Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
490
 

Bitmez ki!

Bitmez ki!
 

Hayatın koşturmaca olduğunu görsek de bunu algılamamız hemen olmuyor.

Yaşamımızın her aşamasında mutlaka uğraşılması gereken bir şeyler, bitirilmesi gereken işler var.
Bazılarımız “tüm dünyanın işini sen mi bitireceksin?” ya da “sen mi kurtaracaksın dünyayı?” şeklindeki son derece abuk soruyu bile soruyor
Halbuki bu insanların bizzat kendileri de bu koşturmacanın içindeler. Her ne kadar başkalarını görseler de...ne yazık ki onlar da benzer işleri yapıyorlar. İstemeseler de (!)

Bu bir türlü bitmeyen işler ve sürekli koşturmaca aslında okula başlamamızla en ciddi startını alıyor. Artık hafta sonu eve getirilen ödevler, hafta içinde yapılacak sınavlara hazırlanmalar, sözlüler, baraj imtihanları, yeterlilik sınavları...sonra birazcık büyüyünce üniversiteyı kazanma telaşı.

Öylesine bir telaş ki bu, öğrencilerin çoğu girecekleri bölümün tam olarak onlara uygun olup olmadığını ve hatta bu konuda yetenek ve meraklarının ne kadar olduğunu bile görmeden çalışıyorlar. Artık üniversiteye bir girilsin ondan sonrası rahat. Ama “rahat” denen şey ufka doğru koşmamız gibi bir şey aslında. Rahat olma durumu diye bir şey yok. Belki çok kısa molalar var o kadar. Onlar da daha uzun sürerse tehlikeli zaten. O yüzden hep bir koşturmaca kaçınılmaz. Eskiden en büyük dert sınavlardan geçmek iken...sonrasında ilk farkedilen şeylerden biri “hayatımı nasıl kazanacağım” sorusu oluyor. Birilerinin kurduğu işlere girmeye çalışıyoruz hem de kafamızda hep bir gün kendi işimizi kurmak hayaliyle. Ne yazık ki çoğumuz, birilerinin işinde o birileri için çalışıyor iş hayatının sonuna dek.
Ekmek parası filan diyoruz. Ekmek parası bizi korkak da yapıyor bir zaman sonra. “Çoluğum çocuğum var” diyerek gözlerimizi yumuyoruz pek çok ve adice dönen dolaplara. Artık sınavlardan geçmek/kalmak stresi çok tatlı bir anı olarak kalıyor hafızalarımızda.

Hep bir şeyler var. “Ohh artık rahatsın işte” lafları büyük bir kandırmacadan ibaret. Sürekli bir şeyler çıkıyor. Siz dursanız da hayat durmuyor. O yüzden siz de duramıyorsunuz.
Koşmanız lazım.
“Aman boş ver” diyemiyorsunuz.
Boş verdiğiniz de, boş veriliyorsunuz.
Büyümek demek sorumluluk almak da demek aslında.
İşte bu yüzden bitmiyor yapacaklarınız ve yapmanız gerekenler. Hayat devam ettiği sürece kalbiniz nasıl tık tık atıyorsa, sağlıklı olduğunuz sürece gözlerinizi nasıl her açtığında çevreyi görüyorsanız ve kulaklarınız etrafınızdaki her türlü sesi size iletiyorsa yapmanız gerekenler de böyle işte hep devam ediyor. Hep bir şeyler var.
Sorumluluk almak, büyümenin de bir göstergesi. Bu “büyümek” ve “sorumluluk” almak tıpkı yalnız yaşayan bir adamın haline benziyor. Tek başına yaşayan bir insanı düşünün, içtiği kahve bardağını dün akşam bıraktığı yerden alıp da mutfaga götürmediği sürece o bardak hep orada kalacak. Aradan 1 ay geçse de kalacak, çürüse de kalacak. Bizzat o bardağı oradan alıp götürmesi lazım. O yapmazsa kimse yapmayacak. Büyümek de böyle bir şey sorumluluklarınızı yerine getirmezseniz, kimsenin sizin yerinize getireceği yok.
O yüzden hiç bitmez bu koşturmaca hayat sürdükçe.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Slm. Hayat- yaşam demek zaten bu demek değil mi? zaten diyeceğim Ama tam olarak değil. Koşturmaca... tamam. Sıkıntılar.... tamam. Yorgunluklar... tamam. Hayal kırıklıkları... vs.... tamam. Ama hayatın tamamen düzensazlık, hile ve dolaptan ibaret hale gelmesi... Tüm etik değerlerle birlikte bütün güzelliklerinde yok olması kabul edilebilir olmamalı.

Ters köşe/NUR 
 02.09.2010 18:50
Cevap :
Zaten hayatin onca zorluguna bir de duzenbazlik, hile de karisti mi iyice zorlasiyor. Hayat hepsinin bir karmasasi galiba...:)  03.09.2010 0:02
 

Büyümeden de bir çok sorumluluk alıyoruz, çişini altına yapmamak gibi, ana ve babaya itaaat gibi, herkesin çocuğundan daha akıllı olmaya çalışmak gibi... İnsan olmak zaten başlı başına bir sorumluluk. Esenkal.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 02.09.2010 9:35
Cevap :
Hele simdiki cocuklar icin hayat daha da zor hep yarismak gibi...yurumeye baslamadan kosmaya calismak gibi...  02.09.2010 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1276
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster