Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
688
 

Bitmeyen aşk, kaybolan umut

Bitmeyen aşk, kaybolan umut
 

Dürüstçe ifade etmek gerekirse, son günlerdeki kadar zolandığımı hiç hatırlamıyorum. Ama en çok neyde zorlandığımı veya üzüldüğümü bilmez bir haldeyim. Umutsuz ve bitkinim. Omuzlarım aşağıya çökmüş bir şekilde sürekli nefesimi tutar halde yakalıyorum kendimi. Bir uyku uyuma isteği var ama uyandığımda da herşey bitsin, geçmiş olsun tıpkı eski günlerdeki gibi hissedeyim olayım istiyorum ama hergün aynı yerde aynışeye uyanıyorum. Hiçbirşey geçmiyor, hiç bir şey bitmiyor. 

Hayatın bütün ağrlığı üzerimde ve ben gögüs kafeslerim kırılmış gibi nefes alamıyorum. Bütün hayalkırıklarımdan yamalayarak yaptığım düş kırıklığı bohçamı alıp gitmek istiyorum buralardan ama kalbime takılan kelepçe ayaklarıma da dolaşıyor. Hiç bir yere kımıldayamıyorum. Ben ki rüzgarın kızıyım kafama estimi gitmem gerekir ama bu defa herşey çok başka. Uzaklara gidemedğim gibi olduğum yerde de kalamıyorum ne yazık ki. En iyisi akıl hastanesine yatmak mı acaba. Dışarısı da ordan farklı değil en azından. Hatta oradakilerin tedavi ile düzelme şansları üstelik.  Nasıl olsa bende de var bir delilik. Olanları aklım almadığına göre. 

Yaşanan hiçbirşeyi aklım almıyor.

Bunları hak etmek için ne yapmış olmalıydım? 

İnsan sadece dürüst ve net olduğu için bu kadar acı çekebilir miydi? Eğer bir ilişkide güven problemi var ise bu kişinin kendisi ile ilgili bir problem midir yoksa karşıdaki ile mi ?  Güven nerede başlayıp nerede bitiyor. Güvensiz bir ilişkide karanlığın içerisinde yürüyor gibisin. Her an birşeye çarpıp düşebilirsin de, tepetaklak yuvarlanabilirsin de. Gözlerimiz göremediği için geleceğimiz de belirsiz gibi geliyor. Yine de insanın aklı vazgeçse de bu ilişkiden kalbi bazen vazgeçmek istemiyor. O son ve belki de tek olan umut kırıntısına bağlanıp kalıyorsun da vazgeçmemek için aklına gelen her gerekli gereksiz bahaneyi sıralayıp kendi kendini de ikna etmeye çalışıyorsun. Böylece sevmek dünyanın en zor işi, en ağır yükü haline geliyor. Birine bağlanmak mutluluk yerine ızdıraba dönüşüyor. Güven kaygısı sevgiyi de btiriyor ve içimizde birşeyler ölüypr. En sevdiğin kişiyle beraber sende ölüyorsun. İçim bir de buna ağlıyor. 

Söylenecek bütün şeyler boş geliyor artık bana. Kelimeler anlamını yitirdi bu aşkın sözlüğünde. 

Düşünceler birbirine karışıp boşlukta savrulup duruyorlar bir meltem rüzgarında...

Aklım gibi bedenim de duyarsızlaşıyor. Gözlerim bir boşlukta ve kalbim kan ağlıyor. Bunca hayal kırıklığının ve acının üzerine ne söylesem, ne yazsam boş geliyor. Üzgün ve yorgunum bir o kadar da umutsuzum. Ahmet Kaya'nın şarkısı gibiyim "içimde ölen biri var". Belki bugun de ölmedim, yaşıyor gibi yapıyorum, yüzümde acı bir gülümseme ...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 298
Kayıt tarihi
: 22.09.14
 
 

24 yıldır iş hayatımın içerisindeyim. Hobi olarak başladığım yoga da daha sonra Yoga eğitme oldum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster