Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
613
 

Bitmeyen gündem türban

Ne zaman ülkenin gerçek sorunları kamuoyunun gündemine gelip tartışılmaya başlansa, hemen kucağımızda buluyoruz “türban” tartışmasını. Toplumun bütün gerçek sorunlarının üzerini örtüyor. İnsanlar, mazlum ve mağdur insanların gerçek mağduriyetinin nedenlerini sorgulayacağına, türbanla yatıp, türbanla kalkıyor.

Sözgelimi; ABD’nin Irak’tan çekilmesinin Ortadoğu’da yaratacağı ve bizleri de yakından ilgilendiren gelişmeler, Kürt sorunundan kaynaklı tartışmalar, Hanefi Avcı’nın kitabının yarattığı sansasyon ve ileri sürdüğü, “Cemaat”in ulaştığı devasa boyut, yüksek yargıda, Adalet Bakanlığı’nın listesinin kazanması ile sonuçlanan seçimler, işsizlik, anadil tartışmaları, kırmızı et ve domates fiyatlarıyla kendini gösteren hayat pahalılığı ve giderek artan toplumsal adaletsizlik, ya hiç konuşulmuyor ya da kamuoyu gündeminde arka sıralarda kalıyor.

Aslında sorun sessiz sedasız çözüm kulvarına girmişti. Üniversitelerde uzun süredir türbanla derslere giriliyordu. Ancak YÖK başkanının, sorunu kaşıyan bir yaklaşımla, üniversitelere bir genelge göndererek, “türbanlı öğrencilerin derslere alınması ve bu durumun tutanakla tespit edilmesini” istemesi, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu tartışmaların beraberinde devam eden, günlük hayatı ilgilendiren kimi uygulamalar ve bu uygulamalara hükümetin gösterdiği yaklaşım, tartışmaların planlı bir şekilde gündeme getirildiği izlenimini uyandırdı. Bu uygulamalara bakacak olursak, ilköğretime türbanla girme girişimleri, alkollü içecek fiyatlarına yapılan zam ve bu zammın gerekçesini açıklayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Biz, zammı Maliye’ye gelir olsun diye yapmadık, insanların sağlığı için yaptık” şeklinde beyanda bulunarak, alkollü içkilere olan yaklaşımı ve son olarakta; Ankara Gazi Üniversitesi'nde düzenlenen, 1.Ulusal Sınıf Öğretmenliği Kongresi sırasında yaşanan tartışmalar. Bu konuyu biraz açmak istiyorum. Türkiye'nin değişik illerinden çok sayıda sınıf öğretmeninin katıldığı toplantının 2. günü 'Sınıf Öğretmeninin Özellikleri' başlıklı oturum yapılırken kürsüye gelen Buca Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Enver Tahir Rıza ; ''Beş yılda, tek öğretmenin aynı öğrencilerle birlikte olması, olumlu değil'' diyor.''bir de cinsiyet sorunu var. Biliyorsunuz, ülkemizde karma eğitim modeli uygulanıyor. Hanım öğretmenler erkeklere iyi örnek olamazlar! '' Bu sözler üzerine birçok katılımcı öğretmen, özellikle kadın öğretmenler toplantıyı terk ediyor. Kamuoyunun gündemine yansımayan bu olay basitçe geçiştiriliyor.

Aslında türbandan da, alkollü içki fiyatlarının arttırılmasının nedenini kendi bakış açısına göre yorumlayan Maliye Bakanı’nın yaklaşımından da, daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. Şimdiye kadar öğrencilerin örtünmesi ile ilgili olarak yürütülen tartışmalar bu kongre ile birlikte öğretmen-öğrenci ilişkilerine, üstelik erkek öğretmen-kız öğrenci, kadın öğretmen-erkek öğrenci ve karma eğitim tartışmalarına uzanmış oluyor. Pedagojik açıdan hiç gündeme gelmemesi gereken bu tartışma eğer büyür ve kamuoyunda tartışılmaya açılırsa eğitimin böğrüne bir hançer gibi saplanacaktır. Bunda böyle öğretmenler, öğrencilerinin saçını okşayamayacak, öğrenci, öğretmenine sarılamayacak, eğitim camiası, bu tartışmalarla belki de hiç olmadığı kadar yara alacaktır.

Türbanın, günümüz koşullarında, kamu alanında sadece hizmet alanlarla sınırlı kalmasını akla yakın bir yaklaşım olarak görüyorum. Aynı şekilde eğitimde de sadece üniversite öğrencileriyle sınırlı kalmalıdır. Aksi halde, toplumda daha büyük yarılmalara ve travmalara neden olabilecek gelişmeler gündeme gelebilir. İlköğretim ve ortaöğretim okullarına türban tartışmalarının girmesi, öğretmen-öğrenci ilişkisini cinselliğe indirgeyen çağdışı tartışmaları beraberinde getirecektir. Toplumun gerçek sorunlarının üzerini örten türban ve türban tartışmaları, bu gelişmelerle beraber günlük hayatı kuşatan ve dinselleştiren bir içeriğe bürünecektir. Günlük hayatın dinselleşmesi ise akla uygun bir yönetim yaklaşımından, din kurallarının hakim olduğu, otoriter bir yönetimin ayak sesleri olarak görülmelidir. Bize düşense, otoriterleşmeye yol açacak uygulamalara karşı, aklın ve çağdaşlığın gereği olan eşit ve özgür bir geleceği savunmaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 176
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 798
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster