Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '16

 
Kategori
Futbol
 

Biz bu filmi görmüştük

Kiev’deki maçı izlerken bir anda geçtiğimiz Mart ayına gittik. O gün Fenerbahçe’nin Portekiz’de başına gelenler aylar sonra Kiev’de de Beşiktaş’ın başına geldi. İlgisi olmayan bir penaltı, bir kırmızı kart, sonra bir kırmızı kart daha ve yıkılan hayaller… Her yenilgi üzer ama bu şekilde kaybetmek daha bir içini acıtıyor insanın.

Avrupalılar bizi sevmiyor, bizi istemiyor ajitasyonuna girmeyeceğim ama Avrupa futbolunda diplomatik olarak bir ağırlığımız olması gerektiği kesin. Bunun için illa orada bir yöneticimizin olması şart değil. TFF oralara yakın olsun, adamlar bizim ciddiyetimizi ve takımlarımızın sahipsiz olmadığını bilsin yeter.   

Beşiktaş maçının futbola dair yorumu sadece ilk 30 dakika için yapılabilir. Kendine güvenin rehavete çalan dozu, Oğuzhan’ın yine kayıplarda oluşu, Tolgay ve Tosiç’in bireysel hataları derken yenen gol; daha sonra bir kıpırdanma ve top ağlarla buluşturulamasa da bunun habercisi niteliğinde yakalanan pozisyonlar ilk yarım saatin özetiydi ve bu andan sonra yaşananlar ise sadece rakam.  

Futbol öyle bir oyun ki, dünkü maçın ardından dahi birisi çıkıp “yahu iyi ama bütün ihaleyi de hakeme bırakmamak lazım” diyebilir ve onlara karşı somut bir delil sunulamaz; tıpkı 9 ay önce sunulamadığı gibi. Elbette İskoç hakem o penaltı kararını vermese de Beşiktaş kaybedebilirdi fakat mesele o değil. Mesele galibiyet şansının o penaltı ve kırmızı kartla ortadan kalkmış olması. Maçın hakeminin, maçın doğal seyrinden uzak olduğunun kanıtı sadece penaltı pozisyonu değil aynı zamanda Ebubekir’e gösterdiği ikinci sarı karttı. Futbol oyun kuralları kitabında “oyunun ruhu” diye bir kavram vardır. Bu kavram futbolda 2+2 her zaman 4 etmez demektir aslında. Oyunun ruhu ile kastedilen tamamen sübjektif değerlendirmeler değil elbette ama her olayı kendi koşulları altında değerlendirmeyi gerekli kılar bu önemli nosyon. Salı günkü maçta, takımı 4-0 yenik ve 10 kişi olan bir oyuncunun düdükten sonra topa vurmasına sarı kart göstermek hakemlik değil robotluktur ve futbolda maçları robot değil hakemler yönetir.

Taraftar kavgaları  

Kiev kâbusunun bir perdesi de saha dışında yaşandı. Maçtan önce başlayan, maç sırasında devam eden ve nihayetinde maç sonuna sıçrayan büyük kavgalarda can kaybı olmaması en büyük teselli. Rus ve Ukraynalı taraftarların hiç sınırı yoktur. Bu sınırsızlığa güvenlik güçlerinin de yetersizliği eklenince ortaya gerçekten korkutucu tabloların çıkması işten bile değildi. Umarım tüm taraftarlar ülkeye sağ salim dönmüştür veya döner.

Yine de hataları görmek gerek

Beşiktaş, sadece bedenen değil ruhen de çok yoruldu Ukrayna’da. Maç sonunda siyah beyazlı taraftarların havalimanına gidip futbolcularını galip gelmişlercesine karşılamaları bu açıdan önemliydi. Madalyonun diğer tarafında bu skandal maçın Beşiktaş’ın kendi eksikliklerini görmesini de engellememesi gerekir. Bugün detayına girmeye gerek yok ama Kiev’deki haksız yenilginin sonraki maçlarda haklı yenilgilere dönüşmemesi için savunmadaki kurgunun gözden geçirilip orta sahanın da en verimli hale getirilmesi için Şenol Güneş’in her şeyi unutup düşünmesi gerek.

can.nizamoglu@gmail.com     

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 775
Toplam yorum
: 416
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1431
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster