Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
3982
 

Biz bunlara müstahakmıyız acaba?

Biz bunlara müstahakmıyız acaba?
 

Gelir dağılımından, ücret adaletsizliğinden, vurgundan, soygundan, hukuksuzluktan şikayet eder dururuz hep. Milli gelirin kaymağını yiyenler bir yanda, aynı işi yapıp farklı ücret alanlar diğer yanda, karın tokluğuna çalıştırılıp sömürülenler her yanda, hiçbir iş yapmasına ve milli gelirden pay almasına müsaade edilmeyen milyonlar dört bir yanda…

Genç Cumhuriyetten günümüze, Ulusal sanayinin temel direkleri olan ve aralarında Tekel’in de bulunduğu pek çok kuruluş, günün koşulları ve serbest pazar anlayışı çerçevesinde birer birer elden çıkarıldı.

Tekel’in özelleştirilmesinden kim ne kadar pay alır, işsizin aşsızın kaşığına ne çıkar, kimlere istihdam yaratılır bilemem! Ama bu Kurumların varlığı bir nebze de olsa yukarıda sıralamaya çalıştığım adaletsizliğin ve de eşitsizliğin panzehiri gibiydiler…

Cumhuriyetin en köklü kuruluşlarından olan Tekel’de yaşanan ve büyüklerimizin bize aktardığı bir öykü ile bende burada Tekel’e ve ona ait anılarıma son veriyorum…

…1935 yılında Anakara da kurulan bira fabrikasında, hala Almanların çalıştığını gören Atatürk’ün “derhal bizim çocuklar ciddi bir eğitim alsınlar işi öğrensinler ve Almanlar da tez elden ülkelerine dönsünler” talimatı üzerine çalışmalar başlatılıyor.

…1944 yılına gelindiğinde zamanın Gümrük Tekel Bakanı Raif Karadeniz fabrikaya geliyor ve fabrikada bira maister olarak çalışan 8-10 Alman’ı görüp heyete dönerek tipik Karadeniz şivesiyle;

-ha burada şu cavurlar bir toplansın diyor.

…Almanca bilen Özdemir bey’e dönerek,

-söyle onlara govdum onları!

…Özdemir bey biraz sıkılarak, ayıp olmasın diye beraber çalıştığı Alman arkadaşlarına dönüyor diyor ki:

-Muhterem vekilimiz, ülkelerimiz arasında savaş hali neden ile üzülerek sizin ülkenize gönderileceğinizi söylüyor. (1944 yılında, ikinci Dünya savaşının şartları içerisinde Türkiye Almanya’ya savaş ilan etmiştir)

… Özdemir bey’in uzun konuşması Bakan’ın gözünden kaçmıyor dönüyor diyor ki;

-ben ettim bi laf, sen dedin kirk laf, ne dedun?

…Özdemir bey, Almanlara söylediklerini bakan beye tekrar ediyor. Gümrük Bakanı, bunu duyar duymaz fabrika müdürüne dönüyor diyor ki;

-bu adam benden akillidir. Maaşına 50 lira zam yaptım.

…Günün şartlarında Bakan’ın talimatını yerine getirmemek mümkün olmadığı için fabrika müdürünü bir sıkıntı alıyor.

…Çünkü Özdemir bey’in maaşı 50 lira, 50 lira da zam yapılınca maaşı 100 lira olacak. Halbuki fabrika müdürünün maaşı 90 liradır.

…Ertesi günü fabrika müdürü Özdemir bey’i çağırıyor, diyor ki yaz bir istida (dilekçe) bakalım. “Muhterem vekilimiz her ne kadar bana 50 lira zam yapmış ise de, ben 50 liralık zamma müstahak adam değilim: ancak 30 liralık zamma müstahakım”

…Özdemir bey itirazsız bu dilekçeyi yazıyor, maaşı 80 liraya çıkıyor. Müdürle aradaki maaş farkı böylece korunmuş oluyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir anı ve ders alınacak bir durum. Paylaşım için teşekkürler...

Yalnıztürk 
 03.04.2008 23:45
Cevap :
Ne diyelim? Bunları bize müstahak görenlerin Allah müstahakını versin! Selamlar,sevgiler...  07.04.2008 17:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 301
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5637
Kayıt tarihi
: 05.11.06
 
 

Söz konusu Atatürk ve Laik Cumhuriyet ise; asla tarafsız olamam! Ben; İş ve özel hayatımda Cumhur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster