teröristler Irak'ta ve Sutiye'de yine mesleklerini sürdüreceklerine göre geride kalan akrabaları ne yapacak?Oysa toplum içinden çürümeye devam ediyor!

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 31.03.2013 14:22
Cevap :
Geçiştirilmemiş yorumunuz için minnettarım Ömer Faruk Bey, keşke söylediğiniz gibi olsa, keşke altında yaşadığımız bayrağımızın ne ifade ettiğini gerçek anlamda anlayarak yaşama ve uygulama imkanımız olabilse etnik kökenleri yok saymadan ama asıl önemli olanın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğunu bilerek ve vatanı kurtarmak adına, şehit kanlarıyla renklenen bayrağımızın üzerine daha fazla kan dökülmeden becerebilsek bunu. Susmaktan hem yoruldum hem insanlığımdan utanıyorum haberleri seyrederken. Yemin ediyorum gerektiği yerde bu can ve tüm kanım helal olsun vatanıma ve bayrağıma. Sağlıkla   31.03.2013 23:14
 

Mücahit amcayı tanıman kadar bizlere de masal tadında anlatman ve farklı bakan yüreğinle güzel kelimelerinle bizleri de aldın sohbetine.Yüreğine sağlık güzel gülen insan...

naz akyol 
 03.12.2010 16:07
Cevap :
Mücahit Amcadan anlatamadığım güzel şeyler de öğrendim, yüreğim mi farklı bakıyor yoksa farkı yaratan gördüklerimiz mi bilemiyorum, sohbetin içine birilerini de alabildiysem öyle çok sevinirim ki hele ne olduğunu anlayamadığım ağlak-zırlak hallerime iyi geldi yorumun. Hepimizin yüreklerine sağlık, sevgilerimle  03.12.2010 16:41
 

her insan ayrı bir hikaye Kevser'im:) otuerup bir banka insanları izlemeyi, hiç tanımadığım bir insanı gözlemlemeyi severim. Ne güzel anlatmışsın... eline sağlık. Bebişlere azz kaldıı:))

sema öztürk 
 02.12.2010 18:20
Cevap :
Kesinlikle her insan bir hikaye arkadaşım, yeter ki anlatmayı ve yazmayı bilelim. İnsanları gözlemlerken insan kendini de daha iyi tanıyor gibi geliyor bana. Hayır sen anlatılanı güzel görüyorsun asıl senin yüreğine sağlık. Bebişler öyle güçlü vuruyorlar ki saydığım şafak umarım tam zamanına ulaşır:))) 9-10 aralıkta yer ayırtıldı hastanede, bekliyoruz bakalım ne olacak, zaman azaldıkça daha bir heyecan var galiba. Sevgilerimi bolca yolluyorum uzun bir süre yetsin diye  02.12.2010 23:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 362
Toplam yorum
: 1585
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 865
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster