Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
405
 

Bitmek

Bitmek
 

Fotoğraf Nilgün Özdemir (Yassıada)


Nasıl ve ne zaman? birden bire mi yoksa yavaş yavaş mı? Uyandığımda bir sabah ya da son sayfasını kapattığımda bir kitabın, dindiğinde yağmur ya da eşiğinden attığımda adımımı.

Bitti, biliyorum ama nasıl?

Korkunç bir ağırlıktı son hatırladığım. Bazen boğazımı sıkan bir ipti. Girdaplara kapılışımdı dönem dönem. Derin derin nefeslerle içimden çıkarabileceğimi düşündüğüm ama başaramadığımdı.

Şimdi bitti. Biliyorum bittiğini ama ne zaman?

Kendim için aldığım papatyaların parasını öderken mi bitti? Kırmızı güllere bir anda sırtımı dönüp, beyaz özgürlükleri tercih ettiğimde belki. Uzun bir yürüyüş sonrası soluklandığım, yalnız da yürüyebileceğimi düşündüğüm o öğlen sonrasında mı?

Elimi uzattığımda sevmek için bir bebeği, ilk kez bizim bebeğimizi düşlemediğimde mi?

Bitti, ‘biz’ yok artık ama ne şekilde?

Şişedeki şarabın bitmesi gibi mi? Cüzdanımdaki paranın ya da çalan bir şarkının bitmesi, kumsalın denizde, denizin ufuk çizgisinde bitmesi gibi mi?

Sinema biletimi tek kişilik aldığımda ya da kaçırdığımızda mı komparsitayı?

Çayımın son yudumunu bardakta bırakıp masadan kalktığımda, bırakıvermiş miydim yoksa oracığa.

Ama hayır, bırakmadım, biliyorum. Bendeydi ve bende bitti ama niçin?

Sözcükler bittiği için olabilir mi? Ki biterdi çoğu kez zaman ama söyleyeceklerimiz bitmezdi. Kağıda dökülürdü öncesi yokluğumuzda ve birbirimize anlatmaya devam ederdi, sonrası yokluğumuzda.

Sözcükler yavaş yavaş eksildi, yazılı notlar kısaldı. Ve bitti.

Hissettim, bitti ama ne uzunlukta bir zaman dilimi içinde? An mı, dakika mı, saat mi?

Doldurmanın yıllar aldığı bir yükü boşaltmak için ne kısa bir zaman değil mi?

Yıllarca süren bir pembe dizideki acıların son bölümde son dakikalarda bitmesine ne çok gülmüştük. Gülelim mi halimize?

Bitti çünkü belki şu an, şu dakika.

Uyudum bir akşam, uyandım bir sabah, yoktu. Açıp kapıyı çıktığımda içimde değildi.

Tek başıma karşılık verdim dost selamlarına; ‘iyiyim’ dedim, gülümsedim.

İçimi acıtmadı güneş, boğazıma dizilmedi sabah simidi.

Açıp pencereleri havalandırdım evimi ve hayatımı.

Sesin uçtu gitti / açık camlardan

Sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her renk, her ton, her desibel, her kot, her sıcaklık, her rüzgar, her su, her basınç, her duygu, her insan ve tek son!*** Şimdi tutku yok, şuh olmak imkansız, kırmızı kayıp ve siyah hakim... Loş, dökük, renksiz bir ortam, tozlu, kirli, yıpranmış mobilyalar, tadsız-tuzsuz bir yalnızlık... Resmi ağızlar, görev gereği selamlar, ruhsuz uyanışlar, farkedilmeyen günler. Süslenmenin de anlamı kalmadı. *** Ve gün de eksildi pencereden. Kuşlar nicedir uğramaz olmuştu.*** Saz yok, söz yok, köz yok.. Yanan da yok, yakan da. Başını çevirip bakan da...Sanırım süre bitiyor... Bu insanlar neden farketmez oldu ritmi artık? *** Mantıklı açıklamalr getirmeye çalışmak boşuna. Sonlu olan bitiyor. Nerde geçti onca zaman? Neyle geçti? Ne alabildim neleri dökerken? Elimde ne kaldı? *** Şuh değilsin, tutkun çekti gitti, kırmızın yok ve sadece siyah kaldı elde...*** Loş ışık, kirli bir oda ve yalnızlık sadece...*** Sevda, insan ve SON... Perde...

KK-Kursad 
 09.04.2008 16:37
 

Sancısız güzel bir bitiş öyküsü. Ne kadar kabul etsek de etmesek de yine de bitişler de BİR GÜN tükenmez mi?

serifsoner 
 30.01.2008 11:39
 

bitiş üzerine yazılan bu dramatik satırlara "yorum" adı altında birşeyler karalamak ne derece doğru bilmiyorum. "Üzülme sana başkası mı yok" cümlesinin acizliyle teselli edecek de değilim. Aşkın bir yanı bozgundur, hem şarabi içip hemde şarhoş olmamayı beklemek bu ruh halinin anlamını yitirmesine neden oluyor sanırım. Şahsen kendi düşüncem Aşksa mevz-u bahis ki bu eşittir paylaşım bana göre, paylaşmalı ne varsa. gazetedeki bulmacayı, sıradaki parçayı, elmanın ısırılan tarafını. Ne bileyim eş anlamlısı bir sürü şeyi, Şayet bitişse bitmeli layıkıyla, hiç bir şeyi kırıp dökmeden aşka dair. Anlarda oldugu gibi anılarda yaşamanın da tadını alabilmeli yani insan.

y0Lcu 
 26.01.2008 17:48
Cevap :
teşekkürler ama teselliyi gerektirecek bir durum yok. "Aşksa mevz-u bahis" suyunun suyu haline getirilip son damlasına kadar tüketilmemeli, sağından solundan çekiştirilip uzatılmamalı, hele aşık olunan kişiyle bir de tutup evlenilmemeli:)) bitişleri de aşkın kendisi kadar severim. "çünkü ayrılık da sevdaya dahil(Atilla İlhan)"  27.01.2008 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 604
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Safça eski konuklarını bekleyen sahil pansiyonlarından birine kaydımı yaptırabilirim. Yine boşaltmam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster